11 05 2011

HAKSIZLIĞIN SAFI OLUR MU?

  aksızlığın safı olur mu? Email:  Türkiye`de özellikle İslami kesimde son dönemde ciddi anlamda bir milliyetçilik etkisi kendini göstermeye başladı. İslamlaşan Türkler ve Kürtlerin yeni genç kuşağı, bu bilincin yanında milliyetçiliği de KDV yaparak yeni düşüncelerini hayatlarının her alanına uygulamaya çalışıyorlar.    Türkiye’de milliyetçilik sadece İslamcı gençlikte değil,  aynı zamanda sol kesim içinde de kendisine çok ciddi taraftar buluyor.  CHP’nin kendisine oy veren yüzde 23’lük tabanında yaptığı kamuoyu yoklamasında yüzde 7’lik kesiminin kendisini “Ulusalcı” olarak nitelendirmesi bu algının tartışılması gereken bir diğer noktası.   Burada milliyetçilikle ulusalcılığı ayırmam gerektiği noktasında bazı itirazlar yükselecektir ama sonuç itibariyle ikisi de benim için birbirini besleyen iki damar ve aynı söylemin dozaj farklılığı. Solun milliyetçi olmasını anlayabiliyorum, fakat bir İslamcının, bir dindarın milliyetçi olmasını içime sindiremiyorum. Bu bakımdan meseleye hem İslami hem de milliyetçi bakış açısıyla bakanlara söylenmesi gereken; İkisi bir arada doğru yola gitmez. Milliyetçiliği İslam’ın içerisine karıştırdığınızda aslında Allah’ın bizi farklı yaratma sebebini de tartışmaya açıyorsunuz demektir. Ayeti inkâr noktasına götüren yorumları da duymanız bu açıdan mümkündür. Türkiye’de bir insanın demokrat olup olmadığını anlamanız için o kişinin başörtüsü, Kürt sorunu, azınlık hakları ve askeri vesayet noktasındaki görüşlerine ve takındığı tavra bakmanız yeterli. Aynı şekilde iyi bir dindarında ger&ccedi... Devamı

25 04 2011

ARAKAN

  Zulmün Budist versiyonu:  Arakan Yazı ve fotoğraf: NEVZAT ÇİÇEK İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Bangladeş’teki yetim çalışmalarını yerinde görmek ve Arakan’lı mültecilere ulaştırılacak yardım için yedi kişilik bir ekiple bir haftalığına Bangladeş’teyiz. Oldukça kalabalık olan ülkede iki milyon insan sokaklarda yaşıyor, kanalizasyon ülkenin her yanında açık bir şekilde akıyor. Bangladeş’te nüfusun yaklaşık yüzde 85’i Müslüman, geri kalanlar ise Budist ve Hindu. Bangladeş’te bulunan ve Burma (Myanmar) askeri cuntasından kaçan Arakanlı Müslümanların yaşadıklarını görünce, açlıktan ölmenin ne demek olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Bangladeş’te mülteci olarak yaşayan Arakanlıların sayısı sekiz yüz bin civarında. Kutupalong, Naynayapara (Musoni), ve Teknaf Leda  mültecilerin en çok yaşadıkları kamplar. Sınıra yakın olan Teknaf Leda ve Kutupalong kampları, mülteci kamplarından ziyade ölüm kampları gibi. Yaklaşık otuz beş bin kişinin, beş yıldır teneke barakalarda yaşamını sürdürmeye çalıştığı Kutupalong Kampında, en büyük sorun açlık tehlikesi ve bulaşıcı hastalık. Temiz içme suyunun kuyularla sağlanmaya çalışıldığı kampta her hafta onlarca insan açlıktan yaşamını yitiriyor. Açlığın yanında özelikle Haziran ayındaki Muson yağmurlarının yol açtığı toprak kayması ve sel felaketiyle birlikte ölümler daha da artıyor. Arap tüccarlar vasıtası ile İslam’la tanıştılar Arakanlılar İslam’la altı yüz yetmişli yıllarda Arap tüccarlar vasıtası ile tanışıyorlar. Endonezya ve Malezya’ya kadar ticaret için giden Arap tüccarlar burada mola veriyordu. Arap tüccarların bir kısmı bu bölgeye yerleşerek tebliğ &c... Devamı

25 04 2011

NEVZAT ÇİÇEK KİMDİR?

  NEVZAT ÇİÇEK 1977 Yılında Adıyaman-Gerger’de doğdu  İlkokulu Adıyaman Gerger’de, ortaokul ve liseyi ise İstanbul Bahçelievler’de bitirdi. Kazakistan Hoca Ahmet Yesevi Üniversite Sosyoloji bölümünü yarıda bıraktı   İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Sistemleri mezunudur   Çiçek, Aydın Doğan Genç İletişimciler Yarışması’nda “En iyi röportaj” dalında aldığı Türkiye ikinciliği ile Kanal D Ana Haber’de stajını tamamladı. Üniversite ikinci sınıfta aktif gazeteciliğe Nokta Dergisi’nde başladı. Çiçek, dergide ekip arkadaşları ile birlikte hazırladığı 12 Eylül dosyası nedeniyle derginin kapatılması üzerine ve Nokta Dergisi’nin Alper Görmüş’ün Genel Yayın Yönetmenliği’nde tekrar faaliyete geçmesi üzerine dergiye geri döndü. Nokta Dergisi’nin hazırladığı “Darbe Günlükleri” haberinin devam haberi olan ve Nevzat Çiçek imzası ile yayınlanan “Günümüzdeki sivil eylemler ne kadar sivil?” haberi nedeniyle derginin tekrar kapatılması üzerine Çiçek, “Kürtlerde sivilleşme ve din” olgusunu incelemek üzere Doğu ve Güneydoğu’da alan araştırmasında bulundu.  Taraf Gazetesi’nin kuruluşunda yer aldı ve bir yıl çalıştıktan sonra ayrılarak  Sabah Gazetesi Özel Haber Servisi’ne transfer oldu. Çiçek, daha sonra Özgün Duruş Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği görevlerinde bulundu. Suriye, Kazakistan, Irak, İran, Pakistan, Keşmir, Bangladeş, Sudan, Moro,Patani, Küba, Tunus, Somali,Kenya, Patani, Mısır başta olmak üzere bir çok yardım organizasyonlarında görev aldı ve raporlar ha... Devamı

22 04 2011

ÖTEKİ PAKİSTAN:BANGLADEŞ

  Öteki Pakistan: BANGLADEŞ Resmi adı Bangladeş Halk Cumhuriyeti. Başkenti Dakka. İngiliz Hukuk Sistemi`nin örnek alındığı ülke, 1971 yılında Batı Pakistan`dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etti.       NEVZAT ÇİÇEK – ÖZGÜN DURUŞ   Dakka, Chittagong, Barisal, Khulna, Rajshahi ve Sylhet en önemli şehirleri. Yaklaşık 175 milyon nüfusu barındıran ülke Türkiye’nin beşte biri büyüklüğünde. Ülkenin % 83’ü Müslüman, Müslümanlardan sonra Budistler ve Hindular en büyük inanç gruplarını oluşturuyor. Pirinç, Hint Keneviri, çay, buğday, şeker kamışı ülke tarımının bel kemiği. Doğalgaz, kereste, kömür en büyük doğal kaynaklarını oluştururken, kuraklık, kasırga ve Muson Yağmurları’ndan dolayı oluşan su baskınları doğal afetler olarak kayda geçiriliyor. Bengalce resmi dil olsa da her tarafta İngilizce konuşuluyor. Özellikle Tasavvufi yorum şeklinin güçlü olduğu ülkede, türbelere ve şeyhlere çok büyük önem veriliyor. İnsani Yardım Vakfı (İHH)’nın daveti üzerine yedi kişilik bir ekiple Karaçi aktarmalı olarak THY uçağıyla dokuz saat sonra bir haftalık bir program için Bangladeş’in başkenti Dakka’ya varıyoruz. Dakka’ya iner inmez 32 derece bir sıcaklık ve ara sıra yağan yağmurla birlikte çok yoğun bir nem karşılıyor bizi. Dakka’da İslamic Aid Başkanı Mustafa Serker bey bizi kınalı saçları ve sakallarıyla karşılıyor. Dakka’da kısa bir konaklamadan sonra ülkenin ikinci büyük şehri Chittagong’a uçuyoruz. Liman şehri olan Chittagong’dan karayolu ile ülkenin Burma (Myanmar)’a yakın olan turistik bölgesi Cox&rs... Devamı

09 04 2011

Arakan: Ümmetin yetim çocuğu

  Arakan: Ümmetin yetim çocuğu Email:  Filistin`i, Keşmir`i, Çeçenistan`ı, Afganistan`ı bilirdik zulüm coğrafyası olarak. Dualarımızda unuttuğumuz, varlığından habersiz olduğumuz Müslüman coğrafyasının yetimidir Arakan. Sistematik işkencenin, soykırımın, zulmün bir diğer adıdır.  Burma (Myanmar) askeri cuntasının insan kellelerinden kaleler diktiği, deprem gibi doğal bir afette bile dünyaya kapattığı kadersizlerin ülkesidir. Arakan’da baba olmak, anne olmak, kardeş olmak dünyanın en çilekeş hayatını küçük yaşta sırtlamaktır. Evlenmenin bile Müslümanlar için neredeyse imkânsız hale getirildiği Myanmar’da Arakanlıların nüfuslarını yok etmek ve Budist inancı içinde eritmek için akla hayale gelmeyecek uygulamalar aralıksız devam ediyor. Altı yüz yetmişli yıllarda Arap tüccarlar vasıtası ile Müslümanlıkla tanışan Arakanlılar, 1430 yaşadıkları coğrafyanın sultanları oldular. 1780 yılında İngilizlerin Burma’yı işgaliyle birlikte Arakanlıların da kaderi değişiyor. 1780 yılından 1947 yılına kadar İngiliz işgali arasında kalan  Burma, 1948 yılında bağımsız oldu. 1942 yıllarında Budistler 100 bin Müslüman’ı İngilizlerin silahları ve göz yumması ile katletti. Sultan 2. Abdülhamit bile Müslümanlarla, Budistler arasındaki savaşta Osmanlı askerini buraya gönderiyor. Bugün Arakan içerisinde “Türk nesli” dedikleri bir nesil ve Burma’nın içerisinde bir Osmanlı mezarlığı olduğu söyleniyor. Söyleniyor, çünkü Arakan dünyaya kapalı olduğu için Arakan, sınırındaki Bangladeş’te bunları Arakanlılardan öğreniyoruz. 1962 yılında Burma’da iş başına geçen askeri cunta, bugün Arakan’da ... Devamı

08 03 2011

ERBAKAN VE KÜRTLER

  Erbakan ve Kürtler Email: nevzatcicek@gmail.com Fatih Camii’nde yüz binlerin uğurladığı cenaze töreni sonrasında herkes Erbakan Hoca’nın farklı bir tarafını anlattı.  İslam Dünyası’ndan gelen temsilciler, kılınan gıyabi cenaze namazları ve dünyanın dört bir yanından gelen başsağlığı mesajları Erbakan Hoca’nın evrenselliğini ortaya koyuyordu. Bu tablo içerisinde hiç kimse Erbakan’ın Kürtlerle olan temasını anlatmayınca ben de katıldığım bir programda bunu anlatma ihtiyacı hissettim ve anladım ki Erbakan’ın Kürt meselesine olan yaklaşımı pek bilinmiyor. Bu nedenle Erbakan’ın Kürt meselesine olan bakışını anlatmak istiyorum. Kürtler, arasında en sevilen siyasi liderlerden birisinin merhum Necmettin Erbakan Hoca olduğunu söylersem sanırım yanılmam. Erbakan’ın dine olan ilgisi ve samimi Müslüman oluşu, milliyetçiliğin ülkeyi kamplara ayırmadığı zaman diliminde geliştirdiği argümanlar Kürtler’in belirli bir zaman Erbakan’ı sahiplenmesine yol açtı. Bir taraftan halk diliyle konuşması, diğer taraftan bölge hassasiyetlerini iyi vurgulaması Erbakan’ın popülaritesini  Kürtler arasında her zaman artırdı.   Kürtler’in büyük bir kısmı mevcut düzenin temel ilkeleri doğrultusunda politika yapan diğer partilerden sahiplik beklemiyordu, çünkü onlar “Milli Görüş Partileri” gibi İslamcı bir söylem ve çizgide değildi. Bu beklenti Halkın Emek Partisi (HEP) sürecine kadar kendisini Erbakan’a verilen destekle çok iyi hissettirdi. Erbakan’ın Kürt meselesine yaklaşımı kimilerine göre oyalayıcı, kimilerine göre görmezden gelme, kimilerine göre ise vicdanlıdır. Kim ne derse desin Erbakan&rs... Devamı

21 02 2011

DEDEMİN ORDU ALGISI

  Dedemin ordu algısı     Dedem 103 yaşında. Allah uzun ömür versin, gördükleriyle, yaşadıklarıyla Cumhuriyet döneminin en iyi kaynağı benim için. Türkiye’deki değişimi vatandaş algısı ile dedemden öğreniyorum. Onun bakış açısı, tarihe tanıklık eden yaşamı ve o yaşamın sözleri bana neyi nasıl görmem konusunda en yalın gerçeği öğretiyor. Dedem, namazında, niyazında eskilerden bir insan olarak kolay kolay algısını değiştirmiyor. Hala Rusya’ya “Irus” diyor. Üç yıl Artvin’de yaptığı askerlik ona Rusya’nın “Irus” olduğunu öğretmiş. Türkiye’de dedem için asker denilince; köye gelip insanları ağaca bağlan, bütün köy meydanında döven tek parti jandarması gelir. Birde Kur’an’ı Kerimleri toprak altına sakladıkları dönemde, silahla birlikte dini kitapları arayanlar. O bakış açısından olacak ki askerin şahsında “Devletle uğraşılmaz” der. Onun için sıradan bir er bile devleti temsil ettiği için “dokunulmaz”dır. Kararlarını sorguladıkları zaman bile başına nelerin gelebileceğini bedel ödeyerek öğrenmiştir.  Askerin hakaret etmesi üzerine karşı durduklarında köy meydanında erkeklerin sıra dayağından nasıl geçtiğini asla unutmaz, bu nedenle onlara karşı temkinlidir. Torunlarını askere gönderdiği zaman bile ilk tembihlediği “Komutanlarına karşı gelme, yoksa gelemezsin” sözüdür. Yaşlı maaşı almak için kendisinden fotoğraf istendiğinde, “Başındaki sarığı çıkar öyle çek” cümlesi karşısında “Bu sistem değişmez” diyen bir insan. Eskiden küçük ilçemizde rütbeli bir asker görse kendini toplamak zorunda hisseden dedemin şimdi korkuları biraz d... Devamı

12 02 2011

DEVLETİN KAMPI

  Devletin kampı Email: Yıl 1960! Demokrat Parti’yi deviren askeri cunta, Kürt siyaseti ekseninde Doğu ve Güneydoğuyu yeniden şekillendirdi. 27 Mayıs askeri darbesinden dört gün sonra Sivas Kabakyazı’da oluşturulan ‘Sivas Kampı’na getirilen beş yüz kişi 9 aya yakın bir süre burada tutuklu kaldı.     Bir önceki yazımda 1938 ile 1960 yılları arasında Kürt isyanlarının neden yaşanmadığını sormuştum.  Özellikle 1960 yıllarından sonra medrese geleneğinden gelen Kürt hareketinin neden ve nasıl seküllerleştirildiğini anlamamız için buna benzer soruların cevaplarının iyi irdelenmesi, var olan ezberlerimizin bozulması açısından son derece önemlidir.  Eğer Türkiye önüne PKK’nın neden ortaya çıkarıldığı konusunda sağlam bir yol haritası koymazsa, çözüm noktasında önüne koyacağı yol haritaları peşinen sakat olur. Doğru bir yol haritası çıkarabilmek adına 1960 yılında şekillendirilen Kürt hareketine bakılması ve bundan dersler çıkarılmasının zaruri olduğunu düşünüyorum. Yıl 1960! Demokrat Parti’yi deviren askeri cunta, Kürt siyaseti ekseninde Doğu ve Güneydoğuyu yeniden şekillendirdi. 27 Mayıs askeri darbesinden dört gün sonra Sivas Kabakyazı’da oluşturulan ‘Sivas Kampı’na getirilen beş yüz kişi 9 aya yakın bir süre burada tutuklu kaldı. Tutuklanan kişilerin suçları ilk başta söylenmediyse de, daha sonra onlar için yeni suçlar icat edildi. Kimine “Bugünleri hesap etmediniz mi?” diye sorulurken, kimileri iki eşek yükü buğdayla Kürt ihtilali yapmakla suçlandı. Bazılarına ise Menderes’i kurtarmak için silahlı ayaklanma hazırlığı başlatacakları ile ilgili su&cce... Devamı

12 02 2011

DURUŞUNUZ KİMLİĞİNİZDİR

  Duruşunuz kimliğinizdir Email: nevzatcicek@gmail.com Biz istiyoruz ki, gazetemiz bir okul görevi görsün, gazetecilik yapmak isteyenler için okul görevi görürken, diğer taraftan Türkiye’nin düşünce ikliminde yıkılmayacak fikirlerle yerini alsın. Yolumuz uzun, ancak biz duruşumuzun kimliğimiz olduğunun da farkındayız.     “Özgün Duruş”  ismi gibi basında özgün bir yer edinmekten ziyade, özgünlüğü diğer basına da yansıtabilmek, hakikati anlatabilmek, sessizlerin sesi olabilmek için bir yılı aşkın bir süredir yayınını sürdürüyor. Fazla lüks olmayan bir büroda, simit ve çay geleneğini terk etmeden, halkın arasından uzaklaşmadan, editörü, muhabiri, yazarı ve yönetim kadrosu ile beraber haberin peşinde koşuyor. Aksayan yönlerimizi gören  “Gönüldaşlarımız” dışarıdan desteklerini esirgemiyor. Haber hazırlıyor, röportajlara gidiyor, abone çalışmasında bulunuyor, reklam topluyor. Yazarlarımız, gazetenin mutfağından kopmadan sürekli fikirlerini bizimle paylaşıyor. Yazdıklarını anlatmak için çoğu zaman yollara düşüyor, hiçbir zaman bizimle sıcak iletişimini kesmeden motivasyonumuzu artırıyor.  Okurlarımızın bizimle olan ilişkisi klasik gazeteci okur ilişkisi dışında gelişerek devam ediyor. Parasını verdiği halde gazetesi gitmese bile bunu bize bildirmekten sıkılan okurumuz gazete ile bağını koparmadan gazeteye güç katıyor. Kâh mektubunu cezaevinden gönderip, “Cezaevinden tahliye oluyorum, gazeteyi koğuş arkadaşıma gönderir misiniz” diyor.  Kâh, “Ben gazete ile yeni tanıştım beni abone eder misiniz” teklifinde bulunuyor. Bazen &ld... Devamı