13 12 2011

HAMALLARIN BİLİNMEYEN DÜNYASI

  GECE GÜNDÜZ DEMEDEN DÜNYAYI TAŞIYORLAR... DÜNYANIN BÜTÜN YÜKÜ ONLARIN SIRTINDA... Hamallık mesleği kendi içerisindeki disiplini ile İngiliz Anayasasından farksız. Osmanlı Dönemi’nde Kürtler ve Ermeniler arasında iktidar mücadelesine sahip olan bu meslek, kendi bünyesinden dünyanın en yaşlı insanı olan Zaro Ağa’yı çıkarır. Kendilerine has sigorta anlayışını kendi içerisinde geliştiren hamalların günümüzdeki en büyük dertleri değişen iş kolları ve “bel fıtığı”   Eski kartpostallara bakanlar İstanbul’da ne çok değiştiğinin ayırdına varırlar. Galata Köprüsünde eski Türk filmlerinde gördüğümüz tahta bavulu her ne kadar göremesek de, o sahnelerdeki hamallar zamana karşı durmayı becerebilen ender mesleklerden biri olarak duruyorlar. Batılı gezginlerce “Her kül” ve “ İnsani Eşekler” olarak adlandırılan hamalların kâğıt üzerinde bulunmayan kuralları İngiliz Anayasası’ndan daha katı bir şekilde işliyor. Kurallar o kadar sıkı ki asla yıkılmasına müsaade edilmiyor. En önemli unsurun güven olduğu “Hamal Piyasası” da sosyal gelişmelerden nasibini alıyor. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıyla birlikte Ermeni Hamallar ile Kürt Hamallar arasındaki mücadele Ermeni Hamalların üstünlüğüyle sona eriyor. 1908 yılında Avusturya mallarına karşı boykotun öncülüğünü de Kürt Ali isminde bir hamal yapıyor. Kendi bünyelerinde çok renkli kişilikler çıkaran hamalların en tanınmış siması 160 yıl yaşayan Zaro Ağa. Bugün Eminönü’ndeki iskelelerde çalışan yaklaşık bin beş yüz hamal kendi temsilcilerini belediye meclisine sokacak kadar güçlü. Mesleğin yavaş- yavaş ... Devamı

12 12 2011

TÜRKİYE'DE CEMAATLER KONFEDERASYONU VE AK PARTİ

  Türkiye’de cemaatler konfederasyonu ve AK Parti Türkiye’de ister kabul edilsin, ister edilmesin sağ cenahın en büyük oy potansiyeli cemaatlerdir. Cemaatler,  Türkiye’nin Osmanlı’dan bu yana toplumu şekillendiren, en büyük sivil toplum kuruluşlarıdır. Osmanlı’da yer yer Vahhabiliğe karşı Nakşibendîliğin desteklenmesi, Cumhuriyette Bektaşiliğin öne çıkarılması gibi yer değiştirmeler yaşansa da cemaatler toplumdaki baskın rollerini hiçbir zaman kaybetmedi. Bu Türkiye’de Türkler için de, Kürtler içinde böyleydi. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Kürt başkaldırıları gibi Türk başkaldırılarının da büyük çoğunluğunu cemaat önderleri gerçekleştiriyordu. Bu nedenle Cumhuriyetle birlikte cemaatlerin büyük bir kısmının tehlike unsuru olarak algılandığını, ortaya çıkan rapor ve yargılamalardan biliyoruz. Tek parti döneminde toplumdaki cemaatlerin yönü her ne kadar değiştirilmeye çalışılsa da, değişime karşı direnme içe kapanma şeklinde gerçekleşti. Cemaatlerin önde gelenlerinin çoğunun Demokrat Parti’nin kuruluşu ile beraber burada saf tutması geçmişe ve tek partiye duydukları kızgınlığın sonucuydu. Komünizme karşı cemaatlerin kullanılması, Yeşil İslam Projesi’ne cemaatlerin destek vermesi aslında sistemle karşılıklı alışverişin sonucuydu.  1980 yılında bir kısım cemaatler her ne kadar Evren yönetimine akıl verse de aslında çoğu sürgüne tabi tutuldu ya da kontrol altına alındı. Silahlı Kuvvetlerde değişmeyen tehlike irticaydı ve bu irticanın da merkezleri onlara göre cemaatlerdi. Özallı yıllarla birlikte Sovyetlerin yıkılması ve soğuk savaş konseptinin de değişmeye başlamasının sonucunda Türkiye’deki cemaatler artık daha çok g&o... Devamı

12 12 2011

TEKKE VE ZAVİYELERİ KAPATAN ŞARK İSTİKLAL MAHKEMESİDİR

  Tekke ve zaviyeleri kapatan Şark İstiklal Mahkemesi’dir   Nevzat ÇİÇEK nevzatcicek@gmail.com İstiklal Mahkemeleri zabıtlarının açıklanması noktasında TBMM’de bir çalışma yapıldığı basına yansıdı. İstiklal Mahkemeleri, mahkeme olmanın ötesinde yeni sistemin temelini sağlamlaştırmak amacıyla kurulan ve kanun ötesi yetkilere sahip olan seyyar mahkemelerin adıdır. Habur’da, mahkemenin Habur’a kurulmasını eleştirenler, seyyar istiklal Mahkemeleri’nin nasıl, il il gezdirildiğine ve her gittikleri yerlerde nasıl idamlar gerçekleştirdiklerine baksınlar. İstiklal Mahkemelerinin kaç kişi hakkında idam verdiğini, kaçını infaz ettiğini kaçını hapis cezasına çarptırdığını bilemiyoruz. Bu bakımdan İstiklal Mahkemeleri ve gücünü ortaya koymak adına aşağıdaki bilgileri sizlerle paylaşırken, özellikle Ergün Aybars’a teşekkür etmeyi görev biliyorum. Aşağıda okuyacağınız bölümleri çoğunuz ilk defa duyacaksınız ve aslında bize yutturulan resmi tarih tezinin de ne kadar gerçekçi olduğunu buradan bir kez daha görme şansına sahip olacaksınız. Şeyh Said ve arkadaşları yakalandıktan sonra mahkemedeki sorgu aşamasında, (11 Mayıs 1925’te) Şeyh Şemsettin yakalanarak İstiklal Mahkemesi’ne çıkarılması sırasında tekke ve zaviyeler de gündeme gelmiştir. Nakşibendi tarikatı şeyhlerinden Şeyh Yusuf’un oğlu olan Şeyh Şemsettin, savcılık ifadesinde iki tekkesi olduğunu ve bu tekkelerinde 600 erkek ve 200 kadın bulunduğunu söylemesi, sorguda tekke ve zaviye konusunun irdelenmesinin nedenidir. Mahkeme savcısı Ali Saib Bey, “Din ve Şeriat kisvesine bürünerek masum halkı ayaklandıran şeyhlerin neler yaptığını, ne fena adamlar olduğunu, şu anda bütün millet işitiyor ve anlıyor” demesi mahkemenin karar... Devamı

28 11 2011

SEYİT RIZA İDAMDAN ÖNCE ATATÜRK’LE GÖRÜŞTÜRÜLDÜ MÜ?

  KAYNAK VEREREK KULLANABİLİRSİNİZ:   SEYİT RIZA İDAMDAN ÖNCE ATATÜRK’LE GÖRÜŞTÜRÜLDÜ  MÜ? SES KAYDI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NDA MI?   Aşağıda okuyaaklarınızın bir kısmı Kırmanciya Beleke Dergisi Mayıs 2010 tarihli 4. sayısında yayımlanmıştır.…Yazı daha sonra http://dersimnews.com/dersim38/seyit-riza-idam-edilmeden-once-atatuturkle-gorustu.html adresinde Yayımlanmıştır.   NEVZAT ÇİÇEK nevzatcicek@gmail.com www.twitter.com/nevzatcicek   Dersim meselesinin tartışılırken bazı çevreler kasıtlı olarak gerçeklerin üstünü örtmeye çalışıyor. Dersim Katliamı’nın baş aktörü olan Mustafa Kemal Atatürk’ün rolünü görmezden gelmektedirler. Dahası bu çevreler Mustafa Kemal’in Dersim Katliamı’ndan bihaber olduğunu, “Mustafa Kemal yetişseydi Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamını durduracaktı” yalanını topluma yutturmaya çalışıyorlar. Oysa biz biliyoruz ki Dersim Katliamı’nın emrini veren, Dersim Harekatını bizzat yöneten Mustafa Kemal’in ta kendisidir.1934 İskan Kanunu, 1935 Tunç-eli Kanunu ve 4 Mayıs 1937 tarihli Tunceli Tenkil Harekatına Dair Bakanlar Kurulu Kararı bizzat Mustafa Kemal’in emriyle çıkarılmıştır. Bu karar ve kanunların altında Mustafa Kemal’in imzası vardır. 4 Mayıs 1937 günü Dersim’in kaderini belirleyen bakanlar kurulu toplantısına Atatürk başkanlık etmiştir. 4 Mayıs’ta alınan bu kararla Dersim Tertelesi başlamıştır. Trabzon Atatürk Köşkü’nde bulunan haritanın üzerinde asılan yazıda  Atatürk’ün Dersim Harekatını bizzat yönettiği yazılmaktadır. Harita Dersim bölgesi işaretlenmiştir. Askeri planlar bizzat M.Kemal tarafından çizilm... Devamı

10 11 2011

BAHRİ ZENGİN KİMDİR

  BAHRİ ZENGİN HAYATINI KAYBETTİ   Çağımızın en önemli fikir ve mücadele adamlarından, Milli Görüş'ün teorisyenlerinden,HAS Parti’nin kurucusu GİK Üyesi  Bahri Zengin, Ankara’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Başbakan Erdoğan’ın da hastanede ziyaret ettiği Zengin’i HAS Parti lideri  Numan Kurtulmuş’da hastanede yalnız bırakmıyordu… 1942 yılında Kilis'in Yavuzlu Köyü'nde dünyaya geldi. Zor şartlar altında okudu. 1965'te İTÜ'den Makine Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Askerliğini Antalya Havaalanı'nda Kontrol Mühendisi olarak yaptı. 1968 yılında D.P.T.'ye Uzman Yardımcısı olarak girdi ve 1970 yılında Uzman oldu. D.P.T.'de iken Hollanda ve İngiltere'de "Sanayi Yönetimi" ve "Bölgesel Kalkınma" konularında ihtisas yaptı. Sanayi Bakanlığı'nda Genel Müdürlük, Türkiye'nin önde gelen Harp Sanayi ve Ağır Sanayi Kurumu M.K.E.K.'da Genel Müdür Muavini kadrosunda Harp Sanayi ve Ağır Sanayi projelerini yürüttü. 1964 yılında B.D. Fikir Kulübü'nün kurucuları arasında yer aldı. 1970 yılında Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi'ni kurdu ve (ESAM) ilk Genel Başkanı oldu.   İslamcı Kimlik ve bilgi arasında Mavera Dergisi’ni kurdu   1976 yılında Cahit Zarifoğlu ile beraber Mavera Dergisini  çıkardı. Dergide Rasim Özdenören, Ersin Gürdoğan ve Erdem Beyazıd’dan oluşan romancılar ve şairler grubu arasında İslamcı kimlik ve bilgi açık bir tartışma konusu oldu. Bu isimler İslami Rol modellerinin inşasında şiir ve edebiyatın rolünü vurguladılar.  Daha sonra kültür hizmetlerine Akabe Yayınevi'ni kurarak devam etti. Çeşitli dergi ve gazetelerde politik, eko... Devamı

08 11 2011

KEŞMİR CUMHURBAŞKANI VAN'DA

  KEŞMİR CUMHURBAŞKANI VAN’A KANINI GETİRDİ Kurban Bayramı’nı Van’da ve Erciş’te depremden zarar gören kardeşlerimizle birlikte geçiriyoruz. Keşmir Cumhurbaşkanı Serdar Muhammet Yaqoob Khan ve beraberindeki heyetle birlikte Van’da ve Erciş’te depremden zarar görenleri, taziye evlerini ziyaret ediyoruz.  Keşmir Cumhurbaşkanı 2005 yılında yaşadıkları deprem ve sonrasındaki sel felaketinde Türkiye’den gelen yardımların ve yardım kurumlarının kendi yaralarını sarmada çok iyi işler yaptığına dikkati çekiyor. Cumhurbaşkanı bu anlamda İnsani Yardım Vakfı İHH’nın çalışmalarına ayrı bir yere koyduğunu ifade ediyor. İHH ile birlikte bölgede olmaktan son derece mutlu. Biz de mutluyuz. Gerek valilik ziyaretimizde gerekse de taziye evlerine gittiğimizde ve yardım dağıtımında gerçek bir kardeşlik hukukunu gözettiğini ve içinden bir şeylerin koptuğunu görebiliyoruz. Keşmir Cumhurbaşkanı gibi Somalili çocuklarda kendilerini yalnız bırakmayan insanların çocuklarını yalnız bırakmamak ve onların acısını paylaşmak için Van’a gelecek. Bütün bunları niye anlatıyorum, Keşmir’in Cumhurbaşkanlığının sergilediği bu samimi, içten tavrı ne yazık ki bizler birbirimizden son dönemde esirger olduk. Acılar üzerinden hala birbirimizi kamplaştırmaya uğraşıyoruz. Bu bayramları gerçek anlamda bayram yapabildik mi bilmiyorum, ama soğuktan üşüyen kardeşlerimizi biz esas olarak sözlerimizle üşüttük. Keşmir’de 2005 yılında çok büyük bir deprem yaşandı. Resmi rakamlara göre 80 bin gayrı resmi rakamlara göre 100 bin kişi öldü.  Bu nedenle Keşmir Cumhurbaşkanı’nın İstanbul’da uçağa binerken söylediği bir cümle gözyaşlarımın akmasına sebep oldu. Cumhurbaşkanı, &ld... Devamı

03 11 2011

BARZANİ AİLESİ TARİHİ

    BARZAN AŞİRETİ VE BARZANİLER ARAŞTIRMA: NEVZAT ÇİÇEK İLETİŞİM:  nevzatcicek@gmail.com www.twitter.com/nevzatcicek    “Barzan Aşireti, adını aşiretin merkezi olan Barzan köyünden alır. Encyclopeadia of Iranica´ya göre Barzan adı, Kürtçenin  de mensup olduğu kuzeybatı irani dilerde Mahalle anlamını taşımaktadır. Kökeni avestadaki varəzāna kelimesine dayanan "Barzan", eski hintçedeki karşıtı vṛjána(Cemaat)´dır. Modern Kürtçede bu kelimenin yerini "Tax" almıştır. Barzan bölgesi Erbil vilayetine bağlı olarak Irak Kürt Bölgesi’nin  en uç noktasında yer alır. Bölgenin merkezi Mergesor kazasıdır. Kaza üç nahiyeden oluşur. Mergesor, Barzan, Şirvan. Doğusunda Revanduz, batısında Amediye, güneyinde Akre kazası ve kuzeyinde Türkiye sınırı yer alır. Şîrvanî, Dolamerî, Mizorî, Berojî, Nizarî, Gerdî, Herkî ve Binecî aşiretlerin toplamına biz Barzan diyoruz. Barzan bir üst çatı adıdır ve bu aşiretlerden oluşmuştur.          Aşiretin atası sayılan Mesud, Barzan’a yakın Hewînka köyüne yerleşir ve o köyden bir kızla evlenir. Bu evlilikten Said adında bir çocuk dünyaya gelir. Aşiretin liderliği ondan sonra oğlu Said’e geçer. Onu da torunu Şeyh Taceddin izler. Şeyh Taceddini bir din alimi idi ve bu nedenle  etrafında birçok mürit toplanır. Bunun üzerine Barzan tekkesini kurar ve ölünceye kadar bu tekkede şeyhlik görevini sürdürür. Onu,  oğlu Şeyh Abdurrahman, Şeyh Abdurrahman’ı da oğlu Şeyh Abdullah izler. Şeyh Abdullah, oğlu Şeyh Abdusselam’ı, Seyyid Taha Nehri’den dini ilimleri öğrensin diye oğlu N... Devamı

02 11 2011

Evimizde olmayan ama aramıza konulan perde duvarımız

  Evimizde olmayan ama aramıza konulan perde duvarımız   Her zaman tekrarlanan bir gerçeği yine gördük. Yüzyıllardır beraber yaşadığımız, yanı başında hissettiğimiz Kuzey Anadolu fay hattı ve diğer fay hatları harekete geçti. Onlar yüzyıllardır sürekli harekete geçeceklerini zaman zaman bize ölümlerle  gösterse de biz harekete geçmemek için direndik. İlk gelen haberler, hastane, okul ve hapishane binalarında hasarlar oluştuğu, çok sayıda binanın yıkıldığı ve kırsaldan haber alınamadığıydı. Yine yanılmıyorduk, önce kamu binaları yıkılıyordu.  Binalarımızın da anayasamızdan ve ideolojik alt yapımızdan hiç farkı yoktu. Bürokrasiye göre, yıkılmak için bahane arayan binalarımız, omuz verseniz göçecek duvarlarımız var. Ne Van Valiliği’nin ne Van Belediyesi’nin internet sayfalarında olmayan ama gerçekten olan bir depremimiz var. Ölülerimiz, çaresizlerimiz, yaralılarımız, umutsuzlarımız, rantçılarımız, kavgacılarımız, şovmenlerimiz, rutin olmayan bir vicdansızlığımız yardımları renklere, dillere ve coğrafyaya ayran bir insanlığımız var. Büyük bir acı soğuk ve açlıkla koyun koyuna girmiş, battaniye örtecek devleti bekleyen vatandaşlarımız, otobüs kaldırıp Van'a adam götüren belediyelerimiz, o adamlar orada ne yapacak sorusunu sormayan yetkililerimiz, giderken Van Gölü’nü de görürüm diyen duyarsız vatandaşlarımız var. Yardım kaosu yaşanan bir ülkemiz, hazırladığı kolilerin üzerlerine için de ne olduğunu yazamayan akıl edemeyenlerimiz, sağlıklı bir şekilde yardım organize edemeyen görevlilerimiz, arama kurtarmadan habersiz aramadan kurtarma çalışanlarımız var Bir internet sitesi açıp ihtiyaç olan malzemeleri duyuramayan v... Devamı

02 11 2011

Dindarların Kürt sorununa bakışı

  Dindarların Kürt Sorununa Bakışı Son dönemde Cemal Uşak Bey’in Radikal Gazetesi’ne verdiği röportaj üzerinden, dindarların Kürt sorununa bakışı tekrardan konuşulmaya başlandı.Yer yer özeleştiri, yer yer de suçlama şeklinde devam eden görüşler “geç kalıyoruz” noktasında birleşiyor.  Türkiye Barış Meclisi’de yaklaşık bir aydır dindarların Kürt sorununa bakışını ve çözüm yollarını öğrenmek, bu kesimlerle beraber ne yapabiliriz sorusunun cevabından hareketle dindar kesimleri bir masa etrafında toplayıp onlarla konuşuyor. Aralarında, Yıldız Ramazanoğlu, Ahmet Ağırakça, Gülden Sönmez, Tarık Tufan-Osman Bostan,Cemal Uşak, Ahmet Faruk Ünsal, Mehmet Bekaroğlu, Cüneyt Sarıyaşar, Bayram Babacan, Davut Güler,Cihan Aktaş, Hamza Türkmen, Adnan İnaç,Hakan Sarıhan,Cevat Özkaya,Necati Ceylan,Kazım Sağlam, Nevzat Çiçek, Müfit Yüksel, Ümit Aktaş, Ayhan Oğan, Veli Karataş,Hanifi Tosun, Suat Yalçın, Gencay Gürsoy, Hakan Tanmaz, Osman Kavala, Gülten Uçar, Burhan Sönmez, Yavuz Delal,Turan Sarıtemur, Abdülhekim Daş,  gibi isimlerler bu platforma görüş, düşünce ve deneyimlerini  birbirleriyle paylaşıp uzun vadede sorunun çözümü kısa vade de ise kanın nasıl durdurulacağı üzerinde kafa yoruyor Çukurca saldırısından bir gün sonra İstanbul Fatih’te yukarıdaki isimlerin 23’ü ile tekrar buluştuk. Meseleyi duygulardan arındırmadan konuşmak kolay olmasa da yarına dair, konuşabilmeye dair, önyargılarımızı kırmaya dair ve daha da önemlisi bu kanın durmasına dair amaçların aynı olduğunu gördük. İslamcılar diye nitelendirilse de benim dindarlar diyeceğim kesimin, Kürt sorununa yaklaşımı kısaca şu başlıklar altında toplanabil... Devamı