“1930 TARİHLİ ASKERİ CEZA KANUNU DEĞİŞMELİ”
· Kategori: KÖŞE YAZILARI
Siyaset, ekonomi ve toplum araştırmaları vakfı (SETA) tarafından 9 Temmuz tarihinde açıklanan “Askeri Yargı ve Askeri Vesayet” raporu ne açıklandığı zaman nede aradan geçen bu bir aylık sürede kamuoyunda hak ettiği ilgiyi göremedi. Anayasa değişikliği çalışmalarının gündeme geldiği ve yargının verdiği demokratik olmayan kararların gölgesinde bu raporun tartışılması bir elzemdir. Çünkü raporda dile getirilen görüşler ve yapılan incelemeler “Esas”ı görmemizi sağlıyor.
Siyaset, ekonomi ve toplum araştırmaları vakfı (SETA) tarafından Prof.Dr. Fazlı Hüsnü Erdem ve Yrd.Doç.Dr Vahap Coşkun’a hazırlatılan “Askeri Yargı ve Askeri Vesayet” raporunun hazırlanış amacını .SETA, “son yıllarda askeri yargı sistemini çağdaş standartlarla uyumlu hale getirmek için çeşitli yasal değişiklikler yapılmıştır. Bu yasal değişiklik, Türkiye'de öteden beri devam etmekte olan askeri yargı-adli yargı tartışmasını ve Türkiye'deki çift başlı yargı sorununu alevlendirmiştir. bu çalışma, süre giden tartışmalara katkı sunmak amacıyla kaleme alınmıştır.” Denildi. Raporda Türkiye'de ordu, bir bütün olarak sistem içerisinde özerk, imtiyazlı ve üstün bir bu yargılamanın, konumda olduğu belirtilerek “ Bu hegemonik konumunu muhafaza etmek üzere, toplumsal ve siyasal alanını zaman alana birtakım müdahalelerde bulunmaktadır. Bu müdahalelerin etkin olması ve içerisinde kurumsal bir süreklilik kazanması ise, söz konusu müdahalelerin mümkün olduğunca olabildiğince yargı denetiminin dışında tutulmalarına bağlıdır. İşte sınırları son derece geniş çizilmiş genişletmiştir. Kendine has bir askerî yargıya sahip olması, orduya bu imkânı sağlamaktadır.” Diyor.
SETA raporda önerilerini şu şekilde dile getiriyor:
Türkiye’nin çağdaş dünyanın kabul ettiği standartlara uygun bir askeri yargı düzenini kurabilmesi için Anayasa’nın 145. maddesi ya kaldırılmalı ya da ivedilikle değiştirilmelidir.
Askeri mahkeme kararlarının sivil denetime açılması için Anayasa’nın 156. maddesinde yer alan Askeri Yargıtay kaldırılmalıdır. Askeri mahkemeler tarafından verilen kararlar, bir üst mahkeme olarak Yargıtay’da temyiz incelemesine tabi tutulmalıdırlar.
Anayasa’nın 157. maddesinde düzenlenen Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmalı; idari davalar tamamen sivil yargı tarafından karara bağlanmalıdır.
1930 tarihli Askeri Ceza Kanunu, günün ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak, eskimiş bir kanundur. Bu nedenle, sadece askerler tarafından işlenen ve askeri hizmet ve görevle ilgili olan suçları “askeri suç” olarak niteleyen yeni bir askeri ceza kanunu yapılmalıdır.
Askeri hâkimlerin bağımsızlığının sağlanabilmesi için, Askeri Hâkimler Kanunu’nun 12. maddesinde yer alan askeri hâkimin birinci, ikinci ve üçüncü üstleri tarafından verilen “subay sicil belgesi notu” kaldırılmalıdır. Zira bu uygulama, hâkimin bağımsızlığı ilkesine ters düşmektedir.
AMKYUK’nun 2, 3, 4 ve 5. maddelerinde bahsi geçen, hâkim sınıfından olmayan ve hukuk eğitimi almamış subay mahkeme üyeleri kaldırılarak yerine hukuk eğitimi almış hâkimlerin atanması gereklidir.
Askeri mahkemeler, adli yargı teşkilatı içine alınarak -tıpkı İş Mahkemeleri, Çocuk Mahkemeleri, Ticaret Mahkemeleri, Aile Mahkemeleri gibi- uzmanlık mahkemeleri haline getirilmelidir.
Dünyadaki mahkemelerde incelendi
Raporda dünyadaki yargı sistemi de mercek altına alındı. Buna göre; İngiltere'de askeri mahkemelerin kararları, sivil hâkimlerden oluşan Askeri Temyiz Mahkemesi tarafından denetlenmekte ve bu mahkemelerin kararlarına karşı da Lordlar Kamarasına başvurulabilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nde askeri mahkemelerin üzerinde İstinaf Mahkemesi, bunun üzerinde de beş sivil hâkimden oluşan Silahlı Kuvvetler Temyiz Mahkemesi bulunmaktadır. Kanada'da askeri mahkemelerin üzerinde, Federal Mahkeme tarafından görevlendirilen sivil hâkimlerden teşekkül eden İstinaf Mahkemesi bulunmaktadır. Bu mahkemenin kararları da Kanada Yüksek Mahkemesi tarafından incelenmektedir. Fransa'da ikisi sivil, üçü askeri olmak üzere beş hâkimden oluşan Daimi Silahlı Kuvvetler Mahkemesinin kararlarının temyiz incelemesi Yargıtay'da yapılmaktadır. Keza İtalya, İspanya, Portekiz, Hollanda ve Yunanistan'da da askeri mahkemelerin vermiş olduğu kararlara karşı sivil denetim mevcuttur
Raporda öne çıkan görüşler:
Askeri yargının varlığı, ordunun varlığına bağlı olduğuna göre, bu yargının alanı da ordu mensupları ve onların askeri hizmetin ifasından kaynaklanan suçları ve disiplin suçlarıyla sınırlı olmalıdır. Tersinden söylersek, askeri yargı, askerlerin askeri suç kapsamı dışında kalan suçlarında görevli olmamalı ve sivil kişileri yargılayamamalıdır.
Askeri yargının son derece geniş görev ve yetkilerle donatılması, hem suç teşkil eden eylemlerin kurumun içine taşınabilmesine hem de o eylemin cezasız kalmasını mümkün kılacak bir ortamın hazırlanabilmesine imkân sağlamaktadır.
Askerî alanda işlenmek kaydıyla neredeyse askerlerin işledikleri tüm suçların askerî yargının görev alanına girmesinin askere verdiği "güven hissi"dir. Askeri yargının son derece geniş görev ve yetkilerle donatılması, hem suç teşkil eden eylemlerin kurumun içine taşınabilmesine hem de o eylemin cezasız kalmasını mümkün kılacak bir ortamın hazırlanabilmesine imkân sağlamaktadır.
Hiyerarşik bir nitelik arz eden askeri yargı, suç isnadı yapılan asker kişilerin rütbeleri yükseldikçe onlara yönelik soruşturmanın gereği gibi derinleştirilmesini önlemektedir. Bunun anlamı; askerî yargının, alt rütbeliler için özellikle disiplin suçlarına ilişkin yargılamalarda "gerçek bir yargı mekanizması gibi" çalışması, üst rütbelilerin suç teşkil eden eylemlerinde ve ideolojik niteliği ağır basan konularda ise, bir "aklama müessesesine dönüşme ihtimalinin yüksek olmasıdır.


