• Son Yazılarım

  • Bağlantılarım

5233 SAYILI YASA

· Kategori: BASINDA ÇIKANLAR

NEVZAT ÇİÇEK * / ‘Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un çıkmasından bugüne devletin vatandaşına ödediği tazminat miktarı bir milyar dolar. Bu rakamın üç milyar doları bulması bekleniyor.

Türkiye’de 1984 yılından bu yana yaşanan şiddet ortamına bağlı, Olağanüstü Hal uygulanması, koruculuk sistemi, yayla yasağı, kara mayınları, ekonomik nedenler ve altyapı sorunları gibi nedenlerle sayıları milyonlarla ifade edilen insan, geleneksel yaşam alanlarını terk etmek zorunda bırakıldı. Yerinden edilmeyle birlikte tüm maddi ve manevi varlıklarını geride bırakarak, şehir merkezlerine göçen bu insanlar temel yaşam koşullarından yoksullaştı. Başta barınma, temiz su, besin, sağlık ve eğitim gibi en temel yaşam koşullarından mahrum kaldı. Bu durum, başta mülkiyet olmak üzere, konut aile yaşamına saygı, işkence ve kötü muamele yasağı ve seyahat hakları gibi bir dizi anayasal hakların ihlal edilmesine neden oldu. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin 2002 tarihli tavsiye kararında Türkiye’ye birçok öneriyle birlikte ‘yerinden edilenlerin maddi zararların tanzim edilmesi’ çağrısı yer aldı. Bu gelişmeler üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Ağustos 2004’te 5233 sayılı ‘Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’ çıkarıldı. Kanunun çıktığı tarihten bugüne kadar devletin kendi vatandaşına ödediği tazminat miktarı bir milyar dolar. Sonuçlanacak davalarla birlikte bu rakam üç milyar doları bulacak. Açılıma karşı çıkan ve şiddetten beslenenlere bu tabloyu hatırlatmakta yarar olduğu kanısındayım.  

Yasa AİHM’in verdiği kararlar üzerine çıkarıldı


“5233 sayılı yasa, Terörle ve Terörle Mücadeleden Kaynaklanan Zararın Ödenmesi” hakkındaki kanun 2004 yılının Temmuz ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yürürlüğe girdi. Bu kanun; esas itibariyle 1984 yılından bu yana terör ve terörle mücadeleden kaynaklanan nedenlerden, yani yakınını kaybedenler, köyü boşaltılan, köyü yakılan, tarlaları zarar gören ve bağ/bahçelerinde oluşan zararların ödenmesidir. Bu yasanın çıkış amacı da aslında iç nedenlerden çok, dış nedenlerle ilgilidir. Zarar gören vatandaşlar tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) çok yoğun başvuruların olması ve AİHM’in, başvurulan davaları ele alırken, Türkiye aleyhine çok kararlar vermeye başlaması ve Türkiye’nin çok ciddi miktarda tazminat ödemesi sonucu Türkiye, davaları kendi iç hukukunda çözmek için 5233 sayılı yasayı oluşturdu. Türkiye bu yasayı yürürlüğe geçirdikten sonra, AİHM; “Türkiye 5233 sayılı yasa çıkarmıştır, iç hukuk etkilidir ve bu nedenle mahkeme olarak karar verme yetkimiz yoktur” açıklamasını yaptı. Bunun üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde henüz sonuçlanmamış binlerce “mülkiyet hakkı” ihlali ve buna bağlı olarak da yaşam hakkı vb. ihlal dosyaları mahkeme tarafından başvuru sahiplerine iade edilmeye başlandı. Bu yapılmadan önce hükümet tarafından mahkemeye bir başvuru yapılmış, başvuruda 5233 sayılı yasa uyarınca illerde valilikler bünyesinde zarar tazmin komisyonlarının kurulacağı ve başvuruları bu komisyonların değerlendirebileceği, dolayısıyla da mahkeme önündeki dosyaların düşürülmesi talep edilmişti.  


Sekiz yıl bekleyeceğime parayı alırım


Vatandaşlar da bunun üzerine il valiliklerine başvurularını yaptılar. Valilikler tarafından kurulan komisyonlar, vatandaşlara yaşadıkları zararlara ilişkin öneri sundu ve oluşan zararları kendi hesaplamalarıyla belirledi. Bu hesaplamalardan sonra vatandaşlara kabul edip etmemeleri konusunda soru soruldu: “Eğer kabul ediyorsanız sulhname imzalayın, şayet etmeyecekseniz ‘anlaşmaz’sızlık protokolü hazırlayalım, davaya başka yollardan başvuru yapın” gibi öneriler sunuldu. Valiliklerin önerdiği rakamı kabul etmeyenler, bu durumda idare mahkemesine dava açabiliyor. İdare mahkemelerinde davalar ortalama iki yıl gibi bir süre sürüyor. İdare mahkemesinin kararı eğer olumsuz çıkarsa, bu kez Danıştay süreci başlıyor. Danıştay süreci de asgari iki yıl devam ediyor. Böylece dört yıllık bir zaman kaybetme söz konusu oluyor. Bu dört yıllık süreç sonunda, eğer dava açan mağdur olan vatandaş, arzu ettiği sonucu alamadığına inanıyorsa, AİHM'e başvurma hakkına sahip oluyor.. AİHM süreci de yaklaşık dört yıl sürüyor. Tüm bunların toplamı 8 yıl gibi bir süreç ediyor. Vatandaş da burada valiliklerin önerdiği rakamları kabul etmek zorunda kalıyor. Uzun yıllar bekleyeceğime, çok az da olsa valiliğin vereceği tazminatı alayım düşüncesi oluşuyor zarar gören vatandaşlarda. Yani valiliğin önerdiği rakamları kabul eden çoğunluk istemese de kabul ediyorum demek zorunda kalıyor. TESEV için Van’da yasanın işleyişiyle ilgili yaptığımız araştırmalarda Van Yalım Erez Mahallesi’nde bulunan vatandaşların çoğunun umudunun 5233’den gelecek parada olduğunu görmek ve gelecek her miktardaki paraya razı olacaklarını ifade etmeleri çaresizliklerinin göstergesiydi.  


Yasa sadece zarar tazminatı hedefliyor


“Birleşmiş Milletler Uluslararası İnsan Hakları Hukuku” ve “Savaş Hukuku’nun Ciddi İhlalleri Durumunda Telafi ve Tazminat Hakkına Dair Temel Yol ve Gösterici İlkelerine” göre, benzer ihlallere maruz kalmış kişiler, uğradıkları zararın gerektiği ölçüde tazminat talep etme hakkına sahiptir. Bu tazminat ise yerine koyma, zarar tazmini, zihinsel ve fiziksel rehabilitasyon ve sosyal statünün yeniden kazandırılması şeklinde ayrışmıştır. Yine BM İnsan Hakları Alt Komisyonu tarafından kabul edilen “ Mülteciler ve Yerinden Edilen İnsanlar İçin Barınma ve Mülkiyetin Yeniden Tesisine İlişkin Prensiplerde devletlerin sorumluluklarını düzenleyen hükümler yer almaktadır. 5233 sayılı yasa ise bu bağlamda öyle görülüyor ki, sadece zarar tazminatını hedeflemektedir. Yasa, konsept olarak, “geri dönüşü” içermemektedir. Üstelik bu tazmin manevi zararı karşılamayan ve yukarıda belirtildiği üzere birçok eksiklik taşıyan ve şu halde bunu gerçekleştirmeyen bir aksaklıklar zinciriyle yapılmaya çalışılmaktadır. Oysaki söz konusu yasanın genel gerekçesinde, “Kişilere verilen zararlar, ister terör örgütlerinin eylemlerinde, ister terörle mücadele sırasında Devletçe alınan tedbirlerden kaynaklanmış olsun; bu zararların belirtilen ilkeler uyarınca karşılanması, Devlete olan güveni pekiştirecek, Vatandaş-Devlet kaynaşmasını artıracak, terörle mücadeleye ve toplumsal barışa önemli katkıda bulunacaktır. Terörle mücadelede Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve güvenlik kuvvetlerinin kazandığı olağanüstü başarının sosyal ve ekonomik tedbirlerle desteklenmesi zorunluluğu toplumumuzun bütün kesimlerince kabul edilmektedir” denmektedir.  


Şu ana kadar bir milyar dolar ödendi


Komisyonda çalışan memurlarının da katkılarıyla bu yasa sadece ve sadece bir “ maddi zarar tazmini” olarak uygulamaya konulmuştur. Öyle ki keşif ve bilirkişi tutanaklarında mağdurların yaşadıklarına, zorunlu göç hikâyelerine dair tek bir paragrafa dahi rastlamak mümkün değildir. Komisyon üyelerinin büyük bir kısmı valiliklere bağlı imar, çevre, ziraat, sağlık gibi müdürlük elemanlarından oluşmaktadır. Bu üyeler de “Devlet bütçesinden ne kadar az verirsek o kadar iyi” diyerek mümkün olduğunca az para verme derdindeler. Buna rağmen kanunun yürürlüğe girdiği tarihten bugüne kadar, Zarar Tespit Komisyonları’na toplam 360.961 başvuru yapıldı.. Bu başvurulardan 178.304 adedi sonuçlandırılmış olup;bunlardan 114.541 başvuru için tazminat ödenmesine karar verilmiş, 63.763 başvuru ise reddedilmiştir. Ağustos 2009 itibariyle, komisyonlarca olumlu sonuçlandırılan ve sulhname imzalayan vatandaşlara ödenmek üzere talep edilen toplam zarar tutarı 1.605.624.576 TL olup, bunun 917.953.539 TL’si ilgililere ödenmiştir. Kalan 687.671.518 TL’nin ödenmesine yönelik çalışmalar devam etmektedir. Yaklaşık olarak sonuçlandırılacak 180 bin dosya için de devletin iki milyar dolar civarında bir para ödeyeceği belirtilmektedir. 5233 nolu yasa çıkmadan önce AİHM’e yapılan başvurularda alınan paralarla birlikte Türkiye’nin kendi vatandaşına “terörle mücadeleden” dolayı verdiği zararı beş milyar dolar özürle kapatmaya çalıştığı belirtilmektedir. Bu rakamlar bile bu şiddetin neden durması gerektiğini anlatıyor… Şiddetten beslenmeye devam edenlere ve açılıma karşı çıkanlara duyurulur...  


TARAF GAZETESİ 23.10.2009

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »