23 01 2010

AFGANİSTAN GERÇEKLERİ

  Afganistan gerçeği ve Yemen yalanı   Afganistan, Batı karşıtı bir ayaklanmaya karşı mücadele edilen ve jeostratejik açıdan önemli olan bir ülke. Çünkü oradan Rusya,Hindistan,Pakistan ve Çin’i kontrol edilebilir. Hammaddeler açısından da son derece iyi bir mevkii.   Yazarımız Nevzat Çiçek'in haber-analizi   Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’nin, Yemen’in El Kaide’nin merkezi haline geldiğini söylemesi ve Yemen’e müdahale edilebileceği uluslararası camiada tartışılırken, Amerika’nın daha önce bu gerekçeleri ileri sürerek müdahale ettiği Afganistan’da söylenenlerin bize anlatıldığı gibi olmadığı gerçeğini görmemiz gerekiyor.   Gerek Irak ve Afganistan müdahaleleri ile Yemen ve İran’ın da sırada olduğu fikrini uluslararası camiaya anlatmaya çalışan ABD’nin sığındığı “terör” kavramının aslında inandırıcı olmadığı biliniyordu. Ancak Afganistan ve Taliban konusunda ortaya konamamış çalışmalarla bu ezberler bozulamıyordu. Alman Sol Parti kurucularından Avrupa Barış Meclisi SözcüsüMurat Çakır’ın uzun bir yazıda kaleme aldığı açıklamalar, Afganistan gerçeğini ortaya koyuyordu.   Afganlaştırılan bir savaş   Afganistan savaşı konusunda herhalde yazılanlar kitapları doldurur. Gelinen son noktada savaşın “Afganlaştırılarak” sonsuz bir hikâyeye dönüşmekte olduğunu söyleyebiliriz. Batılı analistler bile bu tehlikenin varlığına işaret ediyorlar. Eleştirel yaklaşan analizlerde genellikle Vietnam ve Sovyetlerin Afganistan işgali arasında paralellikler kuruluyor.   Bu paralellikler gerçekten de göz batıyor. 2009 sonu itibarıyla ... Devamı

16 11 2009

HASAN ET TURABİ'NİN GÖZÜYLE AK PARTİ

Hasan Et Turabi: Ak Parti özgürlükleri bütün getirsin Ünlü İslam teorisyeni ve eski Sudan Meclis Başkanı Hasan Et Turabi ile İnsani Hak ve Özgürlükler Vakfı'nın (İHH) programı nedeniyle  gittiğimiz Sudan'ın başkenti Hartum'daki evinde buluştuk. Sudan'daki mevcut rejime karşı görüşleri nedeniyle siyasi yasaklı olan Turabi ile biz de yakından takip ettiği Türkiye siyasetini konuştuk. Turabi üniversitede eokuyan kızların eğitim için okul kapısında başörtüsünü çıkarıp okumalarını söylemiş son olarak da kadın imam olabileceğini söyleyerek gündeme gelmiş liberal bir İlsam alimi. meselesini göndeme getirdiniz.  Turabi Ak Parti'ye 3. yol bildiricileri gibi sesleniyor; Herkes için özgürlük iste, özgürlükleri aynı anda savun! - Türkiye Ak Parti'ye açılan kapatma davasını konuşuyor. Burden başlayalım isterseniz. Anayasa Mahkemesi sizde parlamentonun üzerinde ve ne yazık ki başka yerlerde de demokrasinin yaşadığı bu durumu sizde tekrar gördük. Şimdi sizin ülkenizdeki Anayasa Mahkemesi'nin nereden geldiğini bana söyler misiniz? Allah mı getirdi? - 1960 askeri darbesinden sonra  kurulan bir kurum? Demokrasi güçlü olanın güçsüz olanı ezmesini getiriyor ama bu İslam'da yok. Sen güçlüysen senin ezmemen gerekiyor. Sizdeki Anayasa Mahkemesi aynı Batı'daki kilise gibidir. Medine İslam Devleti'ne baktığınızda, orada azınlıkta olan gayrı müslimlerin hakları güvenceye alınmıştı. Orada ne Birleşmiş Milletler Gücü ne de yabancı askerler vardı. Bu Anayasa mahkemesini kimin getirdiğini tekrar söylüyorum; bu sistem içerisinde getirilmedi mi? Türkiye'de azınlığın elinde olan iki şey var, birincisi asker, ikincisi ise Anayasa Mahkemesi'dir. Öyle bir şey oldu ki; farz edelim bu kurum başına başörtülü bir insan atandı. O zaman ne olacak, ne denilecek? Şunu anlamak lazım; size geçmiş tarihiniz hükmediyor. Halkın istekleri ile geçmişinizden size dayatılanlar farklı. Bu aşamada ben Atatürk'ün size demokrasi getirdiğine inanmıyorum çünkü kendisi kuvvetle geldi. - Bu Türkiye'ye özg... Devamı

06 11 2009

HAMALLIK MESLEĞİNDE KÜRT ERMENİ REKABETİ

GECE GÜNDÜZ DEMEDEN DÜNYAYI TAŞIYORLAR... DÜNYANIN BÜTÜN YÜKÜ ONLARIN SIRTINDA... Hamallık mesleği kendi içerisindeki disiplini ile İngiliz Anayasasından farksız. Osmanlı Dönemi’nde Kürtler ve Ermeniler arasında iktidar mücadelesine sahip olan bu meslek, kendi bünyesinden dünyanın en yaşlı insanı olan Zaro Ağa’yı çıkarır. Kendilerine has sigorta anlayışını kendi içerisinde geliştiren hamalların günümüzdeki en büyük dertleri değişen iş kolları ve “bel fıtığı”  Eski kartpostallara bakanlar İstanbul’da ne çok değiştiğinin ayırdına varırlar. Galata Köprüsünde eski Türk filmlerinde gördüğümüz tahta bavulu her ne kadar göremesek de, o sahnelerdeki hamallar zamana karşı durmayı becerebilen ender mesleklerden biri olarak duruyorlar. Batılı gezginlerce “Her kül” ve “ İnsani Eşekler” olarak adlandırılan hamalların kâğıt üzerinde bulunmayan kuralları İngiliz Anayasası’ndan daha katı bir şekilde işliyor. Kurallar o kadar sıkı ki asla yıkılmasına müsaade edilmiyor. En önemli unsurun güven olduğu “Hamal Piyasası” da sosyal gelişmelerden nasibini alıyor. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıyla birlikte Ermeni Hamallar ile Kürt Hamallar arasındaki mücadele Ermeni Hamalların üstünlüğüyle sona eriyor. 1908 yılında Avusturya mallarına karşı boykotun öncülüğünü de Kürt Ali isminde bir hamal yapıyor. Kendi bünyelerinde çok renkli kişilikler çıkaran hamalların en tanınmış siması 160 yıl yaşayan Zaro Ağa. Bugün Eminönü’ndeki iskelelerde çalışan yaklaşık bin beş yüz hamal kendi temsilcilerini belediye meclisine sokacak kadar güçlü. Mesleğin yavaş- yavaş bittiği bu piyasa da en büyük rakip kargo şirketleri ve değişen ticaret anlayışı… Herkesin tek bir belası var oda “bel fıtığı”Arkalık mı, semer mi? Hamalların dünyasını yakından tanımak amacıyla, önce onlardan birini bulup bu dünyanın sırlarını öğrenmek gerekiyor, çünkü gazetecilerle araları çok iyi değil. Hamallar yük taşıdıkları bölgeye “iskele” diyorlar. Hamalların yük taşımak için kullandıkları eşyanın ismi “Semer” ve “Arkalık” olara... Devamı

31 10 2009

KÜRT AÇILIMININ TÜRK İSLAM AÇMAZI

Kürt Sorununa bakış ve teşhiste Türkiye’deki İslamcıların büyük bir bölümünün bakışı her zaman sorunlu olmuştur. Resmi ideoloji ile kol kola giren Türk İslamcılarının siyasal temsilcileri Şeyh Said’i devlete isyan eden bir hain nitelendirmesini ağızlarından düşürmezken, kendi politik hesaplarında ise onun İslam için başını veren bir şehit olduğunu söylemekten çekinmezler. Bugün de Kürt açılımı ile birlikte Türk İslamcıları’nın tartışma konusu bu açılımın Büyük Ortadoğu Projesi’ne ne derece hizmet ettiğidir. Türk İslamcılarına göre  Diyarbakır merkez başta olmak üzere eğer bölge muhafazakâr ve dini hassasiyetlerini ön planda olan Müslüman Kürtler bile  DTP’ye yüksek oranda oy verdiğine göre bu açılımın zamanlaması uygun değildir. Daha yalın bir düşünceyle Müslüman Kürtler Sosyalist bir dünya görüşünü benimseyen DTP’ye neden oy vermektedir. Müslüman Kürtler bunu yapıyorsa yarın bu haklardan sonra ayrılmak istemezler mi? Kürtlerin buradaki Müslümanlığı zaten sorunlu olduğuna göre açılım nasıl sağlanacak.  Türk İslamcılarının alttan alta tartıştığı ancak kamuoyuna yansımayan “Kürtler zaten ayrılmak istiyor bu açılımda tam anlamıyla bunu sağlayacak tezini  Diyarbakır’da bile dinlemek artık şaşırtıcı gelmiyor. Ağustos ayının ortalarından itibaren bilmem kaçıncı yüz kez geldiğim Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bu sefer bölgede ne olup bittiğini, Kürt açılımın nereye doğru gittiğini ve bölgedeki, özellikle de İslamcı Kürtler arasında açılımın  nasıl yankılandığına bakmak için dolaşıyorum. Bu ziyarette birçok resmi yetkilinin yanı sıra bölgedeki k... Devamı

25 10 2009

5233 SAYILI YASA

NEVZAT ÇİÇEK * / ‘Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un çıkmasından bugüne devletin vatandaşına ödediği tazminat miktarı bir milyar dolar. Bu rakamın üç milyar doları bulması bekleniyor.Türkiye’de 1984 yılından bu yana yaşanan şiddet ortamına bağlı, Olağanüstü Hal uygulanması, koruculuk sistemi, yayla yasağı, kara mayınları, ekonomik nedenler ve altyapı sorunları gibi nedenlerle sayıları milyonlarla ifade edilen insan, geleneksel yaşam alanlarını terk etmek zorunda bırakıldı. Yerinden edilmeyle birlikte tüm maddi ve manevi varlıklarını geride bırakarak, şehir merkezlerine göçen bu insanlar temel yaşam koşullarından yoksullaştı. Başta barınma, temiz su, besin, sağlık ve eğitim gibi en temel yaşam koşullarından mahrum kaldı. Bu durum, başta mülkiyet olmak üzere, konut aile yaşamına saygı, işkence ve kötü muamele yasağı ve seyahat hakları gibi bir dizi anayasal hakların ihlal edilmesine neden oldu. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin 2002 tarihli tavsiye kararında Türkiye’ye birçok öneriyle birlikte ‘yerinden edilenlerin maddi zararların tanzim edilmesi’ çağrısı yer aldı. Bu gelişmeler üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Ağustos 2004’te 5233 sayılı ‘Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’ çıkarıldı. Kanunun çıktığı tarihten bugüne kadar devletin kendi vatandaşına ödediği tazminat miktarı bir milyar dolar. Sonuçlanacak davalarla birlikte bu rakam üç milyar doları bulacak. Açılıma karşı çıkan ve şiddetten beslenenlere bu tabloyu hatırlatmakta yarar olduğu kanısındayım.   Yasa AİHM’in verdiği kararlar üzerine çıkarıldı “5233 sayılı yasa, Terörle ve Terörle Mücadeleden Kaynaklanan ... Devamı

25 08 2009

DENGBEJLER

“Degbejler Başbakanı divanlarına davet ettiler”Başbakan Recep Tayyip Erdoğan önceki günlerde grup konuşmasında yaptığı konuşmada “Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaşı Veli, Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal bu toprakların mayasını yoğururken Cudi’nin, Munzur’un eteklerinde dolaşan dengbejler de aynı topraklara, aynı kardeşlik mayasını atıyor.” Dedi. Erdoğan’ın kardeşlik mayasını atıyorlar dediği dengbejler Erdoğan’In son söylemlerini desteklediklerini söyleyerek “Gelsin bizim divanımıza bizi dinlesin ona barış tınıları söyleyelim” dediler.Kürtçe'de 'Sese hayat veren' anlamına gelen 'Dengbêj', Kürt kültürüne ait destanları, aşk hikayelerini, isyanları, tarihi olayları herhangi bir enstrüman kullanmadan, sesleri ile canlandıran Kürt ozanlarına verilen isme deniyor. Kimi zaman aile büyüğünden icazet alan, kimi zamanda sadece kendi sesinden bu geleneğe dâhil olmuş kültürün temsilcileri Başbakan Erdoğan’ın grup toplantısında kendilerinden bahsetmesine çok sevindiler. Diyarbakır’da Büyükşehir Belediyesi tarafından tahsil edilen ve dengbejlerin bağlı olduğu Dicle Fırat Kültür Merkezi tarafından işletilen Diyarbakır Dengbej evinde dengbejlerle Başbakan Erdoğan kendilerinden bahsetmesini, dengbej kültürünü ve Kürt açılımını konuştuk.“Dengbejlik yok oluyor. Sahip çıksınlar”Diyarbakır Bülbülü olarak anılan degbej Seydoyı Boyacı bu kültüre yaklaşık elli yıldan fazladır emek verdiğini söylüyor. Pazartesi hariç her gün burada dengbejlik yaptığını söyleyen Boyacı, Diyarbakır’da 25 dengbej kaldıklarını ve bu kültürün yavaş, yavaş yok olmaya başladığını ifade ederek, “İnşallah Yakın zaman da da barış kelamları (Denbêjlerin seslerini kullanarak yarattık... Devamı

22 08 2009

ERGENEKON SORUŞTURMASI AVRUPA

"Ergenekon soruşturmasına müdahale etmemizi istediler" Hollanda Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin Avrupa Birliği Parlamento üyesi Emine Bozkurt ve Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu Türkiye Danışmanı Ali Yurttagül SABAH'a yaptıkları özel açıklamalarda, Avrupa'da yapılan seçimleri değerlendirdi. Emine Bozkurt, "Avrupa Parlamentosu seçimlerinde, benim de üyesi olduğum Avrupa Sosyalist Fraksiyonu kan kaybetti, merkez sağ güçlendi ve maalesef aşırı sağ görüşlü milletvekilleri artık Avrupa Parlamentosu'nda sayılarını artırdılar. Ancak bir grup kurabileceklerini zannetmiyorum. Çünkü kendi aralarında bile anlaşamıyorlar. Ancak Türkiye ile oylamalarda çok sorun çıkaracaklar, "Türkiye raporları oylanırken merkez sağı da ikna etmemiz gerekecek. Ama bu eskisi kadar kolay olmayacak. " dedi. Bozkurt, Fransa ve Almanya'nın Türkiye'ye karşı olan tavrının "Devlet" tavrı olmadığını, genellikle iç siyasete yönelik olduğunu ifade ederek, en çok başlıklar Almanya'nın dönem başkanlığında açıldı" dedi. Bozkurt, Avrupa Parlamentosu ve ulusal parlamentolar için sandığa gitme durumunun çok az olduğunu ifade ederek "Hollanda'da sandığa gitme oranı yüzde 39 civarındaydı" dedi. "CHP: "Bağnaz, milliyetçi ve tutucu" Ali Yurttagül ise Ergenekon soruşturması nedeniyle bazı kimselerin kendilerinden aktif tavır almalarını beklediklerini ancak kendilerinin, "İnsan hakları açısından ne bir işkence ne de bir kötü muamele var. Bu nedenle yargılamayı sadece takip ediyoruz" dediklerini aktardı. Avrupa Birliği noktasında ne CHP ne MHP ne de DTP'nin bir programı bulunmadığını ifade eden Yurttagül, son belge tartışmalarına da değinerek", Avrupa Birliği yolundaki bir Türkiye'de bu belge gerçekten doğruysa söyleyecek söz kalmadı" diye konuştu. CHP'nin Türkiye'de yaşadığı kr... Devamı

22 08 2009

DEMOKRAT VALİ HALİL İBRAHİM AKPINAR

Bolu Valisi: “Beyaz Türk değilim”Abant Platformu'nun, ''Demokratikleşme: 12 Eylül'den AB'ye Siyasi Partiler'' konulu bu yılki ikinci toplantısının açılışında konulan Bolu Valisi Halil İbrahim Akpınar’ın yeni anayasa için  Yes We Can (Biz yapabiliriz) sözü ve yaptığı sert eleştiriler yazılı ve görsel basına damgasını vurdu. Akpınar’ın Kürt meselesi, Ergenekon, elitler konusunda vali sıfatıyla yaptığı konuşmalar herkesin aklına şu soruyu getirdi: “Bu adam dertsiz başını neden derde sokmaya çalışıyor”. Biz de kamuoyunun merak ettiği soruları bir fasıl akşamında Abant’ta Bolu Valisi Halil İbrahim Akpınar’a sorduk. Kişisel internet sitesi olan Akpınar, SABAH’a yaptığı özel açıklamalarda “Beyaz Türk değilim” diyerek, bu tür konuşmaları yirmi yıldır yaptığını söyledi. Kürtlerlerin bölünme istemediğini söyleyen Akpınar, Türklerin buna inanmadığını ifade etti. İşte ezber bozan açıklamalarıyla kendisine takılan ismiyle “Demokrat vali”...- Devletin standart valilerine alışkınız biz. Siz neden standart dışına çıkıp başınızı derde sokmaya çalışıyorsunuz?Başımı derde sokmak gibi bir niyetimiz yok. Bu çerçevede güzel şeyler istemek daha iyi daha gelişmiş özgür bir Türkiye’nin olmasını arzu etmek. Başını derde sokmak anlamında girmez diye düşünüyorum. Eğer biz ülkemizi daha güzel bir hale getireceksek bunda herkesin katkısı olması gerektiğini düşünüyorum. Sadece belirli siyasi partilerle belirli kişilerle bu işin olabilecek hali yok. Herkesin bir tuğlasının olması gerekiyor.  Daha demokratik, daha özgür bir Türkiye inşa edersek herkes katkıda bulunmalı ben kendi hesabıma çıkıp ta böyle bir katkıda bulunmayı tercih ediyorum.“20 yıl önce de söylüyord... Devamı

22 08 2009

alevi açılımı

 Alevi açılımında Cumhuriyet tarihinde bir ilk gerçekleşiyorNEVZAT ÇİÇEK/ HABER MERKEZİSalı günü Ankara Bilkent Otel’de gerçekleştirilecek olan “Alevi Çalıştayı” Cumhuriyet tarihinde bir ilki gerçekleştirecek. Devletin kurumları ve Alevi çeşitliliğini yansıtacak olan 35 temsilci aynı masa etrafında bir araya gelerek birbirlerini dinleyecek. Başbakanlık Alevi Açılımı Koordinatörü Necdet Subaşı, bu çalıştay için yaklaşık olarak altı aydır hazırlandıklarını ve herkesin eteğindeki taşları dökmesi için iyi bir fırsat yarattıklarını ifade etti. Açılımın arkasında siyasi bir iradenin bulunduğunu ifade eden Subaşı, “artık genel geçer söylemler değil, birbirinden haberdar olan birbirini dinleyen empati ve diyaloğu esas alan” bir çalıştay hedefliyoruz dedi. Mustafa Timisi ve Seyfi Oktay’ın başını çektiği bir grup üniversite öğrencisinin 1963 yılında yayımladığı “Alevi Bildirgesi”nden bu yana Aleviler’in talepleri toplumda sürekli tartışma konusu oldu. Başbakan Erdoğan’ın Alevilerle birlikte Muharrem Orucu’nda iftarını açması sonrasında sorunların çözümü noktasındaki çalışmalara bir yenisi eklendi.  AK Parti hükümeti Aleviler ile devletin aynı masa etrafında sorunları birbirine aktarılması hususunda Cumhuriyet tarihinde ilk olan çalıştayı düzenlemek için altı ay önce çalışmalara başladı. Bu Salı Ankara Bilkent otel’de gerçekleştirilecek olan çalıştay için Devlet Bakanı Faruk Çelik imzasıyla Alevi temsilcilerine gönderilen davet mektubunda “Alevi taleplerinin laiklik, demokrasi ve insan hakları temelinde yeniden ele alınıp değerlendireceği” vurgusu yapıldı. Salı günü gerçekleştirilecek olan çalıştay ... Devamı

22 08 2009

chp kürt açılımı

  CHP’de Kürt açılımını yakında açıklıyorCHP lideri Baykal’ın iki ay önce Güneydoğu gezisi sonrasında PKK’ya yönelik olarak sarf ettiği  “Siyaseti silahla yapmayacağım, silahı tamamen elimden bırakacağım dendiği anda af projesi başlar” sözlerinin devamı olarak CHP Kürt açılımı yapmaya hazırlanıyor. Bu konuda uzun süredir görüş toplayan CHP’nin açılımın detaylarını önümüzdeki hafta açıklayacağı belirtiliyor. CHP lideri Deniz Baykal partisinin Kürt açılımı noktasında Mayıs ayında Güneydoğu’ya düzenliği gezide PKK’ya yönelik olarak "Bazı taleplerimi, hukuk ve demokrasi içinde dile getireceğim, savunacağım. Taleplerimi terör yaptırımıyla takip etmeyeceğim" desin demişti. Baykal, “ PKK’nın dağdan ineceği, bir daha silaha başvurmayacağı netlik kazansın, bu durum ortaya çıksın af olur. Silahtan vazgeçip, dağdan inenlerin ortaya koyacakları güvencelerin gereği olarak bu kararı alanların toplumla kucaklaşmaları ve ağır bir mahkûmiyete uğramamaları için gerekli adımlar atılır.” Demişti.  Baykal’ın bu konuşmadan önce çeşitli akademisyenlerle görüştüğü ve onlardan çalışmalarını kendilerine ulaştırmasını istediği ifade edildi.CHP çeşitli kesimlerden görüşler aldı Baykal’ın görüştüğü kişilerden biri olan Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. Ahmet Özer’de kendisinin yaptığı çalışmayı CHP’ye ilettiğini ancak çalışmanın kendisini bağladığını ifade etti. Sorunun çözümü noktasında kim isterse katkı sunduğunu söyleyen Özer, “Sunduğum raporda üç temel meseleyi öne çıkardım. Bunlar, muh... Devamı

22 08 2009

KÜRT SORUNU - 2

“Bu sorunu halleden 2. Mustafa Kemal olur”PKK terörü başladığı 1984 yılından bugüne on altı hükümet, dokuz Başbakan görev yaptı. 1990 Yılından bu yana SHP 2, CHP 4, TÜSİAD 2, TOBB 2, Toplumsal Sorunları Araştırma Vakfı  (TOSAV), ANAP, Adnan Kahveci, İşadamı Sakıp Sabancı, Türk-İş, Hak-İş, İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Ticaret Odası, İktisadi Kalkınma Vakfı birer rapor yayınlayarak soruna bakış açısını yansıttı. HEP, DEP, HADEP ve DTP gibi partiler ise rapor hazırlamadı bunun yerine görüşlerini sürekli kamuoyuyla paylaştı. Kürt Sorunu ile ilgili olarak iş başına gelen ve gelemeyen bütün siyasi partiler sorunu çözmek için çeşitli girişimde bulundu ve çeşitli söylemler söyledi. Bütün partiler sorunun çözümünde ortak payda olarak “Demokrasi” vurgusu yapıyordu. KUTU: Özal: “Sorunu halleden 2. Mustafa Kemal olur”Önce Başbakanlık sonra da Cumhurbaşkanlığı yapan Turgut Özal, açılıma “ benim anneannem de Kürttü” diyerek kendi açılımını başlatıyordu. Özal, 14 Ekim 1991 yılında “Kürt Meselesini mutlaka çözeceğim. Bu benim milletime yapacağım son hizmetim olacaktır” dedi.  Özal, 1992 yılında Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Kaya Toperi ve başyaveri Kurmay Albay Arslan Güner’e 10 sayfalık bir Kürt Raporu hazırlattı. Raporda, Cumhuriyet tarihinin en önemli meselesiyle karşı karşıya bulunduğu belirtilerek, “Bu meseleye bir çözüm bulamasak büyük hatta orta devlet olma şansımızı kaybetme ihtimali mevcut olduğu gibi, zayıf ve perişan hale gelmemiz de muhtemeldir” deniliyordu. Özal, 1992 yılında Çankaya Köşkü’nde Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Orhan Doğan’ın aralarında bulunduğu heyete, “Af &cc... Devamı

22 08 2009

norşin

 Norşin: Yetiştirdiği din âlimleriyle tanınıyorNevzat ÇİÇEK / HABER MERKEZİBitlis’in düşman işgalinden kurtarılışının 93’üncü yıldönümü törenlerine katılmak ve Bitlis Eren Üniversitesi kampüsünun temelini atmak için önceki gün Bitlis’e giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ geçtiği Güroymak ilçesinden Kürtçe ismiyle Norşin diye söz edince MHP lideri Bahçeli tarafından eleştirildi. 1987 yılında ilçe olan ve Güroymak ismini alan Norşin aynı zamanda medreseleri ve yetiştirdiği din âlimleriyle tanınıyor. Yazar Müfit Yüksel, bölgede Norşin ismiyle hala altı-yedi köy bulunduğunu belirterek” Buraların halkı hala eski ismi kullanır” dedi. Cumhurbaşkanı Gül, “Yolda gelirken Norşin’de çok büyük bir kalabalığı gördüm. İndim insanlarla tokalaştım, konuştum, sevgiyi gördüm. Tüm bu memleketin fertleri ayrı ayrı herkes, bizim en sevgili en kıymetli en saygıdeğer vatandaşımızdır. Hiç kimsenin birbirinden üstünlüğü yoktur” dedi. Gül’ün bahsettiği Norşin bilinen en önemli Nakşibendî merkezidir. “Işık kümesi” ve “Yeni yerleşim” anlamında geldiği söylenen Norşin aynı zamanda Türkmen, Oğuz ve Avşar aşiretlerinin gelip bölgedeki Kürtler içinde kaynaşmalarının mekanı da sayılır.Norşin’de yetişen âlimler 1. Dünya savaşında milis kuvvetti Norşin, Tillo, Menzil ve Hizan; bilinen en önemli Nakşibendî merkezleridir. Norşin ve Hizan, Bitlis'te; Tillo, Siirt’te; Menzil ise Adıyaman'da bilinen en önemli Nakşibendî merkezleri olarak karşımıza çıkıyor. Norşin Medresesi’nin kolları Hınıs, Okhin, Taş kesen, Cezni, Zokayd Hazro, Çokhreş, Tillo, Kasrik... Devamı

22 08 2009

yeşil-baykuş sesiyle anlaşma

“Yeşil Antalya’da mı?” NEVZAT ÇİÇEK/ HABER MERKEZİ Oğlu Murat Yıldırım tarafından kitabı yazılan ve fotoğrafları yayınlanan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın yaşayıp yaşamadığı ile ilgili sorulara eski Özel Harekât Şube Müdürü,  DSP Milletvekili Recai Birgün’den çarpıcı bir cevap geldi. Birgün, “Yeşil hayatta ve Antalya’da. Devlet isterse bir ayda yakalar.”  derken Murat Yıldırım’ın dostu ve kitabın yazarlarından Cemalettin Emeç’ten tepki geldi  “Kendini Yeşil üzerinden pazarlamasın”   Eski Özel Harekât Şube Müdürü,  DSP Milletvekili Recai Birgün NTV’de katıldığı canlı yayında Mahmut Yıldırım’la ilgili olarak yazılan kitabı değerlendirdi. Birgün, Yeşil’in yaşadığını ve devletin istemesi durumunda bir ayda yakalayabileceğini söyledi. Birgün, bu iddiasını bir sohbet ortamına dayandırdı. "İki-üç ay kadar önce İstanbul'da bir sohbet ortamında Yeşil'in hayatta olduğu ve İlyas isimli bir kişiyle birlikte hareket ettiğini duydum. Bir buçuk-iki ay önce de Ankara'ya geldiği ve Ankara'dan 4 kişi alarak Antalya'ya geçtiği söylendi. İlyas denilen kişinin emekli bir binbaşı olduğunu biliyorum. Yeşil'in Güneydoğu'daki görevini tamamlayıp emekliye ayrıldıktan sonra batıda birçok karanlık işe girdiğini, çek senet mafya işlerine girdiğini herkes biliyor. Antalya'da da muhtemelen yine aynı işleri yapıyor. Estetik ameliyat olmamıştır, estetik olursa Yeşil'in Yeşil olma özelliği kalmaz. Bu nedenle hala aynı fiziki görüntüyle işlerine devam ediyordur.” Dedi. Birgün, Yeşil’in arandığına inanmadığını söyleyerek özel bir ekibin kurulması gerektiğini ifade etti: “Polis istese bir ayda yakalar”Yeşil beni tanıdığım 1991 yılından b... Devamı

22 08 2009

aramızdan birileri

“Aramızdan birileri”NEVZAT ÇİÇEK/ HABER MERKEZİYönetmenliğini Şehbal Şenyurt’un; kurgusunu Bülent Arınlı’nın yaptığı “Aramızdan Birileri” belgeseli, her yüz kişiden birinin maruz kaldığı şizofreni hastalığından etkilenen hastaları, hasta yakınlarını, toplumsal damgalamaya karşı mücadelelerini konu alıyor. Dün İstanbul’da  Tütün Deposu’nda gösterilen  belgesel, itilen şizofreni hastalarına yönelik damgalamaya karşı toplumsal bir eleştiri niteliğinde.  Şizofreni hastalığı toplumumuzda en fazla gizlenen, ancak en yaygın hastalıklardan biridir. Gizlenmektedir, çünkü bu hastalığa dair önyargılar zaten derin gerilimler içindeki hasta ve yakınlarının sorunlarını fazlasıyla artırmaktadır. Hastalığın gizlenmesi ise tedavi olanaklarını zayıflatmaktadır. Bu durum, her biri, derin bir duyarlıkla yüklü, yaratıcı özelliklere sahip bu hastaların topluma kazanılmasının önünde büyük bir engel.  Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla “SUFilm” tarafından gerçekleştirilen “Aramızdan Birileri” belgeseli; toplumsal damgalamanın, ötekileştirmenin, yok saymanın en ağır sonuçlarını yaşayan şizofreni hastalarından yola çıkılarak farklı olana dair davranışlarımıza yönelik bir özeleştiri ve yüzleşme çağrısında bulunuyor.  İki çocuğunun ölümü ve ardından son çocuğunun şizofreniye yakalanması ile yıllar süren mücadelesine başlayan Aysel Doğan ve yönetmenin kız kardeşi Feryal Şenyurt ve anne Akgün Şenyurt, belgeselin ana karakterlerini oluşturuyor.  Toplumsal damgalama nedeniyle tedaviyi reddeden Feryal Şenyurt ile bir yandan hastalıkla ve diğer taraftan toplumla mücadeleyi sürdüren ve dünyanın ilk ve tek şizofren dans grubunu kurarak Hollanda&r... Devamı

22 08 2009

kürt parlamentosu seçim

Kürt Parlamentosu için dört liste yarışıyorNEVZAT ÇİÇEK/ HABER MERKEZİIrak’ın kuzeyinde 25 Temmuz’da yapılacak olan seçimlerde ilk defa Kürdistan Bölgesi Başkanlığı halk tarafından seçilecek. Muhalefetin çok ciddi asıldığı seçime Kürdistani, Kürdistan İslami Birlik  Partisi, Toplumsal Adalet ve Özgürlük ve Değişim listeleri parlamentodaki yüz sandalye için yarışıyor. Kerkük’ü Kürdistan sınırları içerisinde gösteren Anayasa’da bu seçimde halkoyuna sunulacak. 25 Temmuz’da yapılacak olan Kürdistan Parlamentosu ile Kürdistan Bölgesi Başkanlığı için Irak’ın kuzeyinde 25 Temmuz’da yapılacak olan seçimler Birinci Körfez Savaşı’ndan bu yana gerçekleştirilecek olan üçüncü seçim olacak. İlki 1992 yılında yapılan Kürdistan Parlamento seçimi yaşanan iç savaş nedeniyle 13 yıl boyunca yapılamadı. ABD’nin 2003 yılında Irak’a yaptığı müdahalenin ardından ve Irak Anayasası’nın halk oylamasına sunulmasından sonra, 2005 yılında ikinci kez Kürdistan Parlamentosu seçimi yapıldı. 25 Temmuzda gerçekleştirilecek Kürdistan’da Parlamento seçimleri için esas olarak dört liste yarışıyor. Birinci liste Mesud Barzani’nin liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Celal Talabani’nin liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) nin oluşturduğu ‘Kürdistani liste. İkinci listede, değişik partilerin desteklediği Kürdistan İslami Birlik  Partisi listesi bulunuyor. Bu listede daha çok İslami Partiler bir araya gelmiş bulunuyor. Üçüncü liste, Kürdistan Komünist Partisi çatısı altında oluşan ‘Toplumsal Adalet ve Özgürlük Listesi&rsqu... Devamı

22 08 2009

49 yıl sonra ortaya çıkan sır

  49 yıl sonra ortaya çıkan büyük sırNEVZAT ÇİÇEK/ HABER MERKEZİ 27 Mayıs askeri darbesinden sonra Sivas Kabakyazı’da oluşturulan ve yaklaşık 485 kişinin tutulduğu kampta Baki Tuğ’un babası Necati Tuğ’un da tutuklu olduğu ortaya çıktı. Necati Tuğ’un yanı sıra kampta Fethullah Gülen’i Risale-i Nur’la tanıştıran Mehmet Kırkıncı Hoca’da tutuklu bulunanlar arasında. Kampta şuana kadar sadece Kürtlerin tutuklu kaldığı sanılırken kampı yaşayanların anlatımları kampta Kürtler dışında, Aleviler, CHP milletvekili ve o dönemin Nurcu önde gelenlerinin de tutuklandığını ortaya çıkardı. Diyarbakır’da 27 Mayıs adına tutuklamaları yapan kişi ise müzisyen Şanar Yurdatapan’ın babası Danyal Yurdatapan.27 mayıs askeri darbesinden hemen sonra doğu ve güneydoğu başta olmak üzere daha önce haklarında dosyalar hazırlanmış olan nüfuzlu aile mensupları ve şiddetli Demokrat Parti taraftarlığıyla ortaya çıkan kişiler bir-bir toplanarak Sivas Kabakyazı’da oluşturulan askeri kampa konuldular. Kampta dokuz aya yakın tutuklu kalanlara daha sonra yöneltilen suçlamaların başında bölücülük suçlaması geliyordu. Ancak bölücülükle suçlananların çoğu daha sonra milletvekili ve bakanlık yaparken Sivas Kampı’nın gizli kalan sayfaları da bu insanların anlatımlarıyla gün yüzüne çıktı.Baki Tuğ’un babası Demokrat Parti yöneticisi olarak tutukluKampta tutuklu bulunan kişiler arasındaki el ilginç isimlerin başında Deniz Gezmiş hakkında idam cezası veren mahkeme heyeti üyeleri arasında bulunan Baki Tuğ’un babası Necati Tuğ. 27 Mayıs’tan önce Gümüşhane’nin Şiran ilçesinde Demokrat Parti yöneticisi olan Necati Tuğ, askeri darbeden sonra tutuklanarak Sivas Kampı’na getirildi... Devamı

22 08 2009

abant toplantısı

“Sabah’a manşet oluyorsa Türkiye’ye bakış önemlidir”“Abant’ta  AKP diyenler özür diledi”NEVZAT ÇİÇEK/ ABANTBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'AKP diyen edepsizdir' çıkışı Abant Platformu toplantılarına damgasını vurdu.  Toplantıda Adalet ve Kalkınma Partisi'ne atfen yanlışlıkla 'AKP' diyen bazı katılımcılar 'Kendimi edepsiz hissediyorum' diyerek AK Parti kısaltmasını tercih etti. Bazılar ise AKP demeye devam etti. Konuşmacılardan Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu Siyasi Danışmanı Ali Yurttagül, AB konusunda “Sabah Gazetesi manşet yapıyorsa bu önemlidir” dedi. Abant Platformu'nun bu yılki ikincisini “Demokratikleşme” başlığında düzenlediği toplantının dün yapılan “Gelecek” başlıklı toplantısında Toplantıya Başbakan Erdoğan'ın 'AKP diyen edepsizdir' sözü tartışıldı.  Abant katılımcılarından bazıları Erdoğan'ın neden böyle bir çıkış yaptığına anlam veremediklerini ifade ederken bazıları da Başbakan Erdoğan’a hak verdi. .  Oturumun konuşmacılarından Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu Siyasi Danışmanı Ali Yurttagül'ün 'AKP' dedikten sonra 'Özür dilerim AK Parti' şeklinde düzeltme yapması salonda kahkalara neden oldu. Konuşmasını 'Brüksel bakış açısıyla' hazırladığını ifade eden Yurttagül daha sonra Adalet ve Kalkınma Partisi için AK Partisi ifadesini kullandı.  Konuşmaların ardından söz alan Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Ferhat Kentel ise ağzından 'AKP' ifadesi çıkmasından hemen sonra, "İnanılmaz sinir bozucu bir şey, AKP dediğim zaman kendimi edepsiz hissediyorum" dedi. Kentel, daha sonra AK Parti demeyi tercih etti. Bir diğer konuşmacı olan Abant Platformu Üyesi Cemal Uşşak da 'Pardon ben de AKP dedim' şeklinde özür dileyerek  'Biber sürecekler ağzıma' esprisini yaptı“T&uu... Devamı

22 08 2009

zerdüştlük din hanesi

İlk defa din hanesine “Zerdüşt” yazıldı.NEVZAT ÇİÇEK / HABER MERKEZİ Türkiye'de ağırlıklı olarak Mardin'in Midyat, Savur, Nusaybin, Urfa'nın Viranşehir, Ceylanpınar, Suruç; Diyarbakır'ın Çınar ve Bismil'e bağlı köyleriyle Batman'ın merkez köylerinde yaşayan Yezidiler nüfus cüzdanlarının din hanesine İslam yerine  "Yezidi" yazmak istediği fakat bu kabul edilmeyince de "Zerdüşt" yazdıkları iddia edildi. Yezidiler böyle bir olayı ilk defa duyduklarını söyledi. Fırat Haber Ajansının haberine göre Kimlikte din hanesi bölümünde 'İslam' yerine 'Yezidi' yazılması için Nüfus Müdürlüklerine başvuran Yezidilerin talebi geri çevrildi. Başvuruları reddedilen iki kişi, bu sefer din hanesine 'Zerdüşt' yazmak için başvuruda bulununca Nüfus Müdürlüğü'nce talepleri kabul edilerek kimliklerinin din hanesine 'Zerdüşt' yazıldı.“Yezidi” yazamayız “Zerdüşt” yazalımHaber Ajansının haberine göre K.M. isimli Bayan Kimliğindeki 'İslam' ibaresi yerine 'Yezidi' yazılması için 24 Nisan 2009 tarihinde İstanbul Nüfus Müdürlüğü'ne başvuruda bulundu. K.M isimli bayanın talebi Nüfus müdürlüğünce "Din hanesine yazılacak dinler hanesi"nde Yezidilik yer almadığı ve  'Yezidiliğin resmi olarak din olarak kendilerine bildirilmediği gerekçesiyle ret edildi. K.M'nin yazılı başvurusunda bulunmasına ve ısrarcı olmasına rağmen Nüfus Müdürlüğü din hanesi bölümüne Yezidilik yazamayacaklarını söyledi. Bunun üzerine K.M kimliğinin din hanesi bölümüne 'Zerdüşt' ibaresi yazılmasını istedi. Bu talebi ilk başta kabul etmeyen Nüfus Müdürü yetkilileri resmi yazışmalardan sonra talebi kabul ederek, din hanesi bölümü seçenekleri ... Devamı

22 08 2009

vatnsız naci

“Görüşmen var, vatansız değilsen gel”NEVZAT ÇİÇEKTekirdağ 2 Nolu F Tipinde "Anayasal düzeni yıkmak" iddiasıyla yargılanan yasadışı MLKP davasından tutuklu bulunan Naci Güner yargılandığı sırada vatandaşlıktan çıkarıldığını öğrendi. Tutuklanan Güner’in  görüş hakkı, "Türkiye vatandaşı olmadığı" gerekçesiyle engellenirken savcılık yetkilileri engellemenin yasal mevzuattan kaynaklandığını düzenlemede “vatansızlar” için bir düzenleme olmadığını  ifade ettiler.Elli dört yaşındaki Naci Güner, 8 Ekim 206 tarihinde Aydın’da gözaltına alınarak İstanbul’a getirildi. İstanbul’da yasa dışı MLKP Örgütü’ne üye olma suçundan tutuklandı. Yargılama aşamasında Güneri’n,1980 öncesinden araması olduğu ve yakalanamadığı için 2002 yılında vatandaşlıktan çıkarıldığı ortaya çıktı. Yasadışı MLKP Örgütü’ne üye olma suçundan tutuklanan Güner, Tekirdağ F Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Vatandaşlıktan çıkarılan Güner’in herhangi bir ülke vatandaşı da olmadığı için cezaevinde Güner’in hangi mahkûm statüsünde bulunacağı netlik kazanmadı. Güner’le görüşmeye giden yakınları da Güner’in "Türkiye vatandaşı olmadığı" gerekçesiyle izin verilmedi. Bunun üzerine Naci Güner'in avukatı Kamil Ağaoğlu yönetmelik ve tüzükte böyle bir uygulama olmadığını söyleyerek duruma itiraz etti. Ağaoğlu “Müvekkilim Naci Güner, 1980 öncesinden araması olduğu ve yakalanamadığı için vatandaşlıktan çıkarılmış. Ancak bu durum cezaevinde böyle bir uygulama görmesini gerektirmez. Yasada ve görüşleri düzenleyen diğer yönetmelik ve tüzükte de bu konu... Devamı

22 08 2009

Görüşmen var, vatansız değilsen gel”

“Görüşmen var, vatansız değilsen gel”NEVZAT ÇİÇEKTekirdağ 2 Nolu F Tipinde "Anayasal düzeni yıkmak" iddiasıyla yargılanan yasadışı MLKP davasından tutuklu bulunan Naci Güner yargılandığı sırada vatandaşlıktan çıkarıldığını öğrendi. Tutuklanan Güner’in  görüş hakkı, "Türkiye vatandaşı olmadığı" gerekçesiyle engellenirken savcılık yetkilileri engellemenin yasal mevzuattan kaynaklandığını düzenlemede “vatansızlar” için bir düzenleme olmadığını  ifade ettiler.Elli dört yaşındaki Naci Güner, 8 Ekim 206 tarihinde Aydın’da gözaltına alınarak İstanbul’a getirildi. İstanbul’da yasa dışı MLKP Örgütü’ne üye olma suçundan tutuklandı. Yargılama aşamasında Güneri’n,1980 öncesinden araması olduğu ve yakalanamadığı için 2002 yılında vatandaşlıktan çıkarıldığı ortaya çıktı. Yasadışı MLKP Örgütü’ne üye olma suçundan tutuklanan Güner, Tekirdağ F Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Vatandaşlıktan çıkarılan Güner’in herhangi bir ülke vatandaşı da olmadığı için cezaevinde Güner’in hangi mahkûm statüsünde bulunacağı netlik kazanmadı. Güner’le görüşmeye giden yakınları da Güner’in "Türkiye vatandaşı olmadığı" gerekçesiyle izin verilmedi. Bunun üzerine Naci Güner'in avukatı Kamil Ağaoğlu yönetmelik ve tüzükte böyle bir uygulama olmadığını söyleyerek duruma itiraz etti. Ağaoğlu “Müvekkilim Naci Güner, 1980 öncesinden araması olduğu ve yakalanamadığı için vatandaşlıktan çıkarılmış. Ancak bu durum cezaevinde böyle bir uygulama görmesini gerektirmez. Yasada ve görüşleri düzenleyen diğer yönetmelik ve tüzükte de bu konu... Devamı

22 08 2009

kürt raporları 1

Musut Yılmaz: “AB’nin yolu Diyarbakır’dan geçer” O dönem Anavatan Partisi Genel Başkanı olan Mesut Yılmaz, 16 Aralık 1999 yılında günü başbakan yardımcısı olarak gittiği Diyarbakır’da kendi raporlarını. Yılmaz “Geçmişte artık sadece yanlışlarımızdan ders almak için bakmalıyız ve aynı yanlışları tekrarlamamalıyız diyerek ,”Avrupa Birliği’ne üyeliğimize giden yolun Diyarbakır’dan geçtiğine inanıyorum” dedi. Yılmaz, demokrasinin Türk’ün de Kürt’ün de hakkı olduğunu belirttiği konuşmasında “Devletin Bekası, ancak ve sadece vatandaşının hak ve hürriyetlerinin korunmasıyla mümkündür” diyordu. Yılmaz, kimsenin kan üzerinden siyaset yapmaması gerektiğini söyleyerek, “Kan üzerinden siyaset yapan abad olmaz (kalkınmaz), temennimiz halkı tahrik eden bu yola hiçbir siyasetçinin başvurmamasıdır.”dedi. Demokrasinin Türk’ün de Kürdün’de hakkı olduğunu söyleyen Yılmaz, açıkladığı raporda “Türkiye’de 76 yıldır cumhuriyet vardır; ama kabul edelim ki, cumhur kâğıt üzerinde kalmıştır. Bu duruma son vermenin yolu, hürriyetçi, sivil anlayıştan geçmektedir.  Ülkedeki huzur ve barışın yeni yaralar almasını, mağduriyetin, husumetlerin, düşmanlıkların toplumda kökleşmesini istemiyorsak, daha özgürlükçü bir sistemi mutlaka ülkemize yerleştirmek zorundayız. Sorunun eksik tanımı da bir yanlışlıktır. Türkiye’de doğu ve güneydoğumuzda yaşanan sorunun yanlış değil, ama eksik tanımlandığını kabul etmek zorundayız.”diyordu. Yılmaz’ın “AB’nin yolu Diyarbakır’dan geçer” sözü slogandan ileri gitmediği için birçok kesim tarafından eleştirildi. Baykal: Üniversitel... Devamı

22 08 2009

ADNAN OKTAR VE YAHUDİLER

Yıllardır Siyonistler aleyhinde kitaplar yazan Harun Yahya ismiyle bilinen Adnan Oktar  Musevi’lere bu kez zeytin dalı uzattı. Oktar, 1 Temmuz günü İsrail’den gelen Sanhedrin Hamamlarıyla İstanbul’da yaptığı görüşmede Hazreti Süleyman’ın mabedini birlikte inşa edelim teklifinde bulundu. Oktar, “Biz İsrailli  gençlerin daha dindar olmasını istiyoruz” dedi.  Adnan Oktar, Musevilerle ilgili olarak kurduğu  www.turkmusevicemaatinecagri.com,   ve www.ehlikitap.com isimli internet siteleriyle Musevilere"Gelin birlik olalım" diye seslendi. Musevi ve Müslümanların dünya barışı için  ortak mücadele etmesi gerektiğine dikkat çeken Adnan Oktar, dini fanatizme karşı tüm dünya dinlerini duyarlı olmaya çağırdı.  www. turkmusevicemaatinecagri.com adlı internet sitesinin açılış sayfasında Oktar, şu cümleler yer alıyor: " Museviler, Peygamber nesli olan tertemiz insanlardır. Biz Musevileri, Allah'a olan imanlarından, Hz. Musa'ya olan sadakatlarından, dinlerine olan bağlılıklarından ve titizlikliklerinden dolayı çok seviyoruz. Kuran'a göre Museviler, Müslümanlar için "Ehl-i Kitap"tır. Kitap Ehli'nin yemeğini yemek ve Kitap Ehli'nden hanımlarla evlenmek, Kuran'da Müslümanlara helal kılınmıştır. (Maide Suresi, 5) Bu hükümler, Müslümanlarla Ehl-i Kitap arasında sıcak insani ilişkilerin kurulabileceğine, huzur ve barış içinde birarada yaşayabileceklerine çok açık işaretlerdir. Elbette ki Museviler bizim kardeş göreceğimiz, muhabbet duyacağımız çok kıymetli insanlardır. Bu konuda en ufak bir tereddüt dahi olmaz. Biz Hz. İbrahim (as)`ın torunları olan ne Müslümanların, ne Musevilerin, ne de Hıristiyanların sıkıntı içinde olmasını istemeyiz. Onlar için Rabbimiz`den barışı, sevgiyi, ka... Devamı

22 08 2009

DENGBEJ DİVANI

 “Degbejler Başbakanı divanlarına davet ettiler”Başbakan Recep Tayyip Erdoğan önceki günlerde grup konuşmasında yaptığı konuşmada “Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaşı Veli, Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal bu toprakların mayasını yoğururken Cudi’nin, Munzur’un eteklerinde dolaşan dengbejler de aynı topraklara, aynı kardeşlik mayasını atıyor.” Dedi. Erdoğan’ın kardeşlik mayasını atıyorlar dediği dengbejler Erdoğan’In son söylemlerini desteklediklerini söyleyerek “Gelsin bizim divanımıza bizi dinlesin ona barış tınıları söyleyelim” dediler.  Kürtçe'de 'Sese hayat veren' anlamına gelen 'Dengbêj', Kürt kültürüne ait destanları, aşk hikayelerini, isyanları, tarihi olayları herhangi bir enstrüman kullanmadan, sesleri ile canlandıran Kürt ozanlarına verilen isme deniyor. Kimi zaman aile büyüğünden icazet alan, kimi zamanda sadece kendi sesinden bu geleneğe dâhil olmuş kültürün temsilcileri Başbakan Erdoğan’ın grup toplantısında kendilerinden bahsetmesine çok sevindiler. Diyarbakır’da Büyükşehir Belediyesi tarafından tahsil edilen ve dengbejlerin bağlı olduğu Dicle Fırat Kültür Merkezi tarafından işletilen Diyarbakır Dengbej evinde dengbejlerle Başbakan Erdoğan kendilerinden bahsetmesini, dengbej kültürünü ve Kürt açılımını konuştuk.“Dengbejlik yok oluyor.Sahip çıksınlar”Diyarbakır Bülbülü olarak anılan degbej Seydoyı Boyacı bu kültüre yaklaşık elli yıldan fazladır emek verdiğini söylüyor. Pazartesi hariç her gün burada dengbejlik yaptığını söyleyen Boyacı, Diyarbakır’da 25 dengbej kaldıklarını ve bu kültürün yavaş, yavaş yok olmaya başladığını ifade ederek, “İnşallah Yakın zaman da da barış kelamları (Denbêjlerin seslerini ku... Devamı

19 08 2009

Türkiye köy isimlerinin değiştirilme tarihçesi

Türkiye’de yer adlarının değiştirilmesi işlemleri cumhuriyetin ilk yıllarından beri yapıla gelmiştir. Örneğin Artvin ilinde büyük kısmı Gürcüce olan yerleşme adları “Meclis-i Umûmiyye-i Vilâyet” (İl Genel Meclisi) kararıyla 1925 yılında tümüyle değiştirilmiştir. Fakat ad değiştirme işlemleri İçişleri Bakanlığı’nın 1940 yılı sonlarında hazırladığı 8589 sayılı genelge ile resmileşmiş ve böylece “yabancı dil ve köklerden gelen ve kullanılmasında büyük karışıklığa yol açan yerleşme yerleri ile tabii yer adlarının Türkçe adlarla değiştirilmesi” başlatılmıştır. Adı geçen genelgenin ardından valilikler tarafından yabancı dil ve köklerden gelen yer adlarına ilişkin dosyalar hazırlanarak bakanlığa gönderilmiştir. Ancak bu çalışmalar 2. Dünya Savaşı sebebiyle uzun süre aksamış ve bir ad değiştirme işlemi yapılmamıştır. 1949 yılında 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ile yer adlarının değiştirilmesi işlemleri yasal bir dayanağa kavuşmuş, ardından 1957 yılında da bir “Ad Değiştirme İhtisas Kurulu” kurulmuştur. Söz konusu bu kurulun çalışmaları, çeşitli kesintiler olmakla birlikte 1978 yılında “tarihi değeri olan yer adlarının da” değiştirildiği gerekçesiyle son verilinceye kadar sürmüştür. Bu süre içerisinde ilgili komisyon tarafından yaklaşık olarak 75 bin yerleşme adı incelenmiş ve bunlardan 28 bin kadarı değiştirilmiştir. Yine aynı kurul, 1965-1970 ve 1975-1976 yılları arasında tabii yer adlarını değiştirmeye dönük çalışmalar da yapmıştır, bu çalışmalar sonucunda da 2000 kadar yer adı değiştirilmiş ve bunlar bir kitap halinde yayınlanmıştır. Kurul çalışmaları beş yıllık bir aranın ardından, 1983 yılında yayınlanan bir yönetmelik uyarınca yeniden başlamıştır. Bu yeni dönem içerisinde ise daha ... Devamı

19 08 2009

Türkiye köy isimlerinin değiştirilme tarihçesi

Türkiye’de yer adlarının değiştirilmesi işlemleri cumhuriyetin ilk yıllarından beri yapıla gelmiştir. Örneğin Artvin ilinde büyük kısmı Gürcüce olan yerleşme adları “Meclis-i Umûmiyye-i Vilâyet” (İl Genel Meclisi) kararıyla 1925 yılında tümüyle değiştirilmiştir. Fakat ad değiştirme işlemleri İçişleri Bakanlığı’nın 1940 yılı sonlarında hazırladığı 8589 sayılı genelge ile resmileşmiş ve böylece “yabancı dil ve köklerden gelen ve kullanılmasında büyük karışıklığa yol açan yerleşme yerleri ile tabii yer adlarının Türkçe adlarla değiştirilmesi” başlatılmıştır. Adı geçen genelgenin ardından valilikler tarafından yabancı dil ve köklerden gelen yer adlarına ilişkin dosyalar hazırlanarak bakanlığa gönderilmiştir. Ancak bu çalışmalar 2. Dünya Savaşı sebebiyle uzun süre aksamış ve bir ad değiştirme işlemi yapılmamıştır. 1949 yılında 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ile yer adlarının değiştirilmesi işlemleri yasal bir dayanağa kavuşmuş, ardından 1957 yılında da bir “Ad Değiştirme İhtisas Kurulu” kurulmuştur. Söz konusu bu kurulun çalışmaları, çeşitli kesintiler olmakla birlikte 1978 yılında “tarihi değeri olan yer adlarının da” değiştirildiği gerekçesiyle son verilinceye kadar sürmüştür. Bu süre içerisinde ilgili komisyon tarafından yaklaşık olarak 75 bin yerleşme adı incelenmiş ve bunlardan 28 bin kadarı değiştirilmiştir. Yine aynı kurul, 1965-1970 ve 1975-1976 yılları arasında tabii yer adlarını değiştirmeye dönük çalışmalar da yapmıştır, bu çalışmalar sonucunda da 2000 kadar yer adı değiştirilmiş ve bunlar bir kitap halinde yayınlanmıştır. Kurul çalışmaları beş yıllık bir aranın ardından, 1983 yılında yayınlanan bir yönetmelik uyarınca yeniden başlamıştır. Bu yeni dönem içerisinde ise daha ... Devamı