08 06 2009

BU RESMİN ANLAMINI OKUMADAN TAHMİN EDEMEZSİNİZ

BU RESMİN ANLAMINI OKUMADAN TAHMİN EDEMEZSİNİZ   Gençlik ve serdeki hafif anarşistlik...  200 metrede altın ve bronz madalya kazanan Amerikalı iki siyah atletin, Tommie Smith ve John Carlos'un siyah deri eldivenli yumrukları havada, başları önde posteri yıllarca hayal dünyamızı ve asıl oda duvarlarımızı süslemişti. İtiraf ediyorum ki, Aynur Çağlı'nın o muhteşem haberini okuyana kadar aynı karede önde duran, gümüş madalyalı Avustralyalı beyaz atlete hiç dikkat etmemişim. Adı Peter Norman imiş... İşte bu atlet geçen hafta öldü. Haberin ve konunun tekrar gündeme gelmesinin sebebi budur. * Gelelim hikayeye...  Mexico City'de 200 metre finali koşulmuş. Amerikalı (siyah) atletler Tommie Smith ile John Carlos birinci ve üçüncü gelirken, ikinciliği Avustralyalı (beyaz) Peter Norman kazanmış. Madalya töreni için bekledikleri sırada, Carlos, Peter Norman'ın yanına gelerek sormuş: - İnsan haklarına inanıyor musun? - Evet, inanıyorum.- Peki ya Tanrı'ya?- Bütün kalbimle... Bunun üzerine, iki siyah atlet kafalarındaki eylem planını açıklamışlar, Norman tereddütsüz katılmış: - Ben eyleminizi destekleyeceğim, bana ne yapmam gerektiğini söyleyin! İlk defa, o günler için müthiş bir provokasyon hatta devrim sayılacak bir eylem planlıyor iki genç adam: Amerika'daki ırk ayrımcılığını ve siyahlara reva görülen fakirliği ve ikinci sınıf vatandaşlığı protesto edecekler... Ama nasıl?  Fikir Norman'dan geliyor: bir çift siyah deri eldiven buluyorlar, sağ tekini Tommie, sol tekini John eline geçiriyor; fakirliği sembolize etmek için çıplak ayakla kürsüye çıkıyorlar, başları kederle öne eğik, sıkılı yumruklarını havaya kaldırıyorlar.  Önlerinde duran beyaz atlet Peter Norman da, dayanışmasını gösterme... Devamı

05 05 2009

HAİNLER Mİ KAHRAMAN MI?

Timaş Yayınlarından çıkan “İtirafçı” kitabının yazarı Nevzat Çiçek, Yeni Asya’nın sorularını cevaplandırdı. Çiçek, “Ben bu kitabı yazarken kendi kendime ‘Bu adamlar kahraman mı, hain mi?’ diye sormadan edemedim. PKK tarafında devlete karşı savaşırken hain, devletin yanında PKK’ya karşı savaşırken ‘kahraman,’ açıklama yapmaya başlayınca iki taraf için de hain oluyorlar” dedi. Devlet, itirafçıyı OYAK ortağı yaptı Geçtiğimiz hafta bir basın toplantısı yapan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Ergenekon Dâvâsı ile ilgili değerlendirmelerde bulunurken itirafçılara güvenilmemesi konusunda kanaat bildirdi. Biz de bu konuyu Timaş Yayınları’ndan çıkan “İtirafçı” kitabının yazarı Nevzat Çiçek’le konuştuk. Çiçek itirafçıların 90’lı yıllarda PKK’ya karşı etkin bir şekilde kullanıldığını söylüyor. Ayrıca itirafçıların bölgede bulunan komutanların damı haline getirildiğini, uyuşturucu ticaretinden faili meçhullere uzanan kirli ilişkilerde kullanıldığını söylüyor. Eğer itirafçılara güvenilmeyecekse neden ordu onlara silâh verdi diyen Çiçek, Ergenekon’un Fırat’ın öbür yakasına uzanmasında itirafçıların ifadelerinin değerli olduğunu belirtiyor. İtirafçı denilince ne anlamalıyız? İtirafçılar, hayatımıza çatışma dönemiyle birlikte girdiler. İtirafçılar, bir dönem PKK’da kalmış daha sonra teslim olmuş veya teslim alınmış daha sonra devlet tarafına geçmiş belli itiraflarda bulunmuş, arkadaşlarını yakalatmış, işlenen cinayetlerle ilgili bilgi vermiş, bomba ve mühimmat konusunda yer göstermiş insanlar. İtirafçılar katil ama pişman olduğuna inanılan kişiler. Şu an Ergenekon’un Fırat&rsq... Devamı

16 04 2009

İTİRAFÇI

Gazeteci - Yazar Nevzat Çiçek, "itirafçılar-karanlık Dönemin Tetikçileri" Adlı Kitabında, 1990'lı Yıllara Işık Tutuyorİtiraf Ettiler, Kullanıldılar Ve Gözden Çıkarıldılar ... Ergenekon Operasyonu'nun Fırat'ın Öte Yanına Uzanması İle Birlikte Ortaya Atılan İddialar Dikkatlerin Bölgedeki Faili Meçhul Cinayetler Ve Ölüm Kuyuları Üzerine Yoğunlaşmasına Neden Oldu. Kuyulardan Çıkan Kemik, Saç Ve Giysi Parçalarının Her Geçen Gün Arttığı Şu Günlerde Gözler, Bir Dönem Pkk Üyesiyken Daha Sonra Pişman Olup Devlete Sığınan Ancak Burada Da Ölüm Korkusuyla Her Türlü Karanlık İşin İçine Sürüklenen, Resmî Olarak Ölmüş Gözüken, Bir Bakıma Ölüm Makinesine Dönüştürülen İtirafçılar Üzerine Döndü. Gazeteci-yazar Nevzat Çiçek Yeni Kitabında "ne İsa'ya Ne Musa"ya" Yaranamayan İtirafçıların Karanlık Hikâyelerini Anlatıyor.- Esas olarak Ergenekon Operasyonu ile beraber tekrar gündemimize oturan itirafçılar ve itirafçılık ile ilgili olarak bir kitap yazma fikri nasıl ortaya çıktı? İtirafçılar PKK ile mücadelede iki tarafta da yeralmış ve faili meçhullerin işlenmesinde rol oynamış insanlar. Ergenekon Operasyonu'ndan önce adeta dokunulmazlıkları olan bu insanların operasyonla birlikte dokunulmazlıkları da kalkınca onların dünyalarını yavaş yavaş tanımaya başladık. Ergenekon Operasyonu sonrasındaki iddianameler ve bunların baronlarına dokunulmasından sonra bu insanların iddialarının araştırılması gerektiğini ortaya koymak için bu çalışmayı yayımlamaya karar verdim. Dikkat edilirse bize toplu mezarların yerlerini söyleyen, hangi kuyuda ne olduğunu söyleyenler. Bu insanların iddialarının araştırılması gerektiğini ve bu çalışmanın da buna h... Devamı

01 04 2009

SEN YOKSUN

Sana neden yazdığımı, seni neden andığımı bilmiyorum. Bütün düşüncelerimde seninle neden savaştığımı, bütün gitmelerde seni gördüğümü hala anlamıyorum...Kaç yazı kışı sensiz devirdim, kaç hastalığı atlattım, kaç cenaze namazına katılıp, kaç meyit yıkadığımı unuttum. Otobüste iki konfeksiyon işçisinin ellerinden tuttuğu sıcaklıktan kaç defa kaçtığımı, Taksim'in arka sokaklarında, Fatih'in Kadınlar Pazarı'ndan kendime neler soylediğimi unuttum.    İnsan bu her şey başına gelir diye seni unutmak için kaç defa namaza başladığımı, kaç defa tevbemi bozduğumu, hastanelerin acil servisleri önünde kaç defa sabahlayıp kendimi kaybettiğimi ben hatırlamaz oldum. Dünyanın sonu diye deniz kenarındaki banklarda sabahlayıp, tinercilerin bıçaklarını vucudumda hissetmek istedim. Eyüp'te cellat mezarlığını gezip sabahlara dek gireceğim çukuru düşündüm.  Bütün düğün arabalarında göz yaşlarımı akıttım önüme, nedenini bilmeden gittim düğün salonlarına ve teperlere. Kendime ait küçük dünyamı yıktığım zamanlarda yeni dünyayı neden aradığımı bilmedim...Bunları bir romanın giriş cümleleri yapmak için çok uğraştım ama olmadı.... Devamı

26 03 2009

Sivilleşen puşi, sarığı ortaya çıkardıDoğu ve Güneydoğu Anadolu'yu en iyi tanıyan gazetecilerden biri olan Nevzat Çiçek, geçtiğimiz günlerde yayınlanan kitabı Puşi ve Sarık'ta Kürtlerin son birkaç yıl içinde geçirdikleri 'ince' değişime işaret ediyor. Çiçek, AKP'nin bölgede giderek yükselen popülaritesini ilginç bir tezle açıklıyor... 22 Temmuz seçimlerinden sonra belki de en çok tartışılan konu AK Parti’nin ülke genelinde kazandığı başarıdan öte Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde aldığı yüksek oy oranıydı. Öyle ki bölgenin asıl siyasi aktörü olarak bilinen Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) desteklediği bağımsız adayların aldığı oyun iki katını yakalamıştı.Seçim sonrası tartışmalara konu olan bu çarpıcı durum için yapılan genel değerlendirme, Kürt vatandaşların seçimi rejim referandumu olarak görerek dini hassasiyetleriyle hareket ettiği ve seküler politikaların bölgede anlamını yitirdiği şeklindeydi.Neredeyse Cumhuriyet tarihi boyunca terörle, çatışmayla, göçle hareketli günleri bitmeyen bölgede yaşanan böylesi bir değişimin altında yatan asıl gerçek neydi? Seçimlerden beri bu değişim üzerine çok şey yazılıp çizilse de kısa soluklu değerlendirmelerdi geneli.Fakat bölgeyi yıllardır takip eden genç bir gazetecinin özellikle son dört yılı kapsayan geniş kapsamlı araştırması sorunlarından arınmaya çalışan topraklarda gelişen değişimi apayrı bir gözle anlatıyor. Darbe günlükleri, asker-STK ilişkileri gibi gündemi sarsan haberleri nedeniyle kapısına kilit vurulan Nokta Dergisi’nde hazırladığı çarpıcı kapak dosyalarıyla adını duyuran Nevzat Çiçek, Hayy Kitap Yayınları arasından çıkan ‘Puşi... Devamı

26 03 2009

hizbulah seçimlerde kimseyi desteklemiyor!

MÜSLÜMAN HALKIMIZA     Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla     Bilindiği üzere 29 Mart 2009 günü Türkiye genelinde yerel seçimler yapılacaktır. Konuyla ilgili Müslüman halkımızın beklentisi ve kamuoyunda Hizbullah’ın tavrının ne olacağı konusunda yapılan spekülasyonlar üzerine bir açıklama yapmayı ve bu vesileyle tavrımızı ilan edip bunu halkımızla paylaşmayı gerekli gördük.     Hizbullah Cemaati bugüne kadar siyasi bir partiyi desteklemediği gibi özel olarak bir siyasi partiyi hedef de edinmemiştir. İçinde bulunduğu merhale ve takip ettiği strateji gereği bu konuda sessiz kalmış ve Müslüman halkı seçimlerde kendi tercihleriyle başbaşa bırakmıştır.    Cumhuriyet tarihi boyunca Müslüman halkımızın İslami değerlere olan bağlılığından dolayı İslami hassasiyetlerinin sürekli olarak sistem partileri ve politika aktörleri tarafından istismar edildiği gerçeği herkesin malumudur. Bunun artık son bulması ve halkımızın kendi değerleri üzerine yapılan bu hesapları bozması zamanı geldiğine inanıyoruz. Bu vesileyle konuyla ilgili halkımızı bilgilendirmeyi ve islami sorumluluklarını hatırlatmayı da bir görev biliyoruz.  Bölgenin gerçek sahibi olan Müslüman halk ve İslami kesimler, oynanan bu oyunları görmeli ve bu sahte kurtarıcıların tuzağına düşmemelidirler. Değil bunlardan birisinin yanında yer alma, hiçbir surette bir oyla bile olsa bunlara destek vermemelidirler. Aynı zamanda bu sistem partilerinin dolaylı olarak bile olsa Müslümanların güç ve potansiyellerinden istifade etmelerine fırsat vermemeli ve bu konuda net bir şekilde tavırlarını ortaya koymalıdırlar. Müslümanlar bu zeminde inisiyatif kullanıp sahneye çıkacakları zamana kadar süreci İslami i... Devamı

19 03 2009

OBAMA YÖNETİMİ BU RAPORU MU DİKKATE ALDI?

NEVZAT ÇİÇEKOBAMA YÖNETİMİ BU RAPORU MU DİKKATE ALDI? ÖTÜRKİYE'Yİ KAZANMAKTürkiye Batı için vazgeçilmez mi?Öte yandanTürkiye’nin bölgesel güç olma yolunda izlediği politikalar, Avrupa pazarı ve Hazar petrolleri arasındaki stratejik konumu, NATO’nun en güçlü birkaç ordusundan biri olması, görece demokratik tek İslam ülkesi olması ve bunun gibi birçok nedenden ötürü Batı için Türkiye’nin neden vazgeçilmez olduğu ve nasıl yeniden bir stratejik ortak olarak kazanılması gerektiği bu kitapta detaylarıyla ele alınıyor.Yazarlardan Philip Gordon Milli Güvenlik Konseyi Avrupa İşleri eski müdürü ve Brookings üyesi. 10 yıldır Washington’da yaşayan ve U.S National War College’de öğretim üyesi olan Ömer Taşpınar ise Sabah Gazetesi ve Amerika’nın en ciddi gazetelerinde yayınlanmak üzere köşe yazıları kaleme alıyor.Türkiye'yi KazanmakTürkiye’nin Batı’yla süre gelen ilişkilerinin önemli kırılma noktaları nelerdi?Türkiye ile Batı arasındaki ilişkiler cumhuriyet tarihi boyunca hiç son birkaç yılda olduğu kadar kopma noktasına gelmemişti. İlişkilerin bu denli kırılgan hale gelmesinin en önemli nedeni neler?Hep Batı yanlısı olmuş Kemalistler neden Batı düşmanı oldular?Artık Türkiye’nin Batı dışında stratejik ortaklık kurabileceği alternatifleri(Rusya, İran, Hindistan, Çin vb.) var. Bu yeni ortaklıkların Türkiye’ye getireceği kazançlar ve kayıplar neler olabilir?Türkiye Batı için neden vazgeçilmez. Batı Türkiye’yi yeniden kazanmak için hangi somut adımları atmak zorunda? kitabında cevabını bulacağınız sorulardan bazıları şunlar: Obama’nın danışmanı, yeni dönemde dışişleri bakan yardımcısı olması beklenen Phil... Devamı

15 03 2009

PARMAK UÇLARINDAKİ HUZUR: TESPİH

PARMAK UÇLARINDAKİ HUZUR: TESPİHNEVZAT ÇİÇEK-İnsanlık tarihinde ipe dizilmiş boncuklar, dua saymak amacıyla kullanılmaya başlanmadan önce avda şans getirmesi, savaşta düşmandan, barışta da hastalıklardan korunmak için muska, tılsım yâda nazarlık niyetine kullanılmıştı. Bugün ne amaçla kullanılırsa kullanılsın, tespih kültürümüzün vazgeçilmez bir parçası. Kimi Allah’ın adını anmak için, ibadet amacıyla taşıyor tespihini. Kimi evinde dekoratif amaçla kullanmak için satın alıyor. Kimi sigarayı bırakmak için elleri oyalansın diye parmaklardan bırakmıyor. Bazıları yumurta topuklu ayakkabılarının arkasına beyaz çorapları görünecek biçimde basması yetmezmiş gibi, gücünün eziciliğini vurgulamak için sallıyor tespihini. Kimiyse altın Rolex saat yerine altın ya da değerli tespihini ziynet eşyası olarak taşıyor. Şoförlerin bazıları dikiz aynasında aksesuar, bazılarıysa sinyal koluna gerdanlık olsun diye asıyor tespihini. Bu yalnızca ülkemizde değil, Güney Amerika’da da şöfürlerin vazgeçilmez geleneği…’ Parmak Uçlarındaki huzur- tespih kitabının yazarı Deniz Gürsoy böyle diyor. Oğlak Yayıncılıktan çıkan kitabında Gürsoy, tespihin hayatımızdaki yerini ve tarihini ele alıyor. İLK KULLANANLAR HİNDULARDITespih İngilizcede rosary ya da word beads, İtalyancada rosario, Fransızcada chapelet, Almancada ise rosenkranz olarak geçiyor. Hepsi de Latince gül bahçesi anlamı taşıyan rosarium kelimesinden alınmış. Çünkü Ortaçağ boyunca gül bahçeleri dua edilen yerler olarak kullanılmış. Tespihi tanrıya gönderdiği duaları saymak amacıyla ilk kullananlar Hindulardı. Sonra Budizm ile bu alışkanlık doğuya, İslamiyet’le Ortadoğu’ya, Katolik mezhebiyle de Avrupa’ya ya... Devamı

04 03 2009

YUSUH HAYALOĞLU GÜLE GÜLE MAVİ GÖZLÜ RIZA

"Bu dünyada yerim yokmuş, keşke bir yalan olsaydım..." Şarkılar, şiirler geçiyor şuanda ömrümden... Onun kaleminden hücrelerime yayılan o elektrikle, arkama yaslandım, uzunca çektim içimi... Ciğerimi doldurdu hüzün... Sonra odanın karanlığında perceremden zifir bir rüzgâr esti, sırtımı sıvazladı, kulağıma fısıldadı; "hadi gel benimle uç" diye... Onu düşündüm sonra "Cıgara sönerdi, ağlardım, nerden geldiğini bilmezdim, kimsesizdi, belki kimliksizdi" dedim... Konduramadım, daha başka bir şeyler var, adı anlamı ucu bucağı kestirilemez, dedim... Ilık bir dalga çarptı kıkıya: Ellerimi ovuştururken, sıkarken gözlerimi, ondan dökülen kelimeler benim gözümden akarken, sesi geldi yine bir uç'tan; "Hayatımı yıkıp geldim, siz benim neden kaçtığımı nerden bileceksiniz?" dedi... O hepimizin duygu sözcüsü... Milyonlar şarkılarında buldu kendini... Öyle şiirler, öyle şarkılar ki, hani insanın kendisine yetemediği anlar var ya; kelimelerin tıkandığı o anlarda ilk yardım niyetine geçer... Benim de üşümüş meğer ellerim, benim de üşümüş meğer ellerim... Şarkılar şiirler hiç bitmesin. Kim susturabilir ki bizim türkümüzü, kim?  1 - YUSUF HAYALOĞLU BOŞ BİR GÜNÜNÜ NASIL GEÇİRİR?- Hep üreterek yaşadığım için benim hayatımda boş gün kavramı hiç olmadı. Sürekli yazmak, çizmek, beste yapmak, okumak ve düşünmek konumundaydım. Zorunlu bir işim olmadığı zamanlara bayılırım. O kadar çok hobi vardır ki onlarla başbaşa kalmaya doyamam. Seyahat etmek, fotoğraf ve video çekmek, onları illüstre edip arşivlemek, bilgisayarda grafik çalışmaları yapmak, internet sitelerinde dolaşmak, çeşitli enstrümanlar çalmak, el sanatlarıyla uğraşmak vb. Bu yüzden yalnızlı... Devamı

27 02 2009

PKK DAĞDAN İNECEK Mİ?

PKK'YI DAĞDAN İNDİRME PLANININ AŞAMALARIIrak Federe Kürdistan Bölgesi PKK'nın dağdan indirilmesi daha doğrusu silahsızlandırılması için belirledikleri politikalarını ""Federe Kürdistan Bölgesi politikası" şeklinde ilerletiyorlar. Bu konu da Barzani ve Talabani liderliğindeki KDP VE KYB'de tam anlamıyla fikir birliği mevcut. Bu anlamda kısa,orta ve uzun vadeli adımlara Ankara'nın gerek Dış işleri Bakanlığı ve gerekse de MİT öncülüğünse cevabı iş birliği şeklinde oldu.Görüşmeler yapıldı, heyetler oluşturuldu ve PKK ile doğrudan temas yerine kişiler devreye sokularak görüşmelere başlanıldı. Görüşmelerin temel mantığı PKK'lıların silah bırkakması yönünde.Özel kuvvetler Irak'tan çekildiAbant Toplantısı için bu ay içerisinde gittiğimiz Erbil'de cevabını aradığımız soruların başında PKK'nın silah bırakıp bırakmayacağı meselesiydi. Daha önce Taraf Gazetesi'nde "PKK'yı dağdan indirme planı" olarak yazdığım planın ayrıntıları bütün taraflarca kabul edilmiş ve görüşmlerin sürdüğü bize iletilmişti. Hatta daha sonra Kandil'de ulaştığımız PKK'nın Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Ahmet Deniz'de aracılar vasıtasıyla görüşmelerin devam ettiğini söylemişti. Erbil'de gerek KDP, gerekse de KYB' yönetiminde olan ve bu iki partiye yakın kaynaklar bir sürecin uzun bir zamandır yürütüldüğünü teyit etmeleriydi. Özellikle Irak'tan Özel Kuvvetler'in büyük bir kısmının çekilmesi ve Irak Politikası ki burada esas olan Kürtlerle olan ilişkilerde Dışişleri ve MİT'in ağırlığını koyması Kürtleri oldukça memnun etmiş gibi gözüküyor. KDP'ye yakın bir kaynak özellikle Emre Taner faktörünün önemli olduğunu, Türkiye'nin de eski politikasını büyük ölçüde değiştirdiğini söyledi.KDP... Devamı

19 02 2009

TALABANİNİN PARTİSİ KRİZDE

Talabani'nin Partisi Parçalanıyor    Gazeteci ve Yazarlar Vakfı tarafından Irak Federe Kürt Bölgesi'nin başkenti Erbil'de Abant Platformu'nun düzenlediği "Barışı ve geleceği  birlikte aramak" konferansı başladı. Konferans için Türkiye'den aralarında Cengiz Çandar, Ümit Fırat, Etyen Mahçupyan, Bejan Matur, Sertaç Bucak, Haşim Haşimi, Ali Bulaç,  gibi aydınların bulunduğu yüze yakın davetlinin katıldığı konferansın açılışı yapması beklenen Irak Bölgesel Kürt Hükümeti Başbakanı Neçrivan Barzani Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) deki çekişmler yüzünden Süleymaniye'ye gittiği için toplantıya katılamadı. Yerel kaynaklardan aldığımız bilgiye göre Barzani'nin toplantının açılış konuşmasını katılmamasında ki bir diğer etken de toplantıya davet edilen ve katılmayan beş AKP'li vekilin tavrı olduğu beliritiliyor. Celal Talabani liderliğindeki KYB'de öteden beri devam eden statükocularla reformcular arasındaki çekişme reformculardan olan ve aynı zamanda bölgesel başkanlık divanında başkan yardımcılığı yapan Kosret Resul ve dört arkadaşının istifasıyla son buldu. İstifayla KYB ve Bölgesel Kürt Hükümeti'nde şok etkisi yarattı. Yerel seçimler ve Kerkük meselesi öncesi böyle bir durumda birlik ve beraberliği sağlamak adına daha çok çaba sarfedilmesi gerektiğini söyleyen KYB'ye yakın kaynaklar Resul'un Talabani tarafından Bağdat'a davet edildiğini ve durumun çözülmeye çalışılacağını söylediler. KYB'de öteden beri reformcularla statükocular arasında parti yönetimi ile ilgili kriz yaşanırken ortaya çıktığı iddia edilen bir mektup krizi daha da derinleştirdi. Halen Irak Devlet Başkanlığı ve Kürdistan Yurtseverler Birliği Başkanlı... Devamı

19 02 2009

ABANT PLATFORMU ERBİLDE

ERBİL EZBERİMİZİ UÇAKTA BOZDUAbant Platformu'nun ''Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak'' konulu iki gün süren toplantısı Irak Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin Başkenti Erbil’de yapıldı. Toplantı gerek Türkiye’den giden katılımcıların gerekse de oradan katılanların büyük bir kısmının ezberini bozarken, birbirine yakın olan bu iki coğrafyanın aslında zihinlerde birbirlerine çok uzak edildiği gerçeğini ortaya koydu. 12 Ülkenin temsilciliğinin bulunduğu Erbil’de Türkiye’nin temsilciliğinin bulunmayışı belki de en çok eleştirilen konuların başındaydı…Etyen Mahçupyan ve Rıza Ayhan’ın yan yana uçakta Irak Kürt Bölgesine Kürt Sorunu’nu konuşmak için gitmesi ise uçakta ezberimizin bozulacağının ilk işaretiydi.Cuma günü saat 24.00’ye yakın Atatürk Havalimanı’ndan aralarında yüze yakın gazeteci, akademisyen, işadamı ve siyasetçinin bulunduğu kalabalık bir grupla Erbil’e doğru hareket ettik. Erbil Havaalanında bize tahsis edilen koruma ve otobüslerle şehrin en lüks beş yıldızlı üç oteline doğru hareket ettik. Bizi koruyan korumaların Başbakan Neçirvan Barzani’nin korumaları olduğunu ve Türkiye’de eğitildiklerini öğrendik. Sabaha doğru otellere giderken hepimiz Başbakan Neçirvan Barzani’nin yapacağı konuşmayı bekliyorduk ancak Celal Talabani’nin partisi KYB’de ortaya çıkan istifaların bölgesel hükümeti etkilemesi sonucu Barzani’nin toplantıya katılamayacağını öğrendik. Neçirvan Barzani kadar belki de HAK-PAR Genel Başkanı dışında özellikle AKP ve DTP’den toplantıya kimsenin katılmayışı da dikkatlerden kaçmadı.Toplantı özellikle yapılan konuşmalar ve iyimser mesajların gölgesinde başladı. Modern kongre merkezinde başlayan top... Devamı

04 02 2009

İŞTE O PEŞMERGE KOMUTANI

İŞTE O PEŞMERGE KOMUTANINEVZAT ÇİÇEK-AKTİF HABER 04.2.2009JİTEM tarafından 100 bin dolar karşılığın da Irak’taki Saddam kuvvetlerine satılan ve daha sonra Irak yönetimi tarafından öldürülen Peşmerge Komutanı Mehmet Kılıç’ın (Miho Gewdan) fotoğrafı ilk defa Aktif Haber’de.Kürtçe ismiyle Miho Gewdan, Türk vatandaşlığına geçtiği ismi ile Mehmet Kılıç, 1988 yılına kadar Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Zaho Bölge Peşmerge Komutanı olarak  Peşmergelere komutanlık yaptı. Ancak , Hallepçe katliamından sonra ailesiyle Türkiye’ye kaçarak gelen hem Türkiye hem de Irak vatandaşı olan Kılıç’ın hayatı askere gitmesiyle beraber değişti.Kılıç’ın eşi Safiye Kılıç,  Eşinin hem Irak hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu, nüfusa geçirilirken 1952 doğumlu olmasına rağmen, 1960 doğumlu olarak yazıldığını söyleyen Kılıç, KDP’deki faaliyetleri nedeniyle Irak devlet yetkilileri tarafından aranan Mehmet Kılıç’ın Barzani’yi oldukça yakın bir isim olduğunu söyledi. “Eşim 1988’in son aylarında ya da 1989’un başlarında, askerlik görevini yapmak üzere Antalya’ya gitti. Topçular mıntıkasındaki 3. Piyade Tugayı’nda askerlik yapıyordu. Eşim ile aynı birlikte görev yapan ve kendileri de Beytüşşebaplı olan iki kişi bize eşimin kaybolduğunu söyledi. Birinin adı Mehmet idi. Bunun üzerine oğlum Hikmet Kılıç, bazı akrabalarımızla Antalya’ya gitti. Geri geldiğinde, askeri yetkililerin eşimin bir telefon üzerine çarşı iznine gönderildiğini, bir daha da birliğine geri dönmediğini söylemişler. Oğlum Antalya Savcılığı’na gidip dilekçe vermiş, ancak Savcılık bu konunun askeri savcılığın görev alanına girdiğini belirt... Devamı

01 02 2009

TAYYİP'İN GÜNAHINA BENİ DE KAT

Nevzat Çiçek / Aktifhaber-Özel-31.1.2009 Dünya Erdoğan'ın Davos'ta Peres'e karşı yaptığı çıkışı konuşurken, ne yalan söyleyeyim benim en çok merak ettiğim ve onlara soru sormak istediğim iki insan vardı: Biri oturumun moderatörü diğeri ise Yahudiliği seçen ve Türkiye’nin gündeminden düşmeyen Tuncay Güney’di. Birincisine ulaşamadım ama Güney’in verdiği cevabı sizlerle paylaşacağım. Şunu biliyorum ki Türkiye’nin bundan sonra İsrail’le yapacağı her türlü anlaşma da ve işbirliğinde kamuoyunun tepkisi eskisinden daha fazla dikkate alınacak. İşte Tuncay Güney’in inancıyla verdiği cevap:  “Tayip Erdoğan barış adamı olduğunu gösterdi. Aylardır  Ortadoğu’da barış için, diplomatik ziyaretler yapan Türkiye başbakanı tayip bey  karşısında üç  maymunu oynayan Arap diktatörlüğünün aktörlerinin maskesini düşürdü. Herkesin içine çekip bir türlü söyleyemediği dile dökemediğini Tayip Bey içtenlikle dile getirmiştir. İsrail de barış için dua eden herkesin gönlünde de taht kurmuştur. Araplar Tayip Bey kadar hassas değiller. Savaş  çığırtkanlıklarına karşı barış güvercinini uçurmaya çalışan tek lider Tayip Erdoğan’ın önünü Arap liderler engelliyor.  Tayip Bey ; Davos’ta Cumhuriyet değil, Osmanlı çocuğuyum dedi. İsrail savaşan bir şahin değil, barış adimi ve bölgeye huzur gelmesi için bir bölgesel ağabeyi  bir ülke arıyor. Türkiye Başbakanı Erdoğan: Çorak Yahudi toprağında büyüyen bir gül gibi duran, İsrail oğullarının hakkını da koruyan diplomatik girişimlerde bulunmuştur. Tanrı insani yaratırken, hamuruna pişmanlıkta koymuş. İsrail Cumhurbaşkanı Pere... Devamı

01 02 2009

BU SEÇİMDE BÖLGE DERİNLER TARAFINDAN DTP’YE BIRAKILDI

BU SEÇİMDE BÖLGE DERİNLER TARAFINDAN DTP’YE BIRAKILDI NEVZAT ÇİÇEK- TİMETÜRK-31.01.2009 Altan Tan’la yaptığımız röportajımızın son bölümünü yayınlıyoruz. Bu bölüm Tan’ın ilk defa Diyarbakır Cezaevi ile ilgili olarak anlattıkları bakımından tarihi bir vesika  görevi de görüyor. Tan’la bu bölümde Abant Platformu’nun Erbil’de 15 Şubat’ta  düzenleyeceği toplantıdan, Seküler ve Kürt dindarlarının çekişmesine, Yeni Ortadoğu Projesi’nden Turgut Özal’ın Kürt projesine, 12 eylül Cezaevinde babasının öldürülmesinin perde arkasından yerel seçimlere kadar geniş bir perspektifte konuştuk. Tan’ın özelikle Türkiye’nin rolüne ilişkin söylediği tezler aslında bölgenin de kilidi gibi.  Seküler Kürt Milliyetçileri ile Dindar Kürtler arasında son dönemde bir mücadelenin olduğu ve Dindar Kürtlerin de çok ciddi anlamda bölgede etkin olduğu söyleniyor. Fakat bir kesim bunu bölgede ve Irak Federe Kürt Bölgesi’nde Radikal İslam’ın yükselmesi olarak okuyor. Sizce bu bilinçli bir pompalama yoksa işin başka yönleri mi var?Tabi Kürtler de diğer halklar gibi bir çok olayı birden yaşıyor. Kürt tarihinde ilk defa nüfusun yüzde 75’i şehirleşti. Kürtlerin yüzde altmışı Fırat’ın batısında yaşıyor. Kürtlerin tarihte ilk defa bu kadar ciddi şehirleşme yaşadıklarını görmemiz gerekiyor. Bunun nedenleri var, ekonomik, siyasal,sosyal ve köylerinin boşaltılması gibi bir çok nedeni var. Bu hızlı şehirleşme ile beraber kadın, gençlik, toplum gibi her şey yeniden şekilleniyor. Bunun sonucunun da nereye varacağını kimse kestiremiyor. Lümpenleşme,uyuşturucu ve fuhuş artıyor... Devamı

30 01 2009

ALTAN TAN: TRT ŞEŞ RUHSATI OLMAYAN KAÇAK İNŞAATTIR

ALTAN TAN: TRT ŞEŞ RUHSATI OLMAYAN KAÇAK İNŞAATTIRPerşembe, 29 Ocak 2009 15:30Nevzat Çiçek / TİMETURK ‘TRT Şeş ruhsatı olmayan kaçak inşaattır’TRT (6) Şeş’i ruhsatı olmayan kaçak inşaata benzeten Altan Tan, Erbakan ve Erdoğan’ın II. Abdulhamid tarzı siyaset yaptığını söyledi. İşte, Altan Tan’ın çarpıcı açıklamaları…  Atlan Tan, uzun yıllardır Kürt siyasetinde aktif kişiliğiyle ön planda. Milli Görüşten CHP’ye kadar bir çok siyasinin danıştığı bir isim. Tan yaklaşık 25 yıllık deneyimlerini “Irak’a Kürdistan Türkiye’ye demokrasi” kitabıyla okuyucuya sundu. Timaş yayınlarından çıkan kitap ikinci baskısını yaparken Tan’ın dile getirdiği görüşler Kürt Meselesi’nde  ezberi bozmaya devam ediyor. Halen Diyarbakır’da ikamet eden ve Abant Platformu’nun yürütmesinde yer alan Tan’ın 12 Eylül Diyarbakır Cezaevinde yaşananları bir projenin parçası olarak görüyor. Dindar Kürtlerle seküler Kürtlerin çekişmesini yerinde gören ve kafa yoran Tan’a göre Erbakan ve Türkeş ittifakı bölgeyi tamamen PKK’ya bıraktı.  Babası 12 Eylül döneminde  Diyarbakır Cezaevi’nde öldürülen Tan’ın ilk defa 12 Eylül’de  Diyarbakır Cezaevi’nde görev yapan bir gardiyanın ceza almasını sağladı.Bugün bölgenin tamamen DTP’ye bırakıldığını ifade eden Tan, TRT (6)   ŞEŞ’in de kaçak olduğunu söylüyor. Erbakan ve Edoğan’ın Abdulhamit tarzı siyaset yaptığını söyleyen Tan yeni bir model öneriyor “Yeni Ortadoğu Projesi”    Atlan Tan bu kitabı neden yazdı. Neyi amaçladı  Türkiye’de Kürt sorunu öyle bir hale geldi ... Devamı

16 01 2009

TUNCAY GÜNEY VE NEMRUT

TUNCAY GÜNEY VE NEMRUT Bugün sabaha karşı Türkiye saati ile Tuncay Güney’le konuşuyoruz, açıklamalarının söylenmeyen kısımlarını öğrenmeye çalışıyorum ve konuşmanın sonuna doğru söylediği ve benim de Aktif Haber’e yazacağıma söz verdiğim şu cümleleri söylüyor:  “ Allah Nemrut’a bir topal sinek yolladı ve topal sinek Nemrut’u helak etti. Bir karınca Nemrut’un ateşini söndüremedi ama topal sinek dünyasını kararttı.  Allah benim gibi bir adamı Ergenekon ve işbirlikçilerinin başına bela etti. Yedi yıl boyunca dua ettim ve bu günleri gördüm. Allah’ın gönderdiği topal sinek diktatörlüğe ve monarşiye karşı idi. Bu topal sinek ile Allah’ın diktatörlere karşı olduğunu görüyoruz. Nemrut’un diktatörlüğünü bir topal sinek yıktı bunu asla unutmayın” diyor. Peki bunu söyleyen Güney’in bütün açıklamalarını nasıl yorumlamalıyız, daha doğrusu Tuncay Güney’i nasıl okumalıyız.  Tuncay Güney hayatımıza birden girdi ve sanırım uzun bir süre de çıkmayacak. Nasıl çıksın ki, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra en iyi tarihi bilgileri belki ondan öğreniyoruz. Bu genç yaşına rağmen bu kadar bilgiyi nasıl öğrendiğini sorguluyor herkes ama devletin arşivini okuma şansınız varsa ve o olaylara yön verenlerle beraberseniz ve birazda kafanız çalışıyorsa rahat bir şekilde bunlara sahip olursunuz… Tuncay Güney’i Taraf Gazetesi’nde tanıdım. Haberler için kendisiyle temas kurarken samimiyetimiz ilerledi ve saatlerce süren sohbetler yaptık ve halen de yapıyoruz. Güney’in Adil Serdar Saçan’a verdiği ifadelere ilk ulaştığımda “Vay anası” dedim. Bunu tek bir manşet haber yaptık ve bilgileri çok... Devamı

14 01 2009

tuncay güneyin mülakat metni

Taraf Gazetesi, Ergenekon suç örgütü hakkındaki soruşturmaya zemin oluşturan 2001 tarihli ve yaklaşık yedi yıl kayıplara karışan Tuncay Güney sorgusunun tam metnine ulaştı. Metinde, Ergenekon 'un derin tarihi özetleniyor.Taraf Gazetesi'nden Nevzat Çiçek 'in Haberi :Taraf Gazetesi, devletin içine sızmış Ergenekon suç örgütünü ortaya çıkarma ve sorumlularını cezalandırma hedefiyle yaklaşık bir yıldır sürdürülen operasyonda çıkış noktasını oluşturan metne ulaştı.Video kaset çözümü 101 sayfa olan bu metin, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan emekli Tuğgeneral Veli Küçük 'ün eski mutemeti ve şu anda Kanada 'da yaşayan Tuncay Güney'in Şubat 2001'de verdiği ifadeyi kapsıyor.Yaklaşık yedi yıl kayıp olan, daha sonra, 2008 yılı başında, dört adet video kasete kaydedilmiş halde, Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanet Memurluğu'nda bulunup Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz'e teslim edilen metin, bugüne dek 200'e yakın kişinin Ergenekon 'la bağlantılı oldukları gerekçesiyle sorgulanmasına zemin oluşturdu.Bu metinde, muvazzaf ve emekli subaylar, bürokratlar, işadamları, gazeteciler, sanatçılar, mafya mensuplarını da kapsayan çok geniş bir kesim Ergenekon 'la ilişkilendiriliyor.Tuncay Güney'in ifadelerinde ayrıca, Ergenekon 'un ne zaman, nasıl kurulduğu, hedefleri, örgütlenme yapısı, çalışma usulleri ve faaliyetleri konusunda ayrıntılı bilgiler yer alıyor.İfade metninde adı zikredilen şahısları tek taraflı iddiaların hedefi yaparak zan altında bırakacak ayrıntıları saklı tutarken, Güney'in Ergenekon 'la ilgili yapısal ve teknik bilgi içeren ifadelerinden çarpıcı bölümleri okurlarımıza sunuyoruz.KAYIP KASETLER Tuncay Güney 3 Şubat 2001'de "Dolandırıcılık ve Sahtecilik" iddiaları ile Asayi... Devamı

14 01 2009

“Veli Küçük’e dokunmayın”

Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar tarafından kaleme alınan ve Timaş Yayınları tarından yakında piyasaya çıkacak olan “KIT A DUR” adlı kitapta 28 Şubat Sürecinin bilinmeyen yönleri ortaya çıkarıldı. Kitapta yer alan iddiaya göre  dönemin   Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Çevik Bir Erbakan ve Çiller’in tutuklanmasını istedi. Kitapta Ergenekon sanığı Veli Küçük’ün neden Susurlukla ilgili ifadesinin alınamadığı da anlatıldı.  “28 Şubat’tan 27 Nisan’a” alt başlığını taşıyan kitapta Tayyar, o dönemden kalan ve yazılmayan belgeleri arşivden çıkardığını söyleyerek “Hafızamızı tekrar yokladık, yeni arşiv taradık, piyasadaki 28 Şubat kitaplarını gözden geçirdik, dönemin kimi aktörleriyle görüştük ve o dönemdeki derin oyunu yeniden değerlendirdik” dedi. Kitabın “Cezaevine atmayacak mısınız?” başlıklı bölümünde Erbakan ve Çiller’in tutuklanma talebine ilişkin süreç şu şekilde anlatıldı: “ Kıbrıs’taki ölümlü tatbikatın gerçekleştiği 6 Ekim 1997 günü Başbakan Mesut Yılmaz Ankara dışındaydı. Hemen Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ı aradı: “Genelkurmayı ziyaret et, başsağlığı dile…” Eyüp Bey, telefon açıp Genelkurmay’a gitti. Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Çevik Bir, özel bir salonda tatbikatla ilgili haritayı duvara asmış bekliyordu. Yanında başka komutanlar da vardı. Aşık içeri girdikten sonra alt rütbeli bir subay, Bir’in talimatıyla harita üzerinden tatbikatı anlatmaya başladı. Onlara göre, yaşananlar sadece kazaydı. Orgeneral Kıvrıkoğlu’na yönelik herhangi bir suikast girişimi asla sözkonusu değildi! Brifing tamamlanınca Bir, herkesten salonu boşaltmasını ... Devamı

13 03 2008

KÜRT İSLAMININ YENİ YOL HARİTASI

BÖLÜM -1 KÜRT İSLÂMININYENİ YOL HARİTASISon dönemlerde DTP milletvekilleri başta olmak üzere Kürt siyasetçiler,  Kürtler arasında “Radikal İslâm”ın yükseldiği tezini savunuyor. Hatta bazı DTP’liler devlete dindar Kürtler’e karşı laik Kürtler’i destekleme çağrıları yapıyor. Ak Parti’nin 22 Temmuz seçimlerinde bölgeden aldığı büyük oy desteğini değerlendiren siyasetbilimciler seküler politikaların Kürtler nezdinde anlamını yitirmeye başladığını öne sürüyor. Bölgede 2000’li yıllardan sonra başlayan sivilleşme ile birlikte zaten siyasi atmosfer büyük ölçüde değişmişti. Şimdilerde ise kadim bir geleneğe dayanan Kürt dindarlarının, beklentilerini karşılamayan Ak Parti ve DTP’ye alternatip muhafazakâr bir Kürt partisi için hazırlık yaptıkları söyleniyor. Bugün piyasaya çıkan “Puşi ve Sarık“  adlı kitabımda daha ayrıntılarıyla anlattığım bu süreç aslında hep var olan ama şiddetin devam etmesi nedeniyle gün yüzüne çok çıkmayan bölgenin doğal siyasi gerçeğine dönüş anlamına geliyor.    Dindar Kürtler partileşme yolunda Ak Parti’nin Temmuz 2007 aldığı yüksek oy oranı bölgedeki siyasetin yeniden tahlil edilme zorunluluğunu ortaya koydu. DTP ve PKK’nın “Kürt Haması yaratıyorlar” dediği yeni durum için gerektiğinde Ak Parti’den de milletvekillerinin istifa ettirilerek muhafazakâr bir Kürt partisinin kurulabileceği söyleniyor   Temmuz 2007 seçimlerinden sonra en çok tartışılan ve hakkında yorum yapılan konulardan birisi de Ak Parti’nin Kürtler’in yoğunlukla yaşadığı bölgelerde yani Doğu ve Güneydoğu Anadolu&rsquo... Devamı

13 01 2009

“Irak’a Kürdistan Türkiye’ye Demokrasi “

 “Irak’a Kürdistan Türkiye’ye Demokrasi “Kürt Sorununun Dünü Bugünü ve Yarınını anlamak için Araştırmacı Yazar Altan Tan tarafından kaleme alınan“Irak’a Kürdistan Türkiye’ye Demokrasi” kitabı farklı bir bakış açısıyla meseleyi irdeliyor. Kitabı dört ayda oturup yazdığını ama 25 yıllık araştırma, gözlem ve yaşanmışlıkların birikimi olduğunu ifade eden Tan “İstedim ki bu meseleyi öğrenmek isteyenler derli toplu bir şey okusunlar “ dedi. Üçyüze yakın kitaptan yaklaşık olarak 546 alıntının bulunduğu kitabın en temel özelliği yaşanan tartışmalara kaynaklarla cevap vermesi.600 sayfalık kitap birçok konuda ezber bozacak kalıcı ve gerçekçi çözümlere sahip. Kitabın en can alıcı bölümlerinden birisi de Altan Tan’ın babası Bedii Tan’ın Diyarbakır Cezaevi’nde işkence ile nasıl öldürüldüğü ve sonrasındaki gelişmeler oluşturuyor. Kalıcı ve gerçekçi çözüm bambaşka bir perspektif gerektiriyordu. İşte bu noktada bölgenin hemen her karışını bilen ve hayatını bu sorunun çözümüne adayan ünlü Kürt aydını Altan Tan yılların birikimini kaleme aldı. Altan Tan düşünce ve siyaset dünyasının aşina olduğu bir isim. 12 Eylül sonrasında insanlık dışı muamelelerin adeta karargâhı durumuna gelen Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde gördüğü işkence sonrasında hayatını kaybeden babası Bedii Tan’ın acısı belki de Güneydoğu ve Kürt sorununa farklı bir gözle bakmasına yol açtı. Türkiye’deki muhafazakâr ve dindar hareketlerin Kürt Sorununa ısrarla uzaktan ve resmi görüş çizgisinden bakmaları Altan Tan’a göre sorunun kangren hale gelmesinin en önemli sebeplerinden ... Devamı

07 01 2009

HER YER KERBELA HER YER GAZZE

HER YER KERBELA HER YER GAZZE Halkalı Zeynebiye’den aradılar… Çarşamba günü Aşura matemi var gelir misiniz yâda bir muhabir arkadaş görevlendirebilir misiniz diye.  Her sene kaçırmadığım ve okunan mersiyelerle gözyaşı döktüğüm İslam tarihinin bu kara gününde orada olmaya çalışacağıma söz verdim… Ama aklıma Gazze geldi. Kerbela ve Gazze ne kadar benziyordu birbirine…  Kerbela’da kan gözyaşı zulüm ve korku vardı. İnsanlığın utandığı anlar vardı. Gözyaşının vicdanları yaraladığı kundaktaki bebeklerin oklandığı sahneler vardı. Kerbela da aynı dinden olanların zulmü vardı. Bugün Gazze’de çağdaş Kerbela yaşanıyor. Kılıçların yerini toplar bombalar silahlar almış. Sahneler aynı küçücük bebekler okullarda hastanelerde evlerinde vuruluyor. İnsanlık ayaklar altında… Kerbela’da susuzlukla, açlıkla terbiye edilmek istenen Peygamberimizin torunları vardı. Boyun eğdirilmek istenen zulme rıza gösterilmesi istenen onurlu bir direniş vardı. Gazze aylarca açlıkla susuzlukla elektrikle ilaçla terbiye edilmeye çalışıldı. Hükümetlerine karşı isyan etmeleri istendi ve sözler verildi. Ancak onlar isyan etmedi oylarıyla seçtikleri hükümetlerine sahip çıktılar. Zulme boyun eğmeyen Gazzelilerin tepelerine bombalar yağdırıldı, çocuklar katledildi ancak Direniş onlarda da onurlu devam etti ve herkesi şaşırttı. Kerbela’da Yezit’in ordusunun karşısında bir avuş Müslüman vardı. Güçler orantısızdı. Bugün Gazze’de güç dengeleri orantısızın çok üstünde. Orandan bahsetmek imkânsız.  Kerbela’da siyasi olarak bir iktidar vardı, onun yandaşları vardı zulmü alkışlayanlar sessizlikleriyle ortak ola... Devamı

02 01 2009

HAKPAR'a Kürtçe yasağı

 HAKPAR'a Kürtçe yasağıNEVZAT ÇİÇEKAğrı Sulh Ceza Mahkemesi Hak ve Özgürlükler Partisi (HAKPAR) hakkında Taraf Gazetesi'nde yayımlanan ilanın dağıtılmasını Kürtçe olduğu için yasakladı.Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) tarafından Ergenekon Örgütü ile ilgili olarak Taraf Gazetesi'nde 16 Aralık 2008 tarihinde ilan olarak yayımlanan "Canlarımızın hesabını istiyoruz, EM HESABÊ CANÊN XWE DIXWAZ IN" başlıklı Türkçe ve Kürtçe bildirinin dağıtımını ve parti binasında bulunması yasaklandı. Yasaklama gerekçesi ise siyasi partilerin Türkçe'den başka dil kullanamayacakları yönündeki yasa maddesi.Önce polis sonra mahkemeHAK-PAR'ın ilanının Ağrı'da partililer tarafından bildiri olarak dağıtılması polis tarafından engellenmişti. İl Başkanı ve dört partilinin göz altına alındığı olaydan hemen sonra, yine aynı gün, Ağrı Sulh Ceza Mahkemesi’nin 26.12.2008 Tarih ve 2008 / 1678 D. İş Sayılı kararı doğrultusunda, söz konusu bildirinin dağıtımı ve parti binasında bulundurulması yasaklandı.Mahkeme kararı, 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın 81.maddesinin "C" bendindeki "Tüzük ve programlarının yazımı ve yayınlanmasında, kongrelerinde, açık veya kapalı salon toplantılarında, mitinglerinde, propagandalarında Türkçe’den başka dil kullanamazlar; Türkçe’den başka dillerde yazılmış pankartlar, levhalar, plaklar, ses ve görüntü bantları, broşür ve beyannameler kullanamaz ve dağıtamazlar; bu eylem ve işlemlerin başkaları tarafından da yapılmasına kayıtsız kalamazlar. Ancak, tüzük ve programlarının kanunla yasaklanmış diller dışındaki yabancı bir dile çevrilmesi mümkündür" hükmüne dayanıyor. Ağrı'daki mahkemenin kararı 30.12.2008 salı günü Ankara Emniyet Müdürlüğ&uum... Devamı

31 10 2007

Kürt Hareketlerinde Dindarlığın Yeni Tezahürleri

Kürt Hareketlerinde Dindarlığın Yeni TezahürleriThe New Manifestations of Religiosity within the Kurdish Movements Abdulhamit KIRMIZI-Selin BÖLME Türkiye'de ulus inşa sürecinin en önemli dayanaklarından biri ortak din mensubiyeti olmuş, Lozan'da azınlıklar dini temelde tanımlanmış, göç alma ve verme durumunda din bağı esas kabul edilmiştir.1 Ancak, din kardeşliği fikrine dayanan "Müslüman azınlık yoktur" ilkesini Lozan'dan beri koruyan Türkiye Cumhuriyeti ülkeye göçen Arnavut, Boşnak ve Pomak gibi Türk olmayan Müslüman grupları potasında eritebilirken, diğerleri gibi göçmen olmayan en büyük gayr-i Türk Müslüman grup olan Kürtler, bugün hızla "öteki" haline gelmektedir.Türklerle Kürtler arasında iki taraflı milliyetçilikten kaynaklanabilecek yapısal kırılmayı önleyen en önemli köprü din bağı olabilecekken,2 bu payda değerlendirilememektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında toplumda dini aidiyetin dil aidiyetinden daha baskın oluşu Türkiye için bir talih olarak görülmüş, ancak bu talih iyi değerlendirilmemiştir. Turgut Özal Cumhurbaşkanı iken, danışmanlığını yapan Hikmet Özdemir, "Güneydoğu İçin Bir Model Önerisi" başlıklı raporunda, Cumhuriyet idarecilerinin "dinin bir kültür ve değerler sistemi olarak sunduğu zenginliklerden istifade edemeyişi"ni "kayıp" olarak nitelemiş ve "sivil toplumun oluşması ve gelişmesinde, özellikle Türkiye örneğinde, dini cemaatlerin rolü her geçen gün artan bir önem kazanmakta" demiştir.3Mustafa Akyol, Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek isimli kitabında, bugün de İslam'ın PKK ve radikal Kürt milliyetçiliği önünde engel olmaya devam ettiğini, İslamcı bir Kürtçü'nün ortalama seküler bir Kürt&... Devamı

25 12 2008

PKK: BİZSİZ ÇÖZÜM OLMAZ

 "PKK'sız kalıcı çözüm olmaz" Kürt sorunuyla ilgili son gelişmeleri Taraf'a değerlendiren PKK Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Ahmet Deniz, PKK'nın yok sayıldığı kalıcı bir barışın mümkün olmadığını herkesin görmesi gerektiğini söyledi.    NEVZAT ÇİÇEK PKK Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Ahmet Deniz, PKK'nın silahsızlandırılması ve Kürt sorununun çözümüyle ilgili gelişmeleri Taraf'a değerlendirdi. Deniz, Kürt sorununun kalıcı çözümü için kendilerinin muhatap alınmasının gerekli olduğunu söyledi. Fiili olarak tek taraflı ateşkesi devam ettirdiklerini söyleyen Deniz,  "Mutlu olacağımız, onurlu bir barış istiyoruz" dedi PKK'sız çözüme ateşkes katkısı Ahmet Deniz, kendileri dışında yaşanan gelişmeleri dikkatle izlediklerini belirterek Federe Kürt Yönetimi veya Türkiye'nin henüz kendileriyle resmi bir temas kurmadığını ancak Federe Kürt Yönetimi'ne yakın bazı dostlarının kendileriyle çeşitli konularda görüş alışverişinde bulunduklarını ifade etti. Deniz, çeşitli Kürt gruplarının katılımıyla gerçekleşmesi düşünülen konferansa, PKK'nın katılmaması halinde bunun çözüme katkı sağlamayacağına inandıklarını, buna rağmen süreci yakından izlediklerini söyledi. Deniz, barış sürecine katkı sağlamak için geçen kurban bayramında ilan ettikleri tek taraflı ateşkesi sürdürdüklerini ve savunma pozisyonundan çıkmadıklarını belirtti.  Silah bırakmak kolay  Deniz, henüz çözüm yolunda bir adım atılmadan PKK'dan silah bırakmasının istenmesinin  anlamsız olduğunu belirterek, "İş o noktaya gelirse silah bırakmak çok kolay bir iştir" dedi. Kendileri açısından onurlu bir barışın olması gerektiğinin altını &cce... Devamı

24 12 2008

TESEV KÜRT RAPORU

 Çatışmalar sürdükçe AB hayalNEVZAT ÇİÇEKTürkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) tarafından hazırlanan ve Kürt toplumunu temsil eden kanaat önderleri, siyasiler, sivil toplum temsilcilerinin görüşleriyle oluşturulan rapor yayımlandı. Raporu açıklayan Yönetim Kurulu Başkanı Can Paker "Kürt sorunu çözümsüz kaldığı ve silahlı çatışmalar devam ettiği sürece Türkiye'de demokrasi yerleşemeyecek, ülkemiz AB üyesi olamayacak, toplumsal barışımız sağlanamayacaktır'' görüşünü dile getirdi. Rapor, TESEV Yönetim Kurulu Başkanı Can Paker’in yaptığı açılış konuşmasının ardından moderatörlüğünü TESEV Demokratikleşme Programı Direktörü Etyen Mahçupyan'ın üstlendiği bir panelle basına tanıtıldı. TESEV Demokratikleşme Programı Yöneticisi Dilek Kurban ve gazeteci Cengiz Çandar'ın konuşmacı olarak yer aldığı panelde raporun, TESEV’in değil Kürtlerin görüşlerini içerdiği ve Kürtlerin sesini kamuoyuna duyurmayı amaçlatıldığı belirtildi. Türk-Kürt çatışması tehlikesiRaporda yer verilen görüşler şöyle: “Kürt sorunu, sadece bir terör sorunu değil, etnik, kültürel, hukuki, siyasal, sosyal, ekonomik ve psikolojik boyutları olan bir sorundur. PKK yokken de Kürt sorunu vardı; PKK tamamen yok edilse bile Kürtlerin sorunları ve talepleri var olacaktır. Bugüne kadar Kürtler ile devlet arasında bir siyasal sorun olan Kürt sorunu, son dönemlerde hızla bir Türk - Kürt çatışmasına dönüşme tehlikesine işaret etmektedir. Sicil affı çıkarılmalıPKK'nın silah bırakması için Kürt sivil toplum temsilcilerinin ve siyasi partilerinin aracılığına başvurulmalı, PKK militanlarının silahlarını bırakması... Devamı

24 12 2008

PKK BARIŞ İÇİN ATEŞKESİ UZATTI

PKK barış için ateşkesi uzattıNEVZAT ÇİÇEKTaraf'ın daha önce dile getirdiği "PKK'yı dağdan indirme" planındaki gelişmeleri devam ediyor. PKK'nın Kurban Bayramı dolayısıyla tek taraflı olarak ilan ettiği dokuz günlük ateşkesin dolaylı olarak devam ettiği çeşitli Kürt kaynaklarınca  ifade edildi. Irak Devlet Başkanı Celal Talabani "Dağlardaki PKK üyeleri ile irtibatta olanlardan ateşkesin uzatılması ve uzunca bir süre sürdürülmesi yönünde bir mesaj alıyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan da bu yönde çalışmaların devam ettiğini söyleyerek "Sonuça bakmak lazım" dedi. PKK'nın sözcüsü Ahmed Deniz 8 aralıkta Erbil'de yaptığı açıklamada Kurban Bayramı nedeniyle tek taraflı olarak dokuz gün süreyle askeri operasyonları durduracaklarını ve bunun barışa doğru bir adım olarak nitelenmesi gerektiğini ifade etti. PKK'nın bu ateşkesinin halen sürdüğü Irak Devlet Başkanı Celal Talabani tarafından da önceki gün ifade edildi. Talabani'nin CNN Türk Televizyonu'na verdiği röportajda " Silahlı mücadele devrinin geride kaldığını düşünüyoruz. Artık diyalog, siyasi bir yaklaşım ve diplomasi zamanı. Birçok Kürt grup, PKK'dan bu silahlı mücadeleyi sonlandırmasını isteyecek ve bu yönde çalışmalar yürütecek. Ben kişisel olarak hala bir ateşkesin olduğu kanısındayım. Irak'taki Kürt tarafı da PKK'dan ateşkesi sürdürmesini istedi. Günümüz dünyasının gerçeklerinden birisi de, artık silahlı mücadelenin askeri faaliyetlerin bu dünyada yeri olmadığıdır. Biz, gereken her şekilde, buradaki Kürt kardeşlerimiz aracılığıyla dağlardaki insanların silah bırakmaya ikna edilmesi ve siyasi sürece devam edilmesine imkan verilmesi konusunda elimizden geleni yapacağız. Artık parlamento içinde ... Devamı

22 12 2008

ORTAK AKIL PKK'YI SİLAHSIZLANDIRACAK

PKK'yı dağdan indirme planı ile ilgili Irak Federe Kürt Yönetimi ile görüşen DTP heyetinin "PKK'nın silahsızlandırılması için ortak akıl" bulmaya çalıştığı öğrenildi.DTP Parti Meclisi üyesi Abdullah Demirbaş, Kürt yönetimi ile görüştükleri projenin kapsamını Taraf'a anlattı. Demirbaş "Siyasi çözüm devreye sokularak silahın devre dışı bırakılması gerekiyor" dedi.Üst düzeyde ve diplomatik anlamda ilk kez bu kadar kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve görüşmeden olumlu ayrıldıklarını söyleyen Demirbaş, Cumhurbaşkanı Abdulah Gül'ün gerek Diyarbakır, gerekse Irak ziyaretinin gerçekleşmemesinde Başbakan Erdoğan'la yaptığı görüşmenin etkili olduğunu söyleyen Demirbaş, "Başbakan belki Gül'e farklı davranılacağını düşündü. Gül de başbakanla görüştükten sonra Diyarbakır'a gitmekten vazgeçti" dedi. Bu ziyaretin yapılmamasının dengenin hükümetin sert politikasından yana değiştiği biçiminde algılandığını anlatan Demirbaş, Gül'ün Irak ziyaretinin gerçekleşmemesinin de Kürt yönetiminde büyük hayal kırıklığı yarattığını söyledi."Ortak aklı arıyoruz""Barış ve Özgürlük", "Barış ve Çözüm" ya da "Ortak Çözüm" adı altında Kürt meselesi ile ilgili olarak ortak aklı bulmaya çalıştıklarını anlatan Demirbaş, bu projenin PKK'yı silahsızlandırabileceğini ifade etti. Doğru temelde sunulan bir projeye kim karşı çıkarsa kendilerinin de ona karşı çıkacaklarını söyleyen Demirbaş, Kürt sorununun çözümü için Federe Kürt yetkilileri ile Türkiye Kürtleri için ortak strateji aradıklarını anlattı ve "İlkeleri ortaya koyduk. Taleplerimizi belirledik. Herkese diyeceğiz ki; ortak taleplerimiz şunlardır. ... Devamı

21 12 2008

ADANADA MARAŞ BULUŞMASI-MARAŞ KATLİAMI

Maraş katlimanın 30’uncu yıldönümünde Alevi örgütleri ve sivil toplum kuruluşları bugün Adana’da yapılacak olan “Maraş’ı unutmadık” mitinginde biraraya geliyor.Alevi örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler, Maraş katliamının 30’uncu yıldönümünde bugün Adana’da buluşuyor. “Maraş katliamını unutmadık, unutturmayacağız” başlığıyla yapılacak miting için Türkiye’nin dört bir yanından yola çıkan binlerce kişi Maraş’ın faillerinin yargı önüne çıkarılmasını talep edecek. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi Bektaşi Federasyonu’nun öncülük ettiği mitinge siyasi partiler, sendikalar ve çeşitli dernek-ler destek veriyor. Uğur Mumcu Meydanı’nda saat 13.00’da başlayacak mitingte Maraş olaylarında yakınını kaybeden Ozan Emekçi de bir konser verecek. Geçmişle yüzleşilmeliMitinge destek veren DTP, Eğitim Sen ve 78’liler Vakfı tarafından yapılan açıklamada, “Türkiye, geçmişiyle yüzleşmeden, hesaplaşmadan barış içerisinde, etnik ve dinsel çoğulculuğunu koruyarak ortak bir gelecek kuramaz” dendi. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Aradan geçen 30 yıla rağmen, yükselen toplumsal muhalefeti bastırmak ve 12 Eylül darbesine giden süreci hızlandırmak amacıyla gerçekleştirilen Maraş katliamıyla yüzleşilmedi. Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurularak, diğer benzer birçok olay gibi Maraş katliamı da her yönüyle araştırılmalıdır. MİT’in katliamdaki rolü sorgulanmalı ve gerçek sorumlular ortaya çıkarılarak yargılanmalıdır. Benzer olayların bir daha yaşanmasını önlemenin tek yolu budur. Geçmişle yüzleşme olmadan, ne toplumsal barış sağlanabilir, ne de ortak bir gelecek kurulabilir.&rdq... Devamı

21 12 2008

SSPE GERÇEĞİ

Diyarbakır ve çevre illerde 1987-1998 yıllarında kızamık aşılarının tek doz yapılması ve bayat olması nedeniyle SSPE’ye yakalanarak yaşamını yitiren çocukların hayatı belgeselde toplandı.Diyarbakır ve çevresindeki illlerde 1987-1998 yıllarında yapılan kızamık aşılarının bayat ve tek doz olması nedeniyle Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) hastalığına yakalanan onlarca çocuk hayatını kaybetti. Yapılan istatistiksel değerlendirmede, bölgede 2001 yılında 30 bin 509 kişide kızamık virüsü saptandı. 2008’e gelindiğinde ise Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü yeni aşılama çalışması nedeniyle kızamık virüsü taşıyıcı sayısı sıfıra düştü.Aileler dernek kurduÖte yandan, 1987-1998 yıllarında Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü aşılama çalışmasında aşıların iki yerine tek doz yapıldığı ve bayat olduğu iddiaları üzerine, SSPE hastalığına yakalanan çocukların aileleri dernek kurdu. İşte bu olaydan hareketle gazeteci Adnan Bilen, SSPE’ye yakalanan çocukların öykülerini “Esmer Çocuklar İçin Ölümün Yeni Adı: Bir Doz SSPE” adlı belgeselde topladı. Belgesel bugün Diyarbakır Sanat Merkezi’nde gösterilecek. Bilgen, belgeseli için “Eski zamanların acı hikâyeleriyle büyümüş çocukların dünyasında  çaresizlikler isim değiştirmiş, her ölüme başka bir isim konulmuş ve yaşadığımız coğrafyada isim değiştirmiş tüm ölümler gelip önce ve mutlaka bizi, bizim çocukları bulur olmuş” diyorSSPE hastalığı kızamık virüsünün beyne yerleşerek iltihap oluşturması sonucu meydana geliyor. Kızamık geçirildikten 1-10 yıl sonra hastalığın belirtileri kendini gösteriyor. Belirtileri, yürümede bozulma, unutkanlık, konuşma bozukluğu, davaranış değişikliği... Devamı