• Son Yazılarım

  • Bağlantılarım

İTİRAFÇI İLE GÜNDEMİ DEĞİŞTİRDİ!

· Kategori: RÖPORTAJ

Adıyamanlı Gazeteci-Yazar Nevzat Çiçek, kaleme aldığı “İtirafçı” kitabıyla Türkiye gündemini değiştiren kişi oldu. Çiçek bugüne kadar Nokta Dergisi, Bugün, Taraf ve Sabah Gazetesinde çalıştı.

Özelikle Nokta Dergisinde çalıştığı sırada 12 Eylül ile ilgili yaptığı bir haberden dolayı derginin kapanmasına yol açanların başında geliyordu.

Doğru ve objektif haber anlayışına sahip olduğu gibi tarafsız, araştırmacı gazetecilik anlayışına da büyük önem verdiğini söyleyen Çiçek, Mesleki yaşantısıyla birlikte son zamanlarda içinde bulunduğu çalışmalarını anlattı.

Sabah Gazetesi haber servisinde Editörümüz Abdulkerim Sonkaya’ yı ağırlayarak kendisine yöneltilen soruları cevaplandıran Gazeteci-Yazar Nevzat Çiçek, meslek yaşantısında sürekli sahada olmak, haber yapmak, bu mesleğe eleman kazandırmak, ders vermek ve buna paralel olarak da akademik kariyerini yerine getirmek kendisinin en büyük hedeflerinden biri olduğunu söyledi. 

- Nevzat Çiçek kimdir? Biraz kendinizden bahsedebilir misiniz!

1977 Adıyaman –Gerger doğumluyum. İlkokulu Gerger Cumhuriyet’te ortaokul ve liseyi ise İstanbul’da okudum.1994 yılında lise’yi iki buçuk yıl içinde bitirdikten sonra beş yıl aile şirketinde çalıştım. İçimdeki okuma hevesini atamadığım için 2000 yılında Kazakistan’da Sosyoloji okudum. Kazakistan’daki şartlar uygun olmadığından dolayı aynı yıl İstanbul’a dönerek İstanbul Ticaret Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemlerini ve Anadolu Üniversitesi’nde kamu yönetimi bölümlerinde okul hayatıma devam ettim… Bir ara İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuar sınavlarına girip kazandıysam da o bölüme devam etmedim.

- Gazeteciliğe ne zaman, nerede başladınız? Nerelerde çalıştınız?

Okul yıllarında gazetecilik, hukuk ve kamu yönetimi en çok okumak istediğim bölümlerdi. Biraz geç olsa da gazetecilik bölümünde ve kamun da bunu sağlayabildim. İstanbul Ticaret Üniversitesi 2000 yılında yeni kurulan bir üniversite olduğu için 54 arkadaşla oranın ilk öğrencisi oldum. Ticaret hayatının verdiği girişkenliği okulda çok rahat kullandım. Okul adına çıkarılan “İtalik” Dergisi’nin kuruluşunda yer aldım. Aynı ismi taşıyan ve İstanbul’da yayın yapan üniversitenin televizyon ve radyosunda çalıştım.

Aydın Doğan Genç İletişimciler yarışmasında en iyi röportaj dalında aldığım Türkiye ikinciliği bana profesyonel gazeteciliğin kapılarını açtı. Üniversite ikinci sınıfta Kanal D Ana Haber’de Mehmet Ali Birand’la çalıştım. Kanal D’ deki zorunlu stajımdan sonra Nokta Dergisi’nde çalışmaya başladım. Nokta Dergisi’nde 12 Eylül’le ilgili olarak yaptığım bir haber derginin kapanmasına yol açtı.

Nokta’dan sonra Bugün Gazetesi’nde çalıştım. Nokta Dergisi’nin Alper Görmüş liderliğinde tekrar açılması üzerine yine Nokta Dergisi’ne döndüm. Nokta’da yayınladığım “Günümdeki sivil eylemler ne kadar sivil” haberi üzerine dergi polis tarafından basıldı ve üç hafta sonra yayın hayatına son vermek durumunda bırakıldı. Dergi’nin kapanması üzerine Doğu ve Güneydoğu’da tarikatlar ve Kürt meselesi üzerine çalıştım ve bu çalışmayı “Puşi ve Sarık” ismiyle kitaplaştırdım. Taraf Gazetesi’nin kuruluş çalışmasında bulundum.


Gazetede önce muhabirlik daha sonra ise Yurt Haberler Müdürlüğü Görevini icra ettim. Özellikle Ergenekon Soruşturması nedeniyle yaptığım haberlerden dolayı Taraf’ta da hakkımda 11 dava açıldı. Ocak 2009 yılında kitap çalışmalarına zaman ayırmak ve incelemeleri tamamlamak için Taraf’tan istifa ettim. Çeşitli Ülkerlerdeki araştırmalarımı kitaplaştırarak “İtirafçı” ve “Abdülkadir Aygan anlatıyor: Gerçek Cellât Kim” kitaplarını yazdım. Bu çalışmalarla birlikte TESEV’e danışmanlık yapıyorum. Şuan Sabah Gazetesi Haber Merkezi’nde çalışıyorum.

- Sizce Gazetecilik mesleğinize başlamanızdaki en önemli unsur neydi?

Eskilerin deyimiyle gazetecilik şerefli bir meslektir ve bende gazeteciyim. Bu mesleğe bir şeyleri eleştirmeyip değiştirmek için girdim. İdeallerimi gerçekleştirmede gazetecilik hem beni rahatlatıyor hem de düşüncelerimi geniş kitlelere aktarma fırsatı veriyor.
Ben bu ülkenin basını düzeldiği zaman toplumun da düzeleceğine inanıyorum ama basının düzelmesi için de basındaki arkadaşların yani bizlerin bu toplumu tanıması gerekiyor. Ticarette yaptığım işin çok fazlasını kazanırken her şeyi elimin tersiyle ittim ve bu mesleğe girdim. Çok büyük zorluklar yaşadım. Ciğeri beş para etmez insanlara çay taşıdım ancak yine de pes etmedim. Bu topluma bir şeyler verebilme ve kendimi yetiştirebilmek adına bu mesleğe girdim dersem doğru olur.

- Kısa bir süre önce kaleme aldığınız “İtirafçı” adlı eseriniz Ülke gündemini sarstığı gibi Ulusal medyada da büyük yankı yaptığı görüldü. Bu kitapta tartışılması gereken en önemli etken nedir?

Benim gazetecilik anlayışım “ezberi bozmak” üzerine kurulu. Ben hiçbir zaman klasik bir gazeteci olmadım ve olmaya da pek niyetim yok. Bu meslekte hep uçurumun kenarında dolaştım ama doğru bildiğimi de haykırmaktan ve yazmaktan geri durmadım. İtirafçı kitabında da aynı yolu izledim. Devletin bir dönem “Terörle Mücadele adına” kullandığı bu insanların hayatlarına toplumun bilmesini istedim. Bir çok insanın kabusu olan ve Türkiye’nin karanlık dönemi olarak adlandırdığım “Faili Meçhul Cinayetleri ve PKK ile yapılan mücadelede ortaya kanunsuzlukları”halkın bilmesini istedim.

Ergenekon Soruşturması ile birlikte itirafları çok tartışılan itirafçıların nasıl bir ruh haline sahip olduklarını ve devlete nasıl hizmet verdiklerini belgeleriyle kamuoyuyla paylaştım. Bu insanların kahraman mı yoksa hain mi olduklarının kamuoyunda tartışılmasını istedim ve eseri kaleme alırken de söylediğim gibi “Bu tip eserlerin Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda bir rüzgâr görevi görmesini” istedim. Bu kitap bize geçmişimizdeki acılardan hepimizin sorumlu olduğu gerçeğini veriyor. Yapılan yanlışların bir daha tekrarlanmaması için, insanların insanca yaşayacakları bir ülke olmamız için geçmişte çektiğimiz acıları gelecekte çekmememizin yolunu bize öğretiyor.

- Kitapta kimler niçin itirafta bulunuyor ve ana hatlarıyla kimlerden bahsediyor?

Kitapta Yüksekova Çetesi’ni ortaya çıkaran Kahraman Bilgiç başta olmak Abdülkadir Aygan, İbrahim Babat gibi itirafçılar gerçekleştirdikleri cinayetleri ve PKK’ya nasıl katıldıklarını anlatıyorlar. Kendilerinin nasıl itirafçı yapıldığını bu insanlar ilk defa bu kitapta anlatıyor. Susurluk sürecinden, Ergenekon Sürecine, PKK’dan JİTEM’ kadar olan yolculuklar anlatılıyor. Kitapta ayrıca o dönem itirafçıları kullanan Hasan Kundakçı ve Erdal Sarızeybek gibi komutanların anlatımlarına yer veriliyor.

- Kamuoyunda büyük yankı yapan eserin yayınlanmasıyla birlikte her hangi bir tehdit söz konusu oldu mu?

Nokta Dergisi’nde yayınladığımız “Darbe Günlükleri”nden bu yana sürekli tehdit alıyorum ancak artık sıradan bir olay haline geldi.

Taraf Gazetesi’nde çalışırken yaklaşık yüz gün bütün sosyal hayatımdan uzaklaşmak zorunda kaldım. Özellikle Dağlıca ve Aktütün haberleri tehdidin şiddetini artırdıysa da Allah’a şükür bir şey olmadı. Bütün bu tehdit algılamalarında ben daima iki şeye baktım. Bir yaptığım işin yanlış olduğunu söyleyen yoktu dolayısıyla onlar da doğru diyordu ancak hoşlarına gitmiyordu.

Bu doğruluk rahat olmamı sağlıyordu. İkinci olarak annemin duasını hep yanımda hissettim ve sanırım o benim için çok büyük rahatlama kaynağı oldu. Bu kadar tehdide rağmen bir gün bile polis korumasını kabul etmedim. Allah korusun başıma bir gün bir şey gelse bile vicdanen rahat olduğum için yaptığım işin bedelini ödedim derim. Bu ülkede insanlar inandıklarını söylemek için bedel ödemeyi de göze alabilseler emin olun bu kadar hukuksuzluk ve adaletsizlik olmayacak.

- Bu kitabı çıkartmadan önce Taraf Gazetesinde çalışıyordunuz. Kitabın yayınlanmasıyla birlikte Sabah Gazetesine transfer oldunuz. Bu transferde yayınlanan kitabın rolü oldu mu?

Belki Megalomanca olacak ancak ben meslek yaşamım boyunca sürekli olarak teklif aldım. Nokta ve Taraf’ta çalışırken daha yüksek paralarla insanlar teklifte bulundu. Ama iş ahlakımda bir yerde çalışırken başka bir yerle anlaşmak olmadı. Bu nedenle Sabah, Habertürk ve başka kurumlardan zaten çalışırken teklif almıştım. Bu kitapların teklif almamda bir etkisi odlumu onu bilmiyorum ama daha önce teklif aldığım için sanırım işimi düzgün yapmanın etkisi oldu.

Sabah’a başladıktan beş gün sonra “Abdülkadir Aygan Anlatıyor: Gerçek Cellat Kim” adlı kitabım çıktı. Bu kitaplarla birlikte danışmanlık anlamında çok teklif aldım. Daha önce az sayıda konferanslar şimdi daha da çoğalmaya başladı. Gerek yurt içi ve gerekse de yurt dışı televizyon yayınlarıyla ve yazılı basınla yaptığımız röportajlar arttı. Bunlarda tabi yeni teklifleri beraberinde getiriyor.

- Mesleki kariyeriniz itibariyle bundan sonraki hedefiniz nedir?

Meslek yaşantımda sürekli sahada olmak ve haber yapmak istiyorum. Bunun yanında da mesleğe eleman kazandırmak adına daha çok dersler vermek istiyorum. Mesleğe paralel olarak akademik kariyerimi de yapmak istiyorum. Ben çok uzun planlar yapmayı sevmiyorum ancak bir gün bu ülkenin düşünce iklimine gerçekten bende çok fazla katkı vermek istiyorum. Kısa sürede yapmak istediğim aktivitenin başında batı basınını yerinde gözlemlemek ve bunu bir kitap halinde yayınlamak sanırım.

- Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Özellikle genç arkadaşlarımdan şunu rica ediyorum; kendi kültürlerini, kendi memleketini ve insanlarını çok iyi tanısınlar. Çok okusunlar ama asla ve asla dünyaya dar bir pencereden bakmasınlar. Kendi ideolojilerini oluşturmadan bir ideoloji peşinde koşmasınlar. Çünkü o zaman hem kendilerine hem de peşinde koştukları ideolojiye en büyük kötülüğü yaparlar. Nalbantlık yapıyorlarsa en iyisi için uğraşsınlar, doktorluk yapıyorlarsa alanlarında söz sahibi olsunlar. Şikâyet edip çok eleştirmesinler eleştirdikleri şeyi değiştirmeye çalışsınlar. Özellikle kendi derneklerinin yönetimlerine ve çalışmalarına girsinler ve asla uzak durmasınlar. O dernek ve vakıflar onların sosyal gelişimi için en iyi okullardır. Unutmasınlar ki dünyada bir insan bir şey başarmışsa onu kendileri de başarabilirler.


ADIYAMAN GAZETESİ
13.10.2009 14:14:00
http://www.gazeteadiyaman.com/?KAT=NEWS&CID=6170 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »