GAZİ MAHALLESİNDE KAHREDEN GERGİNLİK

2007-11-28 18:18:00

GAZİ MAHALLESİ NİYE KAYNIYOR…

 

(NOKTA DERGİSİNDE YAYIMLANDI)

 “Gazi Mahallesi’ne ilk gittiğimde başka bir hassasiyet ve havası vardı. Burada insanlar başka bir şey yapacak ve kuracak duygusu vardı. Şimdi gittiğimde hissettiğim şey her şey oluruna bırakılmış, biraz olacaklara ve kaderine boyun eğmiş ve inancını kaybetmiş bir mahalle gerçeği” diyor “Gazi Mahallesi Belgeselinin” yönetmeni Aydın Bulut. Gazi olayları sonrasında çektiği belgeselle yurt içi ve yurt dışından sayısız ödül alan Aydın, Gazi’nin önceki duruşundan çok farklı bir duruş sergilediğini ve değerlerini kaybettiğini belirterek değişimi sergilemek adına yeni bir belgesel çekilmesi gerektiğini söylüyor. 35 yıldır Gazi mahallesi’nde yaşayan ve 10 sene muhtarlık yapan Nevzat Altun’un görüşleri de Aydın’ı destekler nitelikte. Altun ve görüştüğümüz herkes Gazi’deki bozulma ve gerginliğin göçler ve Gazi olaylarından sonra hızlandığını belirtiyor. Provakasyonlar ve karşıt suçlamalarla gündeme gelen mahallede Kürt-Alevi kavgasının temelleri çoktandır atılmış. Bugün baktığımızda bilinenden çok farklı bir Gazi ve “devrimci” gerçeği var. Gazi son 10 yıldır kaynatıla -kaynatıla adeta patlama noktasına gelmiş durumda.

 

İstanbul’a önceden göç etmiş solcu, demokrat ve Alevi kesimlerin çoğu bulundukları semtlerden taşınarak Atatürk Çiftliği’ne olarak bilinen yere taşınıyor. 1970’lerin sonrasına doğru mahallenin 300’e ulaşan hane sayısında Alevi kesimi ağırlıkta. Yeni bir mahalle kültürü ve örgütlenme yaratıldı. Bir taraftan Sivas, Tokat, Tunceli gibi yerlerden gelen Aleviler, diğer taraftan yanı başlarındaki başka hayatlar. Örgütlü yapısı ve muhalif duruşuyla bilinen Gazi bilinen kimliğinden çok uzakta başka hesaplarlarla anılıyor. Sürekli gerginlik ve siyasi hesap Gazi’yi eski yapısından çok uzağa götürmüş durumda. Çeteleşme, fuhuş ve örgütlerin kendi aralarındaki hesaplaşmaları Gazi’de beraberinde yeni bir hayat getirmiş. Gazi Olayları sırasında aynı barikat arkasında duran Şafii ve Alevilere ne oldu da bugün ayrışmaya doğru götürülüyorlar.

 

Göçler Gazi Mahallesini bu noktaya taşıdı

Gazi Mahallesinde dengelerin değişmesi ve bugünkü yapıya gelmesinde göçlerin çok büyük etkisi var. Mahallenin ilk kuruluşundan itibaren ağırlıkta olarak bulunan Sivas, Tokat ve Tunceliler İstanbul’un değişik semtlerinden bu mahalleye taşındılar. Çünkü kendi kültürlerini ve Alevi inancını burada rahat bir şekilde beraberce yaşayabileceklerine inanıyorlardı. Mahalledeki hayatın işleyişiyle ilgili olarak komiteler kuruluyor, kültürel çalışmalara ağırlık veriliyor, eğitim ve pratik aynı anda yaşatılıyordu. Mahalle İstanbul’a gelen göçlerden nasibini almaya ve daha da kozmopolit bir yapıya kaymaya başladı. Önce 90’lara kadar mahalleye önce yerleşenlerin akrabaları ve hemşerileri gelmeye başladı. Gelenlerin büyük bir kısmı Alevi olduğun için örgütlü bir siyasal yapıda kendilerini bulabiliyorlar, sorun çıkarmıyorlardı. Mevcut örgütlü yapılarda bunlardan hem tabanlarını genişletiyorlar hem de yeni ekonomik kaynaklar elde ediyordu. Ama 1990’ların sonrasında durum değişmeye başladı. Doğu ve Güneydoğu’da devlet ve PKK arasında yoğunlaşan çatışmalardan dolayı köyleri boşaltılan ve evlerini terk etmek zorunda kalanların büyük bir kısmı Büyükşehirlere ve çevre illere göç etmeye başladı. Şırnaklılar, Bitlisliler ve Siirtlilerin bir kısmı da Gazi Mahallesi’ne gelip yerleşmeye başladı. Bir taraftan bölgenin gecekondu olması ve kiralarının düşüklüğü yerleşmelerinde etkenken diğer en önemli etken  ise Alevileri kendileri gibi devletten dışlanmış görmeleri ve onların demokrat ve örgütlü yapısıydı. Gazi Mahallesi’nde bulunan Şırnak İli Uludere İlçesi Dernek Başkanı Ahmet Hamdi Arkayın Gazi Mahallesi’ni seçmelerindeki nedeni şöyle açıklıyordu; “Biz başka bölgelerde biz Kürdüz bile diyemiyorduk ama burada kendimizi çok rahat bir şekilde ifade ediyorduk. Çünkü buradaki insanlar bizimle aynı yoldan geçmişlerdi” Gelenlerin büyük bir kısmının Şafii Kürtler olması yaşlı Alevi kesimi arasında tedirginliğe ve hoşnutsuzluğa yol açsa da genç ve örgütlü kesim yeni bir taban bulmanın etkisiyle onları kucaklayıp yardımcı oluyordu. Gazi olayları sırasında aynı kaderi ve acıları paylaşan bugün kendi aralarında barikatlar oluşturmuş durumdalar.

 

Gazi Olayları

1995 yılında Gazi Mahallesinde yapılan kışkırtmaya Gazi’deki bütün kesimler çok şiddetli bir direnişle karşılık verdiler. Barikatların arkasında günlerce hep beraber nöbet tutup, bedeller ödediler. Cenazeler herkesin katılımıyla kaldırılıyordu. Cem Evi etrafında çok yoğun bir şekilde örgütlenme ve kenetlenme vardı. Olaylar sırasında “Gazi Mahallesi” belgesini çeken yönetmen Aydın Bulut o dönem Cem Evi’nin fonksiyonunu anlatırken “Cem Evi’nin çok fazla ağırlığı vardı. Çünkü merkezdi. İnsanları bir arada tutan, yükselten bir işlevi vardı. Geriye dönüp baktığımda bu iş Cem Evi ile çıktı ve Cem evi ile bitti” diyordu. Cem Evi genel sekreteri Hıdır Doğan’da kendi anlayışının 72 milleti bir gördüğünü belirtiyor ve halklar arasında asla sorun olmadığının altını çiziyor. Olaylar sırasında göçlerle gelen Şafii Kürtler Alevi olmamakla beraber yapılanın Gazi’deki herkese yapıldığını düşünerek Alevilerle beraber aynı barikatlar arkasında durdular. Hızlı bir şekilde barikatların arkasında yer almalarını örgütlü olmalarına bağlıyorlar ve ekliyorlar. “Geldiğimiz yerde zaten sürekli bu tarz çatışmalar olduğu için tepki vermekte hızlı davrandık ve hemen barikatların arkasında yer aldık”

 

 

 

Gelenler örgütlüydü

 

Gelen kitlenin büyük bir kısmına öncelikle sol kesim sempatiyle baktı ve onlara kucak açtı. Çünkü bu kitle içerisinde örgütlenmelerini yapabileceklerini göçlerine göç katacaklarını hesaplamışlardı. Oysa gelen kitle örgütlü bir kitleydi ve sırtını bugünkü DTP’nin öncesi olan partilere dayandırıyordu. Karşılarında örgütlü olarak bir kitlenin sürekli geldiğini ve güçlendiğini gören mevcut siyasi yapılanmalar artık kendi içlerindeki Kürt kitlesinin onlara kaymasını önlemeye ve mevcut yapılarını korumaya çalıştılar. Bölgede 35 yıldır yaşayan ve 10 sene Gazi Mahallesi muhtarlığı yapan Nevzat Altun, sorunun bu kadar büyümesinde göç edenler kadar burada örgütlü olan sol yapılarında suçlu olduğunu belirtiyor; “Bu insanların köyleri boşaltılıp buraya geldiklerinde sol tam anlamıyla sonrasında bunlara sahip çıkmadı. Geçmişten gelen bakış açışı vardı. Bunlar Şafii Kürtlerdir. Bunlarla hiçbir zaman bir arada olamadık bunlar fırsatlarını bulsalar bizi keserler söylemiydi. Gelenler eğitimsizken, şehre uyum sağlamada zorlanırken buradaki mevcut yapı ne bunları eğitti nede tam anlamıyla kucakladı.”1995 sonrası alanlarda ve sempatizanlarda dışarının etkisiyle mevcut güçlerini kaybeden siyasal yapılar yeni bir söyleme gittiler. Devrimciler, Yurtseverler, Halklar ve Özgürlükçüler Cephesi, Ezilenlerin Sosyalist Platformu gibi. Daha önce bu yapıların hepsi vardı herkes kendi tabanında çalışma yapıyor fakat sorun çıkmıyordu. Ama 1 Mayıs kutlamalarında bile “flamaya bastın” diye kavga çıkabiliyordu. 35 yıldır Gazi Mahallesi’nde yaşayan Cemal Kahraman daha önce bir takım münferit hadiseler olduğunda insanların olayları fazla büyütmeden kurulan platformlarla olayları engelleyebildiklerinin altını çiziyor ve ekliyor “ne yazık ki şimdi bir şey oldu mu Şırnaklılar üzerinden Kürtlere mal ediliyor”  

 

.

 

Neden Şırnaklılar Üzerinden Provokasyon Yapılıyor

Aleviler içerisinde de Kürtler bulunmasına rağmen ve diğer taraftan gerginliğin özellikle Şırnaklılar üzerinden diğer Şafii Kürtleri de kapsayacak şekilde yaygınlaştırılması neden Kürtler sorusunu akla getiriyor. Mevcut alevi örgütlenmelerine karşı bir örgütleme gerçekleştiren Demokratik Alevi İnisiyatifi sözcüsü Ergün Doğru olayı şu şekilde yorumluyor.”Bu tür mahallelerde geliştirilen bir olay Türkiye’nin geneline yansıyacak ve kutuplaşmalar sağlayacaktır. Seçilenler tesadüf seçilmiyor bu mahallelerde Alevi kesimi ile Kürt kesimi karşı karşıya geldiğinde Türkiye’nin diğer tarafında da karşı karşıya gelebilir. Bu büyük bir senaryodur. İnsanların buna çok duyarlı davranması gerekiyor. Sağlıklı düşünmek durumundayız. Burada göçlerle gelen bizleri karşı karşıya getirecek bir şeyin olmaması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’deki siyasal yapılanmalar ve muhatap alınmalarla buradaki gelişmeler birbirinden uzak değil. Aslında muhatap alınmaları zafiyete uğratma girişimleri bunlar. Türkiye’de devlet zorda kalırsa bazı şeyleri kullanabilir. Alevi kesimi içerisinde ya bunlar şafidir biz hiçbir zaman birlikte olmadık olamayız. Yarın bir şey olsa “ilk önce kesecekleri biziz” mantığı siyasal olarak işleniyor.” Şırnak Uludere Dernek Başkanı Ahmet Hamdi Arkayın ise Şırnaklıların örgütlü olması ve çabuk tepki vermeleri nedeniyle oyunun Şırnaklılar üzerinde oynandığını belirtiyor. Aslında Şırnaklılar üzerinden mahallede örgütlü bulunan Kürt Siyasal yapısına mesaj veriliyor. Çünkü Sivas ve Şırnak’lı iki gencin kavgası Alevi- Şafii, Cephe- Yurtsever kavgası şeklinde lanse ediliyor.

 

Siyasal yapıların çıkmazı var

 

Özellikle 1995 Gazi olayları sonrasında barikatlarda ortaklaşan devrimci yapılar alanda da organik anlamda otorite durumundaydılar. Olaylar sonrası devletinde yönlendirme ve uygulamalarıyla bilinçli şekilde devrimci yapılar zayıfladı.  PKK’nın 1999 sonlarında ilan ettiği ateşkes ilanıyla kitlelerde bir yenilgi psikolojisinin gelişmesiyle beraber genel olarak örgütlü mücadelede bir gerileme dönemi yaşandı.  Ortaya çıkan bu boşluk ekonomik krizin de etkisiyle dışarıdan da yönlendirmelerle siyasetten uzaklaştırılan ve uzaklaşan lümpen gençlik ve çeteler tarafından doldurulmaya başlandı. İşsizlik, yoksulluk ve açığa çıkan örgütsüzlük durumu birbirini tamamlayan bir yolda Gazi’nin bugünkü durumuna yol açtı. Yunus Emre Mahallesi Muhtarı Ali Yurt suç işleyen bir çete elemanın cezalandırıldığı zaman “Gazi devrimcilere mezar olacak” şeklinde slogan attığını belirtiyor. Tunceli’ler dernek başkanı Yusuf Opuz’da 1999 yılına kadar marketlerinin önünde yağı içeri alma gereği duymadıklarını ama hırsızlığın artmasıyla beraber artık durumun eskisi gibi olmadığını belirtiyor. Yönetmen Aydın Bulut ise dışlanmanın ve örgütlere olan inandırıcılığın fazla olması sebebiyle gençlerin bir kimlik bunalımı yaşadıklarını bunu değişik yollarla kapattıklarını düşünüyor. Fuhuşa, kumara ve uyuşturucuya karşı kampanyalar yürütüp cezalandırmalar yapan kimi siyasal yapılar Gazi’deki yozlaşmayı gözler önüne seriyorlar. Bir kısım örgütler böyle bir şeyin olmadığını ve bunu kullanan siyasi yapının bunu gözdağı vermek için yaptığını belirtiyor. Mahalledeki her çete bireyinin bir siyasi yapıya dayanması akıllara başka sorular getiriyor.

 

Mevcut Durum Nereye Gidiyor

Türkiye’nin en muhalif kesimlerinin toplandığı bu mahallelerde aslında yaşanılanlar Türkiye sol siyasetinde yansıması gibi. Halkın birbiriyle sorunu yokken oradaki mevcut örgütlü yapıların bunları kaşıması neticesinde halk karşı karşıya getirilmiş durumda. Çeteleşme ve mafyayla mücadele bir bütün olarak Kürtlere mal edilirken, mahallenin kuruluşundan bu yana örgütlü olanların fuhuş, uyuşturucu ve kumardan şikâyetçi olup kendi tabanlarını ulu orta cezalandırmaları diğer bir çıkmaz. Bir tarafta “Kürtlerin aşağılandığına” dair söylentiler yaygınlaşırken diğer taraftan “Cem evlerini yakacağız, yerlerine cami yapacağız, Alevileri öldüreceğiz” söylentileri. Bütün bu söylentilerin temelinde halkı bir birine kışkırtma çabaları var. 2005 yılında Zülfikar Karaca sahte ismiyle Alevi kuruluşlarına gönderilen faksta Kürtlerin Cem Evi’ni yıkacağı bu nedenle Aleviler’in toplanmaları istenmişti. Cem Evi’nin bunu önlemesi neticesinde yürüyüş dışında herhangi bir olay yaşanmamıştı. Devrimci değerlerin tümünün kenara itildiği, satırlı, döner bıçaklı saldırıların yaşandığı Gazi’de bu olaylar dışında kalanlar yaşananları “yerel susurluk”, “it dalaşı”, “gayrımeşruya bulaşmış devrimcilik” gibi kavramlarla açıklıyor. Devlet görevlilerinin yaşananları “rövanş” alırcasına izlediği ve Alevi-Kürt çatışmasına yol açacak bu tertipler için bir şey yapmadığı iddia ediliyor. Kim kimi suçlarsa suçlasın, ortada bir gerçek var ki oda Gazi’nin eski Gazi olmadığı gerçeği.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KUTU:

Atatürk Çiftliği’nden Gazi mahallesi’ne

 

1960’lardan sonrasında insanların yerleştiği mahallenin ismi önce Atatürk Çiftliği idi. İstanbul’a önceden göç etmiş solcu,  demokrat ve Aleviler bulundukları semtlerden buraya taşınarak yeni bir mahalle kültürü ve örgütlenmenin ilk adımlarını attılar. Mahallenin hane sayısı yetmişlere doğru 300’e ulaştı. 1984’te mahallenin resmi adı Gazi oldu ve sürekli o isimle anıldı. Bu dönemde ağırlıklı olarak Sivas, Tunceli, Tokat, Kastamonular bulunuyordu.  Gazi bu dönemde sol kesim içerisindeki örgütlü mücadelenin, “kurtarılmış bölgenin” kalesi oldu. 1989 yılında Gazi’deki etkinliği kırabilmek adına mı yoksa başka sebeplerle bilinmez Gazi’nin bünyesinden Zübeyde Hanım Mahallesi oluşturuldu. 1990’lı yıllardan sonra Doğu’da PKK ve Devlet arasındaki çatışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte Gazi’ye yeni bir göç dalgası başladı. Yeni gelenler Şırnak, Bitlis ve Siirt’lerin ağırlığını oluşturduğu Şafii Kürtlerdi. 1995 yılında Gazi Mahallesi’nde yaşanan olaylar Türkiye’nin dikkatini buraya çekti. Barikatlar arasında toplanan Gazi halkı Şafii ve Alevi ayırımı yapmadan günlerce olanları protesto edip direnişe geçti. Gazi’deki bu direnişten sonra 1999 yılında 75. Yıl ve Yunus Emre Mahalleleri oluşturularak Gazi’deki yapı kırılmaya çalışıldı.  Başlangıçta sadece Atatürk Çiftliği olarak bilinen alandan dört mahalle yaratılmış oluyordu. 1999 yılında 75. Yıl mahallesindeki muhtarlık seçimini Alevi olmayan bir vatandaş kazanması Gazi’deki siyasal etkinliğin belirli bir dönem kırılması adına önemliydi. Gazi şimdi kendi içindeki siyasal yapıların kavgaları ve provakosyonların etkisiyle önceki kimliğinden çok uzak bir şekilde yolunu arıyor.

 

KUTU:

Hacı Bektaşi Veli Gazi Cem Evi Vakfı Genel Sekreteri Hıdır Doğan

Biz inancı ve felsefesi barış, hoşgörü olan bir kitleyiz. İnsanların dil, din, ırk ayırımı yapılmadan bütün inançlarını yaşaması taraftarıyız. Gazi Cem Evi olarak kimden gelirse gelsin, her türlü olumsuzluğun karşısındayız. Burada bir gerginlik var ve bunda buradaki yapılar kadar dışarıdan müdahalelerin de katkısı olduğunu düşünüyoruz. Halkı birbirine düşürerek farklı hesapların içerisine giriliyor. Biz hiçbir zaman için halkların bir birbirleriyle karşı karşıya getirilmesine taraftar değiliz ve o düşünceyi de şiddetle kınıyoruz. Herkesin kendi dili rengi ve inancıyla kendini ifade etme zorunluluğu ve gerekliliği var. Şırnaklılar buraya kendi keyiflerinden dolayı gelmediler. Burayı seçmelerindeki sebep, buranın demokrat yapısıydı ve kendilerini burada daha rahat ifade edeceklerine olan inançlarıydı. Ancak bir kısım aydınlar, Alevi vatandaşlar ortaklaşma yönünde çaba sarf edecekken düşmanlık yaratma çabası içerisine girdiler. Bunlar Şafii bunlarla zaten biz bir arada yaşayamayız dediler. Hükümetler gerginlikten nasıl besleniyorsa buradaki bir takım siyasi yapılarda bu gerginlikler üzerinden nemalanmaya çalışıyorlar. Bu yapıların var olma biçimlerini böyle bir gerginlik üzerinden devam ettirme eğilimine girmeleri oldukça yanlıştır. Herkesin sağduyuyla bireysel hadiseleri toplumsallaştırmaması gerektiğine inanıyoruz. Bu gerginliği azaltmak için çeşitli nedenlerle bir araya geldik ve platform oluşturmaya çalıştık ama ne yazık ki bunu başaramadık.

 

KUTU:

Yunus Emre Mahallesi Muhtarı Ali Yurt

Burada aslında bu olayların kimler tarafından yapıldığı biliniyor. Bir sokak kültürü buradaki yapının çok dışında gelişiyor. Mahallede doğru dürüst bir spor salonu veya kültürel etkinliğin gerçekleştirileceği bir alan yok bu işin bir diğer boyutu. Gazi’de hırsızlık veya başka bir suça karışmış bir insan cezalandırıldığında  “Gazi devrimcilere mezar olacak” şeklinde bağırabiliyor. Çok fazla bir dedikodu kültürü oluşturuldu ve bir suç işlendiğinde bir kesimin üzerine atma, alttan alta onun dedikodusunu yayma kültürü gelişti. Bir nevi sapla saman karıştı. Cem evleriyle birlikte Cem’in içi de boşaltıldı. Burada siyasal yapılar siyaset yapma adına bazı olayları çok gerginleştirebiliyorlar.

 

KUTU:

Gazi mahallesi eski muhtarı Nevzat Altun

 

Ülkemizde Günlük olarak yaşanan çok farklı gelişmeler oluyor. Gerek demokratikleşme gerek Kürt sorunu açısından bu gibi mahalleler etki alanı oluyor. Bu gibi mahallelerde kendi siyasi perspektifini kaybedenler toplumlar arasındaki dengesizliği yaratıp oradan beslenme eğilimine giriyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Devrimci anlayış diğer halk katmanlarını yok sayarak bir tarafın arkasında durmak gibi sorumluluk geliştirebilir mi? Bizim bu mahallede yaşadığımız sorun ve sıkıntı bu. Onları adeta hedef tahtası haline koyarak meseleyi Şırnaklılar, Sivaslılar, Tunceliler arasındaki meseleymiş gibi tutarak bir taban tutma sıkıntısı var.  Gazi, Armutlu gibi bölgelerde gerçekten bir siyasi yapılanma çok başarılı olmuşsa, diğer kesimde buna engelse söyledikleri doğru. 20 sene burada halkın duruşu gibi bir noktada değiliz. Böyle olmayınca da değişen çelişki ne ki bunlar üzerinde bir oyun oynanıyor.

 

 

KUTU:

Demokratik Alevi İnisiyatifi sözcüsü Ergün Doğru

Gazi Mahallesi siyasi ve toplumsal gerçekliliğinden dolayı sürekli sistemin hedefi olmuştur. Bu duruşu pasifiz etmek amacıyla çeşitli yöntemler kullanmıştır. Bunu zaman- zaman Gazi Katliamı gibi şiddetli zaman-zamanda Gazi’nin kozmopolit gerçekliliğinden dolayı farklılıkları karşı karşıya getirmeye bunun üzerinden sonuç almaya çalışıyor.

 Gazi halkı ezilen ve yoksul bir kimliğe sahiptir. Burada toplanma sebepleri bu kimliksel durumlarından dolayıdır. Gazi halkının mezhepsel çelişkisi yoktur yapay olarak böyle bir çelişki sürekli gündeme getiriliyor. Yurtlarından göç etmiş buraya yerleşen Şırnaklı, Siirtli, Bitlisli Kürt halkıyla paylaşılamayacak hiçbir şeyimiz yoktur. Çünkü aynı acılardan ve aynı tehlikeli süreçlerden geldik. Birlik ve beraberlik dışında başka yaşama şansımız yok. Gazi’de yaşanan kimi sıkıntılar yereldir ve asla genele mal edilemez. Halkımızın bu tür sorunları çözüm yöntemi her zaman kardeşlik perspektifi içerisinde olmuştur. Bir takım güçlerin var olan çelişkiyi ve önyargıları kaşıyarak rant sağlama çabaları boştur.

 

KUTU:

Gazi Mahallesi Şırnak İli Uludere İlçesi Dernek Başkanı Ahmet Hamdi Arkayın

Gazide bir gerilim fazlasıyla var. Burada olan bireysel olayları toplumsallaştırmaya çalışıyorlar ve ne yazık ki bunu Şırnaklılar üzerinde yapıyorlar. Şırnaklılar üzerinde yapmalarının sebebi Şırnaklıların olaylara çok çabuk tepki vermeleri ve örgütlü olmaları. Bizde fuhuşa, kumara uyuşturucuya fazlasıyla karşıyız. Gençlerimiz Gazi gibi bir yerde koruyabilmek adına derneğimize bilgisayarlar getirdik, okuma salonu yaptık ve onlarla ilgilenip onların yanlış yola girmelerini önlemeye çalışıyoruz, ama meselenin fuhuşla, kumarla, hırsızlıkla ve uyuşturucuya mücadele olmadığını da iyi biliyoruz. Kaldı ki bizim gençlerimiz bu olayların çok dışında. Bu mahalledeki bütün olumsuzluklarda direkt olarak Şırnaklılar hedef gösteriliyor. Oysa biz 1995’deki Gazi Katliamında aynı barikatların arkasında aynı mücadeleyi verdik. Bizim karşı olduğumuz nokta yanlış yapan bir bireyimiz olursa bunu bize bildirmeleri kendilerinin cezalandırmamaları. Çünkü bu noktada keyfilikler ve çelişkiler ortaya çıkıyor. Bir bakıyorsunuz bir Sivaslı ve Şırnaklının kavgası çok rahat bir şekilde Şafii-Alevi kavgası gibi gösterilebiliyor. Burada herkesin dayandığı bir siyasi yapı var ve bizim de dayandığımız siyasi bir yapı var. Bu kadar örgütlü olan bireylerin hâkim olduğu bu mahallede iletişim yollarının da son derece eksik olduğunu belirtiyoruz. Gazi Mahallesi gibi bir yerde insanların konuşarak meselelerini hal etmelerini istiyoruz. Burada yoğun bir çeteleşme dönemine girildi ve çeteler üzerinden bir oyun oynanıyor ama biz bu oyuna gelmemek için çok mücadele sarf ediyoruz. Gazi’deki temel sorunlardan ve olayın buraya gelmesindeki esas sebeplerden bir tanesi kendi varlıklarını devam ettirmek isteyen bir kısım siyasi yapıların gerginlik üretmeye ve bundan faydalanmaya başlamaları. Ama herkesin şunu bilmesini istiyoruz ki biz göçlerle buraya geldik, yurdumuzdan koparıldık. Çatışma döneminde oradan kaçtık Gazi’nin sol ve demokrat kimliğine gelip sığındık. Başka yerde “biz Kürdüz” diyemezken burada onu demenin rahatlığındaydık ve onun için buraya geldik. Ezilenden yana olması gereken düşüncenin insanları bize böyle uygulama ve iftiraları layık görüyorsa biz başlarını öne alıp düşünmelerini istiyoruz.

 

KUTU:

Tunceliler Derneği Gaziosmanpaşa Şube Başkanı Yusuf Opuz

Buradaki durumu ben kendim yaşıyorum. 1999 yılına kadar marketimin önünde kalan yağlarımı ben içeriye alma ihtiyacı hissetmezdim ama 99’dan sonra alma ihtiyacı hissettim. Çünkü malım çalınmaya başlandı. Ama bu olumsuzlukları bir kesime yüklemek kadar yanlış bir şey olamaz. Ekonomik krizler, siyasal yapılardaki çözülmeler, göçler beraberinde bunları getirdi. Biz oynanan oyunun çok farkındayız çünkü ister istemez etkileniyoruz. Biz diyoruz ki kimse bir şey kaşımasın ve herkes aklını başına alsın. Çünkü burada yanacak bir ateş bizi yakmakla kalmayacak, her tarafa sıçrayacak.

 

RÖPORTAJ:

 

Aydın Bulut, bazı bölümleri Gazi Mahallesinde çekilen “Ihlamurlar Altında” dizisinin yönetmeni. Gazi olayları sonrasında yaşanılanları tanıklıklarla “Gazi Mahallesi” belgesini hazırladı. Belgesel yurt içi ve yurt dışı festivallerde sayısız ödül aldı. Aydın “insanlar Gazi Mahallesinde bir şey yapamadıkları için vicdanlarını rahatlatmak adına ödül verdiler” diyor. Çeşitli okullarda salonlarda ve Gazi Mahallesi’nde gösterilen belgeselin o gününki durumu ortaya koyduğunu ama şimdi kesinlikle yeni bir belgesel çekmenin zorunlu olduğu söyleyerek Gazi’de yaşanan değişime dikkat çekiyor. Aydın’la belgesel ve dizi üzerinden Gazi mahallesi’nin eski yapısını ve şimdiki gerginlikleri konuştuk

 

Gazi Mahallesi Belgeseli çekme fikri nereden çıkmıştı?

Gazi olayları sırasında böyle bir belgesel çekme fikri doğmuştu. Çünkü bazı arkadaşlarla birlikte Çağdaş Sanat Atölyesi bünyesinde bazı çalışmalar yapıyorduk. Bu atölyede, müzik, tiyatro, sinema gibi farklı disiplinlerde çalışmalar yapılıyordu. Mesela Kazım Koyuncu müzik çalışmaları yapıyordu. Bizde bu anlamda kolektif bir çalışmayla yaşanılanları yaşayanların gözünden ve onların kareleriyle birlikte anlatmaya çalıştık. Gazi olayları o yıllarda peş peşe gelen kayıpların, yargısız infazların parçası gibiydi neredeyse. Çok karanlık hala failleri bilinmiyor. Çok bariz bir senaryo yazılmışçasına provakatif bir olaydır. Bu olayı aydınlatmak adına bizzat bu olayların içinde olmuş bu olayları yaşamış kişilerin duygularından hareket ederek, birde olayların başka bir taraftan da görülebileceğini düşünerek bu belgeseli hazırladık. Burada birden bire çok hızlı bir olay gelişti ve gündeme geldi, yine aynı hızla olay bilgi akışı durdu. Bizim elimizde bizzat olayların içindekilerin çektiği görüntüler vardı. Bu görüntülerin üzerine olayları beraber yaşamış ve öldürülen insanların yakınlarıyla yapılmış görüntüler vardı.

 

Belgesel çekimleri ki 1996 yılı o zaman nasıl bir Gazi vardı. Gittiğinizde neler gözünüze çarpıyordu?

Eski Gazi’ye gittiğinizde dayanışma, birlikte hareket eden dayanışan insanlar gördük. Acılar ve öfkeler çok olmasına rağmen, bu yaşananlar boşuna yaşanmamış birlik ve beraberliğimize yapılmış bir saldırıdır buradaki beraberliği daha da güçlendirenimin ruh hali vardı. Herkeste acı da vardı ama ileriye dönük umutta çok fazlaydı. Dayanışma ve kenetleşmenin kendi aralarında daha sıkı olacağını, daha kalıcı örgütlenmelere gitme hayalleri vardı. Bir travma yaşanıyor olmasına rağmen beraberinde yarına dair bir umutta getiriyordu. Diğer taraftan bir adalet beklentisi vardı. Suçluların bir şekilde cezalandırılacağı beklentisi çok yoğundu ama bu ne yazık ki çok büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Hayal kırıklığı birkaç noktada kendini gösterdi. Adalet mekanizması işlemesi gerektiği gibi işlemedi, bu insanların vicdanlarında cevaplandırılması ve çıkarılması gereken bir günah olarak duruyor. Çünkü çok yakın bir geçmişten bahsediyoruz. Bir taraftan şimdi 12 Eylül konuşuluyorken o kadar geriye gitmeden önümüzde bir Gazi gerçeği duruyor. Gazi olayları çoktan unutuldu. Bir ara Susurluk’ta çıkar gibi oldu ama adalet mekanizmasının işlemediğine kimse inanmadı. Diğer taraftan öteki tarafta git gide çok yalnız bırakıldıklarını düşünen insanlar var. O kenetlenme, ortaklaşma bir araya gelme başka bir şeye dönüşmediği için çözülmeler başladı.

 

Bu Gazi Mahallesine has bir durum değil. Bir taraftan alanda hâkimiyetlerini kaybeden siyasi yapılar, diğer taraftan PKK’nın ateşkes süreciyle birlikte bir yenilmişlik psikolojisi ve nihayetinde 2001 ekonomik kriz sanırım bu yapının bu hale gelmesini tetikledi?

 

O dönemlerde uzun metrajlı bir çekme projem vardı ama çekemedik. Film için uygun mekânlar ararken, İkiteli, Esenyurt, Okmeydanı, Gazi Mahallesi gibi yerleri çok dolaştım. Bu mahallelerde yaşayan iki gencin hikâyesini anlatacaktım. O süreçte sadece Gazi Mahallesi’nde değil ona benzeyen mahallelerde de sanki sistematik şekilde bir bozulma başladı. Arka arkaya pavyonlar, müzikholler açılmaya başlandı. İkiteli’nin en büyük caddesi sağlı sollu barlarla, müzikhollerle dolmaya başladı. Buda yeni keşfedilmiş bir şey değil. Zenci Kara Panter hareketini biliyoruz. O harekette zenci dendiğinde korkulan, uyuşturucu satan, her türlü gayrı meşru yasadışı işleri yapan bir olgu gibi gösterilmesiydi. Çok benzer şekilde bu mahallerde çok yaygın bir şekilde uyuşturucu, fuhuş ve kumar girdi ve mekânlar açılmaya başlandı. Gazi Mahallesi’nde fuhuşu öğrendiğimde “pes dedim” pek çok yerde olabilir ama burada düşünemiyordum. İki sene önce “Ihlamurlar Altında” proje olarak bana geldiğinde mahalle belli değildi. Bir kenar mahalle vardı ve kahramanı da o kenar mahalleden çıkıyordu. Bu proje bana gelir gelmez belki filmi yapamamanın da etkisiyle bunu mutlaka Gazi’de çekmeliyim dedim. Gazi’den çok kopmamakla birlikte sık-sık gelemiyordum. Ama çekimler başlayıp Gazi’ye geldiğimde ve bazı şeyleri gördüğümde artık inanmak istemediğim şeye inandım. Çünkü gerçekti ve çok üzüldüm.

 

Şuan dizi çekiminin bazı bölümlerini Gazi’de çekiyorsunuz şimdi Gazi’ye girdiğinizde ne hissediyorsunuz?

Gazi Mahallesi’ne ilk  gittiğimde bam başka bir hassasiyet ve havası vardı. Burada insanlar başka bir şey yapacak ve kuracak duygusu vardı. Şimdi gittiğimde hissettiğim şey her şey oluruna bırakılmış, biraz olacaklara ve kaderine boyun eğmiş ve inancını kaybetmiş bir mahalle gerçeği. İşin belgeseldeki tarafı da insanların duygusuydu.  Çürümenin nedeni olarak ben inançsızlığı görüyorum. İnanmıyorlar çünkü örgütlere de inanmıyorlar. Bu kadar parçalanmış olmaları, küçük meselelerle karşı karşıya gelmeleri inandırırcıklarını kaybetmiş durumda.

 

Bu söyledikleriniz öne çıkan siyasal yapılar ve önderleri için olabilir. Sıradan insanlar ve gençler açısından baktığımızda durum nedir?

O zamanda sıradan insanların davranışlarını çok rahat gözlemleyebiliyordum, şimdi de. Halk arasında İnanmamışlığın ve bıkkınlığın getirdiği bir psikolojinin yanında politikadan uzaklaşan ve hayatını düşünmeyen, sorgulamayan bir gençlik var.  Hap atıp dolaşan insanlar var bunun nedeni inanmamaları. Örgütlere inanmıyor, politikanın bunu değiştirme gücünün olacağına inanmıyor, inanmadığı içinde bir kimlik bunalımı yaşıyor ve çok rahat bir şekilde başka şeylerin peşinde koşabiliyor. Bu çeteleşme ve başka bir olgu oluyor 

 

Belgesel çekimleri sırasında siyasal yapılar veya halk arasında bir gerilim göze çarpıyor muydu?

O zaman böyle bir şey hissetmedim. Ama o zaman orada Cem Evi’nin çok fazla ağırlığı vardı. Çünkü merkezdi. İnsanları bir arada tutan, yükselten bir işlevi vardı. Beklide sonradan dönüştürülmesi gereken şey o birlikteliği, çeşitliliği dağıtmadan başka bir yapıyı ortaya çıkaramamasıydı. Olaylar sırasında ortaya çıkan doğal liderler başka bir yere olayları taşıyabilirlerdi. Geriye dönüp baktığımda bu iş Cem Evi ile çıktı ve Cem evi ile bitti Başka bir şeye dönüşebilseydi bu kadar gerginlikler, Şafii- Alevilik noktasında veya başka sebeplerle ortaya çıkmazdı. Solcuların bunu aşması gerektiğine inanıyorum.

 

Ihlamurlar Altında bir “Yılmaz” karakteri var ve değerlerinden ödün vermeden belirli şeyleri gerçekleştirmeye çalışıyor. Gazi Mahallesi ve Yılmaz karakteri nasıl benzeşiyor? Sizce Gazi n ödün verdi mi?

Değer yargılarına sahip o değer yargılarından ödün vermeyen bir Yılmaz karakteri var. Ama ne yazık ki Gazi değer yargılarından ödün vermeye başladı. Genel olarak toplumda kazananlar ve kaybedenler var, buda beraberinde bir eşitsizliği getiriyor. Bu eşitsizliğe neden olan güçleri açığa çıkarmaya, dengeleri değiştirmeye çalışan insanlar var. Bir tarafta müthiş bir yoksulluk diğer taraftan zenginliğin getirdiği müthiş bir iktidar. Bu mahallelerde hep kaybetmiş insanlar var. 12 Eylül’ü, Gazi’yi yaşamış ve bedeller ödemiş insanlar var. Hayatta bir sürü şeyi kaybediyorlar. Küçük paralarla çalışıp, küçücük evlerinde yaşamaya çalışıyorlar. Bu arada onurlarını yitirmemeye çalışıyorlar. Diğer taraftan dünyanın da başka türlü olabileceğine inanıyorlar. Hayatlarının bir gün değişeceğine olan inançlarını da kaybetmemişler. Ama bu insanlara bir kez daha saldırdığında ve köşeye sıkıştırdığında kendini korumaya çalıştı. Canlarını fikirlerini ve inançlarını korumaya çalışan bu insanlar bunu kalıcı kılacak bir noktaya taşıyamadıklarından dolayı bir çözülme getirdi çözülme de yenilgi demektir. Dalga yükseldi- yükseldi ama başak bir şeye dönüşemeyince kırıldı

 

 

Yaşamasını arzu etmemekle beraber Gazi olayları tekrar yaşansa sizce bu insanlar aynı barikatın arkasında durular mı?

Biraz zor gözüküyor birlikte durmaları. Ama bu sadece buraya mahsus bir şey değil. Gazi iyi bir ölçek olduğu için bu ölçek üzerinden Türkiye’ye bakıyoruz. Solun durumu bu olduğundan dolayı bu durumda burası, ülkede ne yazık ki böyle. Bu nedenle ortada serseri mayın gibi dolaşıp patlamaya hazır insanlar var ve bende öyleyim. Çünkü çelişkiler ve çatışmalar çok keskin yaşanıyor. Umarım Gazi’de çatışmalar yaşanmaz çünkü bu çok geri götürür ve çok şey kaybettirir. Bu şehirde yaşayan biri olarak Gazi Mahallesinde insanlar kaybettik ama bir şeyler kazanabilme olasılığı varken ne yazık ki onu da kaybettik.

 

 

 

1172
0
0
Yorum Yaz