01 12 2007

HİZBULLAH'I HAREKETE GEÇİRMEK İSTEYENLER VAR!

Konu: Hizbullah ve sivilleşme Yayın Tarihi: 09 Temmuz 2007 www.iyibilgi.com Nevzat Çiçek “Hizbullah’ı harekete geçirmek isteyenler var” MİT Müsteşarı Emre Taner’in “Hizbullah’ı tekrardan harekete geçirmek isteyenler var” açıklamasından sonra İstanbul’da askeri kanat liderinin yakalanması ve sonrasında ortaya çıkan “Hizbullah partileşiyor mu, sivilleşiyor mu?” sorusu. Cevabı basit olan bu sorunun yanıtını herkes kendi açısından veriyor. Bölgede demokratikleşmeyle birlikte sivilleşmenin de yaşandığı gerçeğini görmek gerekiyor. Bölgede sivilleşme yaşanırken uzun süre silahtan uzak duran örgütün eski elemanları Aralık 2006 tarihinde silahı tamamen bırakma kararı aldılar. Başbakanlığın son yayımladığı “Hizbullah’ın sivilleştiğine dikkati çekmesi ve dikkat edilmesi” şeklindeki açıklama gözlerin bölgeye dolayısıyla da sivilleşen İslami yapılara çevrilmesine neden oldu. Nokta Dergisi’nin ikinci sayısında “Kürt İslam’ında yeraltı dönemi bitti” kapak haberinde yer alan bütün bilgiler, legal – illegal çeşitli kurum ve güçlerce bir bir teyit edilmişti. Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) “Hizbullah sivil görünüm kazanmaya çalışıyor, çeşitli sivil toplum örgütlerinde çalışma yürütüyor” tespitinden sonra gözler 2003’de kurulan Mustazaf-Der’e çevrildi. Diyarbakır’da 150 bin kişinin katıldığı mitingler yapan dernek, akıllara  “Doğuda radikal İslam yükseliyor mu?” sorusunu akla getirdi. Bölgenin tanınmış siyasilerinden Haşim Haşimi’nin Nokta’nın sekizinci sayısında yer alan söyleyişisinde sivilleşen bu yapıların en belirgin amaçlarının siyaset olduğunu belirtmiş “Meşru siyaset zemininde kalındığı müddetçe kimsenin bir itirazı olmamalı…” demişti. Hizbullah konusunu yakından izleyen gazetecilerden Cumhuriyet Gazetesi Yurt Haberler Müdürü Mehmet Faraç ise Hizbullah’ın yeni rotasının... Devamı

28 11 2007

SİVAS KAMPI

Nokta Dergİsİ'nde Kürt tarİhİnİn gİzlİ kalmIş bİr sayfasI: "1960 - SİVAS KAMPI" İSTANBUL (18.01.2007)-  27 Mayıs 1960 darbesinden dört gün sonra Kürt illerinde tutuklanan 485 kişi Sivas Kabakyazı'da bir kampta toplandı. Bu topluluğun içinde bölgenin tanınmış ailelerinin fertlerinin yanı sıra ağa ve şeyh sıfatı taşıyanlar da yer alıyordu. 47 yıl sonra ilk kez yayımlanan fotoğraflarla Sivas kampında yaşananlar Kürt sorununda gizli kalmış bir milat olarak Nokta Dergisi muhabiri Nevzat Çiçek tarafından derginin son sayısında gözler önüne serildi. Eski TBMM başkanı Hüsamettin Cindoruk'un, "Ayrılıkçı Kürt ideolojisi" olarak tanımladığı ve bugüne kadar gizli kalan Sivas kampında yaşananlar aslında Kürt sorununun neden bu kadar çıkmaza sürüklendiğini de bir göstergesi. Nokta Dergisine göre işte Sivas Kampı'nın perde arkası:  “27 Mayıs ihtilalinin Doğu politikasında iki yanlışı vardır: Biri, doğu bölgelerinin siyasi liderlerini ve önde gelen kişilerini Sivas Kampı denilen kampta toplamasıdır. Kürtçülük ideolojisi orada bir okul gibi ortaya çıkmıştır. Siz devletine bağlı adamı da karşıt görüşlerdeki adamı da oraya götürdünüz ve karşıt görüşlerdeki kesim 'Devletine bağlı oldun da ne oldu? Bak yine bizimle beraber buradasın!' söylemini savundu. 27 Mayıs'ın ikinci hatasıysa doğu bölgelerinde tespit ettiği 55 ağayı batı bölgelerine sürgüne göndermek olmuştur. Çıkan tablo ne? Bir tarafta kanaat önderleri Sivas Kampı'nda, diğer tarafta 55 ağa batı bölgelerinde sürgünde. Soru şu; ortaya çıkan boşluğu kim dolduruyor? Ayrılıkçı Kürt ideolojisi! “Bu siyasi Kürtçülük, boşluktan istifade edip yerin altından kaynamaya başlıyor ve seçimlerden sonra Devrimci Doğu K&... Devamı

28 11 2007

DİYARBAKIRDA SÖYLEM DEĞİŞİKLİĞİ

  DİKKAT! BU DİYARDA SÖYLEM DEĞİŞİYOR       (RENKLİ DERGİSİ'NDE YAYIMLANDI)     Süleyman Demirel’in 1991 yılında Diyarbakır’da söylediği “Kürt realitesini tanıyoruz” sözü ve sonrasında Mesut Yılmaz’ın 2002 Diyarbakır’da “Avrupa Birliğinin yolu Diyarbakır’da geçer” beyanatı. Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın 2005 yılında Diyarbakır’da dile getirdiği  , ''Kürt sorunu, alt kimlik ve üst kimlik'' ile ilgili açıklamaları. Son olarak, DYP lideri Mehmet Ağar’ın Ekim ayı içerisinde PKK için söylediği  "Dağda silâh tutacağına düz ovada siyaset yapsın" sözleri. Peki, bu sözler neden İstanbul’da, Ankara’da değil de bölgede ama özellikle de Diyarbakır’da dillendiriliyor. Ülkenin Batısından ayrı gelişen bu söylem tarzına kim neden ihtiyaç duyuyor. Siyasilerin bu söylemi bölgede çalışan sivil toplum kuruluşları ve partilerinin temsilcilerini nasıl etkiliyor, onlar nasıl bir söylem içerisine giriyorlar. Bütün bu olanlara karşı devlet görevlilerinin söylemleri nasıl değişiyor. Daha da önemlisi halk bu söylemi nasıl karşılıyor…   AVRUPALIYIM TÜRKİYELİYİM KÜRDÜM… Diyarbakır’da, derneklerin, siyasi parti temsilcilerinin söylemleri arasında ara ayrımlara rağmen bir yakınlaşma ve daha fazla ortaklaşma söz konusu. Bu da yeni söylemlerin oluşmasında ve söylem ortaklıklarında önemli unsurlar ortaya koyuyor. Örneğin çoğu dernek ve siyasal parti bölgedeki gelişmeleri değerlendirirken “Kürt Sorunu” İfadesi kullanıyor. PKK için PKK demeyi ve PKK’lılar için “militan”, “gerilla” ifadeleri kullanılırken az sayıdaki dernek terörist ifadesini kullanıyor. Dernekler, her zaman Kürt Sorununu ve  bölgesel dokuyu gözetmeyi, sosyal duyarlıkla hareket etmeyi sivil toplum örgütleri olmanın bir niteliği olarak ele alıp, söylemlerini, amaçlarını, kitle ilişkilerinde... Devamı

28 11 2007

GAZİ MAHALLESİNDE KAHREDEN GERGİNLİK

GAZİ MAHALLESİ NİYE KAYNIYOR…   (NOKTA DERGİSİNDE YAYIMLANDI)  “Gazi Mahallesi’ne ilk gittiğimde başka bir hassasiyet ve havası vardı. Burada insanlar başka bir şey yapacak ve kuracak duygusu vardı. Şimdi gittiğimde hissettiğim şey her şey oluruna bırakılmış, biraz olacaklara ve kaderine boyun eğmiş ve inancını kaybetmiş bir mahalle gerçeği” diyor “Gazi Mahallesi Belgeselinin” yönetmeni Aydın Bulut. Gazi olayları sonrasında çektiği belgeselle yurt içi ve yurt dışından sayısız ödül alan Aydın, Gazi’nin önceki duruşundan çok farklı bir duruş sergilediğini ve değerlerini kaybettiğini belirterek değişimi sergilemek adına yeni bir belgesel çekilmesi gerektiğini söylüyor. 35 yıldır Gazi mahallesi’nde yaşayan ve 10 sene muhtarlık yapan Nevzat Altun’un görüşleri de Aydın’ı destekler nitelikte. Altun ve görüştüğümüz herkes Gazi’deki bozulma ve gerginliğin göçler ve Gazi olaylarından sonra hızlandığını belirtiyor. Provakasyonlar ve karşıt suçlamalarla gündeme gelen mahallede Kürt-Alevi kavgasının temelleri çoktandır atılmış. Bugün baktığımızda bilinenden çok farklı bir Gazi ve “devrimci” gerçeği var. Gazi son 10 yıldır kaynatıla -kaynatıla adeta patlama noktasına gelmiş durumda.   İstanbul’a önceden göç etmiş solcu, demokrat ve Alevi kesimlerin çoğu bulundukları semtlerden taşınarak Atatürk Çiftliği’ne olarak bilinen yere taşınıyor. 1970’lerin sonrasına doğru mahallenin 300’e ulaşan hane sayısında Alevi kesimi ağırlıkta. Yeni bir mahalle kültürü ve örgütlenme yaratıldı. Bir taraftan Sivas, Tokat, Tunceli gibi yerlerden gelen Aleviler, diğer taraftan yanı başlarındaki başka hayatlar. Örgütlü yapısı ve muhalif duruşuyla bilinen Gazi bilinen kimliğinden çok uzakta başka hesaplarlarla anılıyor. Sürekli gerginlik ve siyasi hesap Gazi’yi eski yapısından çok uzağa götürmüş durumda. Çeteleşme, fuhuş ve örgütlerin kendi aralarındaki hesaplaşmaları Gazi’... Devamı

28 11 2007

TÖRE VE NAMUS CİNAYETLERİNDE İLK RESMİ RAKAMLAR

    TÖRE VE NAMUS CİNAYETLERİNDE İLK RESMİ RAKAMLAR   Türkiye’de Batman’daki intiharlarla birlikte gündeme gelen töre ve namus cinayetleri konusunda, 11.10.2005 tarihinden itibaren çalışmalarına başlayan meclis “töre ve namus cinayetlerini araştırma komisyonu”, Türkiye’de töre ve namus cinayetleri konusunda ki ilk resmi rakamları yayımladı. Çocuğa yönelik şiddet, kadına yönelik şiddet, medyada şiddet, töre ve namus cinayetleri, günümüze kadar yürütülen çalışmaların ele alındığı 359 Sayfalık raporun en büyük özelliği 2000–2005 yılları arasında işlenen cinayetleri sınıflandırıp ilk resmi verileri elde etmiş olması. Bilinenin aksine en çok töre ve namus cinayetinin işlendiği bölge olarak Marmara Bölgesinin öne çıktığı rapor düşündürücü sonuçlar ortaya koyuyor…   HER YIL 5 BİN KADIN ÖLDÜRÜLÜYOR Birleşmiş Nüfus Fonu’nun tahminlerine göre her yıl dünyada 5 bin’den fazla kadın namus sebebi ile öldürülmekte. Türkiye de, dünyada namus cinayetlerinin işlendiği ülkelerden en çok göze batanı. 2000-2005 yılları arasında 1091 olay polise intikal etmiş olup, toplumuzdaki namus anlayışı sos yo-demografik etkenlere göre değişiklik göstermektedir. Kadının bedeni üzerinden algılanan namus cinayetlerinin en büyük nedenleri; ataerkil yapı ve değerler, hiyerarşiyi ve itaati öngören geleneğin ve kültürün yaygınlığı ve sürekli yeniden üretilmesi, kadının ve erkeğin fiziki mekanı paylaşmamasını öneren dinsel ve kültürel inançlar,  gelenekler, geniş aile, aşiret, hemşehrilik, cemaat ilişkilerinin yaygınlığına bağlı olarak birey üzerinde toplumsal baskının yüksek oluşu, bu yapılanmaların resmi düzeyde kabul görmesi sonucu siyasal yaşam ve hukukun uygulanmasına yön vermesi olarak belirtilmektedir. Raporda, namus cinayetlerinin bir kısmı bireysel olarak, failin kendi iradesi veya etrafından gördüğü toplumsal baskı sonucu işlediği belirtilerek, bu durumda kişiyi yönlendirenin töre değil, namus kavramıdır den... Devamı

27 11 2007

PUŞİ VE SARIK ARASINDA SIKIŞAN KÜRT SİYASETİ

Puşi ve sarık arasında sıkışan Kürt siyaseti (STAR GAZETESİ AÇIK GÖRÜŞ EKİNDE YAYINLANDI)    AÇIK GÖRÜŞ   Hizbullah’ın tasfiye edilmesi ve Abdullah Öcalan’ın Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye teslim edilmesi aynı döneme denk düştü. Bu olayların akabinde bölgedeki siyasal hareketlilikler, suskunluk dönemine girdi. Suskunluk döneminin sonunda ise İslami kesim kabuk değiştirdi ve ‘sivilleşme’ çizgisinde siyaset üretmeye başladı NEVZAT ÇİÇEK* KÜRTLER, İslami hassasiyetleri yüksek olan bir halktır. Din fenomeni, Kürt siyasetinin şekillenmesinde her zaman belirleyici bir unsur olmuştur. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Kürt isyanlarının resmi kaynaklar tarafından din faktörüne bağlanması da bu tezi güçlendirmektedir. Oysaki din, toplum açısından tek başına anlam taşıyan bir kimliksel durum olabildiği gibi diğer kimlikleri birbirine bağlayan bir düğüm noktası da olabilmektedir. Mesela eklemlenen kimlik, bazen Kürtlük olmuştur; bazen ise cemaatlerin veya aşiretlerin hegemonik merkez tarafından şekillendirilmeye çalışılan özgül kimliği olmuştur. Hatta bazen dinsel kimliğin kendisi de başka kimlik pozisyonlarına eklemlenebilmektedir. Bugünkü modern seküler algı, bütün bu kimliklerin geçirimliliğini algılayamadığından ve tarihsel olayları klişeler ve şablonlar etrafında açıklamaya çalıştığından dolayı sorunun kendisi sağlıklı bir şekilde analiz edilememiştir. Bölgede yeniden şekillenen siyaset anlayışı da farklı bir gözle bakılmadığı taktirde bu yanlışın kurbanı olacaktır. Kürt siyaseti sivilleşecek mi? Hizbullah’ın tasfiye edilmesi ve Abdullah Öcalan’ın Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye teslim edilmesi aynı döneme denk düştü. Bu olayların akabinde bölgedeki siyasal hareketlilikler, suskunluk dönemine girdi. Bu suskunluk döneminin sonunda İslami kesim, kabuk değiştirdi ve ‘sivilleşme’ çizgisinde siyaset üretmeye başladı. Bu... Devamı

27 11 2007

PİLOT NECATİ

PKK’nın “Karakutu”sunun Sırlı Ölümü  Perşembe, Ocak 11, 2007 "Pilot Necati" adı, neredeyse PKK'nın ortaya çıktığı 1970'lerden bu yana hiç gündemden düşmedi. Yıllar sonra Necati Kaya'nın ölümü bir mezar taşıyla ilan edildi ama tüm hayatı gibi ölümü ve mezar taşı da hâlâ tartışma konusu olmaya devam ediyor. Konuyu Nokta Dergisi’nden Nevzat Çiçek bir daha gündeme getirdi. Haberi aynen iktibas ediyoruz. Kürt sorunu ve PKK konusunda çalışan araştırmacıların en çok üstünde durdukları konuların basında Abdullah Öcalan-MİT ilişkisi gelir. Öcalan, 1984-1995 arasındaki yazılarından derlenen "Devrimin Dili ve Eylemi" kitapçığında MİT'in kendi yanına yerleştirdiği iki elemandan bahseder. Ona göre bunlar sonradan boşanacağı eşi Kesire Öcalan ve "Pilot Necati" olarak bilinen Necati Kaya'dan başkası değildir. Abdullah Öcalan'dan boşanıp örgütü terk ettikten sonra Hüseyin Yıldırım’la evlenen Kesire Yıldırım'ın nerede yaşadığı kesin olarak bilinmiyor. Pilot Necati'nin akıbetiyle ilgili olarak Abdullah Öcalan, 1999'da İmralı'da verdiği ifadesinde, "1982'de sanırım uçağının düşmesi sonucu öldü" demişti. Aradan yıllar geçti ve geçen haftalarda Ankara Karşıyaka Mezarlığı'nda bulunan bir mezarın Pilot Necati olarak bilinen Necati Kaya'ya ait olduğu iddia edildi. Mezarın üzerinde bulunan resim ve uçak kabartması mezarda yatanın "Pilot Necati" olduğunu ortaya koyuyordu. Konu önce Necdet Pekmezci tarafından 16 Aralık'ta Digimedya internet sitesinde dile getirildi. Geçen ayın son hafta Anka Haber Ajansı aynı haberi servise koydu ve aynı günlerinde Hürriyet, Yeni Şafak, Cumhuriyet gibi gazetelerde yayımlandı. Haberin yayımlanmasının ardından Necdet Pekmez’e yaptığımız görüşmede söz konusu mezarda yatanın Kaya olup olmadığına dair bir kesinlik olmadığı izlenim edindik. Görüşmemizin sonucunda Pekmezci de haberin kesinlik taşımadığını açıkça ifade etti. Konuyla İ... Devamı

27 11 2007

KALELER İÇİN KILIÇLAR ÇOKTAN KUŞANILDI

Renkli Dergisi yazarlarından Nevzat Çiçek, söz konusu tartışma üzerinden AK Parti ve DTP'nin Diyarbakır mücadelesini yorumluyor. Bölgeye AK Parti tarafından farklı bir siyaset anlayışı getirildiğini ifade eden Çiçek, DTP'nin rahatsızlıklarını irdeliyor. Çiçek'in yorumunu tümüyle iktibas ediyoruz:   Kaleler İçin Kılıçlar Çoktan Kuşanıldı Nevzat ÇİÇEK Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir arasında yaşanan polemik aslında bölgede öteden beri AK Parti teşkilatları ve DTP arasında yaşananların yetkili ağızlarca kamuoyuna yansıtılmasıdır. 22 Temmuz seçimleri öncesinde bölgede görüştüğümüz AK Partili il başkanları, seçimlerden sonra "siyasî anlamda bölgenin yeniden tahlil edilmesi gerektiğini" belirtmişlerdi. Bu tahlil neticesinde DTP'nin gerçek durumunun görüleceğini ve belediye seçimleriyle de bunun daha net anlaşılacağını kendilerinden çok emin bir şekilde dile getirmişlerdi. DTP'li yetkililer ise AK Parti'nin devletin bütün imkânlarını kullanarak bütün seçimleri almaya çalıştığını, belediye seçimlerini almak için de şimdiden organize bir şekilde yardım adı altında seçmene "rüşvet" dağıttıklarını dile getirmişlerdi. DTP ve AK Parti arasında seçim sonuçları üzerindeki tartışmalara Öcalan da katılarak görüşme notlarında DTP'lilerin bu yöndeki açıklamalarına kızmış ve "Siz de yüreğinizi ortaya koyup seçimi alsaydınız" demişti. Peki, yaşanan bu atışmanın perde arkasında sadece seçimleri kazanmak mı var? Bölgede ve özellikle Kürt siyasetini çok iyi takip edenler bunun DTP'nin kendi arasındaki iç çekişmesinden AK Parti'nin nemalanması olarak görebilirler. Acaba DTP olağan kongresinde Osman Baydemir'in başkanlık yolu mu açılıyor, yoksa AK Parti bizzat başbakan tarafından gösterilen ikinci hedefine mi kilitleniyor? Başbakan'ın bu açıklamasıyla birlikte PKK'nın da tavrını daha da sertleştireceği alttan alta dillendiriliyor. Gerçekte olup biteni nasıl okumak gerekiyor? ... Devamı

27 11 2007

AKP ve DTP Kürt sorununu çözebilir

23 Temmuz 2007 www.iyibilgi.com Nevzat Çiçek AKP ve DTP Kürt sorununu çözebilir 22 Temmuz seçimleri sonrası Türkiye Ak Parti'ye devam dedi. Ak Parti'ye devam dediği kadar seçmen gerginlik siyaseti üzerinden beslenen ve sürekli huzursuzluğa sebep olup toplumu kamplaştıran siyaset anlayışına da hayır dedi. Bu hayır aslında birçok mesajı içeriyor. Bu mesajları şöyle yorumlamak mümkün; Başta doğu ve Güneydoğu olmak üzere Ak parti Kürt seçmenden çok ciddi oranda oy aldı. Bu oyu alma sebeplerini çeşitli yazılarda tahlil ederken, bölgede siyasetin yeniden şekilleneceğini yerinde gözlemlediğimiz kadarıyla söylemiştik. Bir taraftan bölgede haksızlığa uğradığını düşünen DTP, diğer tarafta ise cumhurbaşkanlığı seçimi başta olmak üzere geldiği günden beri haksızlıklara uğradığını düşünen bir Ak Parti. Kürt seçmeni seküler Kürt milliyetçileri ve Kürt dindarlarının tercihini yansıttı. Seküler Kürt milliyetçileri koşulsuz bağımsız adayları desteklerken, dindar Kürtlerin büyük bir kısmı da aynı oranda Ak Parti'yi destekledi. Belki bölgede ilk defa aşiretler ve ağaların tavrı seçmenin tercihinde bu denli etkin olmadı. Buna örnek olarak CHP Bitlis milletvekili Edip Safter Gaydalı'nın seçilmemesini ve diğer ağa oylarının da düşük çıkmasını gösterebiliriz. (Diyarbakır’da Ensarioğulları ve Mesut Değer'in aldığı oylar vb.) Bölgede Ak Parti bu seçimden sonra ciddi oranda bende varım dedi. Ama bu AKP yönetimini yanıltmamalı. Ak Parti'nin aldığı oylar tepki oylarıdır. Bu tepkinin bir tarafında DTP, bir tarafında CHP ve MHP, bir diğer tarafında ise asker bulunmaktadır. Ak Parti bütün bu tepkilere ve yönlendirmelere rağmen yeni söylem ve adaylarla oyunu artırabilmiştir. Ama bölgede Ak Parti'nin siyasete ortak olması çok ciddi sonuçlar doğurabilir. Öncelikli olarak Kürt vekiller bölge sorunlarına genel merkezin faklı bir gözle bakmasını sağlamalı. Halkın öncelikli sorunu olan çatışmaların durması açısından inisiyatif almalı ve sosyal devlet imkanların... Devamı

27 11 2007

DİYARBAKIRDA MHP ZAZALARA OYNUYOR

26 Haziran 2007 www.iyibilgi.com Nevzat Çiçek Diyarbakır’da MHP Zazalara oynuyor! Diyarbakır’da miting alanında Tayyip Erdoğan’ı beklerken, bir Diyarbakırlının söylediği söz aslında her şeyi özetler gibiydi: “Kekliğe sormuşlar ayakların neden kırmızı, soğuktan demiş. Yav etme eyleme biz seni yazın da gördük” demişler. Türkiye siyasetin tarifi Diyarbakır’da bu… Başbakan Recep Tayip Erdoğan yaklaşık 2,5 yıl sonra tekrar Diyarbakır’daydı. Saat 16.00’da başlaması gereken miting başbakanın Adıyaman Mitinginin uzaması dolayısıyla geç başladı. Aslında siyasi partilerin çoğu seçim yasaklarından dolayı biraz hileye kaçmıyor değiller. Güneş altında kalabalıkları bekletemeyen siyasiler seçim yasaklarını ihlal etmemek için saati erkenden söyleyip geç geliyorlar. Kitleyi canlı tutmak adına başbakandan önce Milli Eğitim Bakaanı Hüseyin Çelik ve Tarım Bakanı Mehdi Eker Diyarbakır Ak Parti adaylarıyla birlikte İstasyon Meydanı’nın yanındaki seçim bürosuna gelip halkla dertleşiyorlar. Bakanları karşılayan davulculardan birinin davulunda Türk bayrağı var diğer davulcu da sarı kırmızı yeşil ip çıkartmaları asılı. Yanına yaklaşıp sorduğumuzda cevap hazır: “Burası Diyarbakır”. Hüseyin Çelik bağımsız adayların bir şey yapamayacaklarını, Bayburt Bağımsız Milletvekili olarak meclise giren Ülkü Güney’in de kendilerine katıldıklarını belirterek “Onlar mecliste Diyarbakır için ne yapabilirler?” diye soruyor. Aynı soruyu akşam sorduğumuz DTP İl Yönetimindeki insanlar ise “Onlar Kürt Meselesi için bir şeyler yapacaklar” diyorlar. Aslında bu tartışma alttan alta yayılıyor ve AK Parti hizmet isteniyorsa oyların kesinlikle kendilerine verilmesini istiyor. Ama bölge halkının büyük çoğunluğunda tek hizmet sürekli eksik buluyor.  Diyarbakır’ın tarihi içeceği meyan kökü şerbetini satan 28 yaşındaki Diyar’ın dediği gibi “Huzur olmadan iş olsa ne olacak” sözü dur... Devamı

27 11 2007

ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ NOKTA

Zurnanın Zırt Dediği NOKTA Perihan Mağden 19/04/2007 (8660 kişi okudu) Nokta Dergisi biliyorsunuz önce ANDIÇ haberini patlattı. Medyalamamız hasret ve susuzluk içindeymişler böylesi 1 habere; kendileri bulamazlarmış, yolup pişirip getiremezlermiş, Ahmet Şık'ın haberi manşetlendi de konuşuldu 'günlerce.' Ne vardı konuşulacak? Hem anlamadım, hem madem benim ismim geçmiyordu ('The World According To Garp') konuşmaya dahi layık bulmadım. Alt tarafı romontik bir genç kızın evrak-ı metrukesi gibiydi: "O beni seviyor. Bu beni sevmiyor. O darbe karşıtı. Demek TSK düşmanı-"vari bir popülarite çizelgesi. Diyelim Nazlı Ilıcak ile Hasan Celal Güzel (gazetemiz yazarı) o denli alışmışlar ki popüler olmaya, sevilmeye, incilenmeye; dayanamadılar 'Nasıl bizi sevgisizlikle itham edersiniz?' mahkemesi açmaktalar Askeriyemiz'e. Valla benim sevimlibirlik gibi 1 derdim yok. Örselenmezdim yani listelenmekten Darbe Düşmanı Sevgisiz Kadın diye. ('Ayna ayna! Söyle bana!') Ve fakat NOKTA'nın tabiatında 1 arsızlık seziliyordu. Hemen akabinde Darbeci Günlükleri patlatıldı. İki bin küsur sayfalık, aşırı natürel bir üslup ihtiva eden Oramiral günlüklerinde, iki kez ciddi ciddi darbe yapılmak istendiği/planlandığı/ 'military takeover' için aşırı 1 arzu duyulduğu ve fakat (heyhat!) bunun yapılamadığı irdekleniyordu. Yine NE vardı? Tutturdu (1 Kısım İnsancıklar) "Darbe planları yapmak anayasal suçtur. Soruşturma başlatılsın. Günlükler gerçek mi, değil mi/var mı yok mu/in mi cin mi SORUŞTURMA kapsamında aydınlatılsın" diye diye. Elinin körü! Büyükanıt Paşa, yok öyle bi şey arşivlerimizde- diyor. Yetin; değil mi? Yüz verince astar istemek buna denirdi. 'Biraz' hadlerini bildirmek için NOKTA hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Nereye çeksen gider o şanlı maddeden: 318'den (Halkı askerlikten soğutmak) NOKTA'yla alakalı soruşturma başlatıldı. Darbecilerle ilgili değil. İleri gitmeyin!.. Bu defa da Nevzat Çiçek NOKTA'da haberi... Devamı

27 11 2007

PKK İNFAZA HAZIRLANIYOR

    PKK İNFAZA HAZIRLANIYORPKK/Kongragel’in Avrupa'da bulunan örgüt muhalifleri için bir ölüm listesi hazırladığı ve infaz için fırsat kolladığı öğrenildi.Terör örgütü PKK, örgütten ayrılan eski militanları hakkında ölüm fermanları çıkarmaya devam ediyor. Hikmet Fidan ve Kani Yılmaz'ın ardından şimdi de eski Italya sorumlusu Mehmet Kara hakkında ölüm kararı çıkaran terör örgütü, infazı yerine getirmeyen Avrupa sorumlusu Rıza Altun'u görevden aldı. Kandil'e geri çağrılan Altun, can güvenliği istedi. Altun'un infaza karşı çıkması örgüt içindeki hizipleşmeyi de gün yüzüne çıkardı.Iddialara göre, Cemil Bayık, Murat Karayılan'ın aldığı karara uymayan Altun'a güvence verdi. Altun'dan boşalan Avrupa sorumluluğuna ise Karayılan'a bağlı Canan Kurtboğa getirildi. Kurtboğa'nın elinde eski militanlara yönelik bir infaz listesinin bulunduğu iddia ediliyor. Kurtboğa'nın elindeki listede, Almanya'da 8, Fransa'da 4, Isviçre'de 5 kişinin olduğu belirtiliyor.Bu listede yer alan PKK'ya muhalif Nasname sitesinin yöneticisi Şükrü Gülmüş, " Mehmet Kara, Mehmet Can, Selim Çürükkaya ve ben öteden beri listedeyiz. PKK düne kadar konuşup birşeyler yapmak isteyenleri susturuyordu, oysa şimdi bir köşede duran ve konuşup yazmayan kim varsa onları da yok etmek istiyor. PKK içindeki Ankaralılar grubu ile bunların karşısındaki grup arasında süregiden iktidar mücadelesi örgütü çok hızlı bir şekilde çözecektir" dediKaynak: Bugün gazetesi/8 Mayıs.06Nevzat ÇİÇEK Devamı

27 11 2007

DOĞU PERİNÇEK RÖPORTAJI

“ORDUSUZ İKTİDAR OLUR MU”?“TÜRKİYE’Yİ BİRLEŞTİREN İKTİDAR OLACAK”“CHP AKP’LEŞMEYE ÇALIŞIYOR”“CUMHURİYET MİTİNGLERİYLE HALK KANUN YAPTI”“DIŞ MESELELER İÇ MESELELERİ BELİRLİYOR”“BANA SUİKAST DÜZENLEYEN BOYUNUN ÖLÇÜSÜNÜ ALIR” İşçi partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek 9 Haziran tarihinde “Birlik ve kardeşlik mitingi” gerçekleştiriyor. Seçim döneminde bir seçim mitingi değil Cumhuriyet Mitinglerinin haritada eksik kalan yerini tamamlama olarak açıklıyor Perinçek, “Cehennemde bir Kürt kalsa, Türkün cennete gitmeye hakkı yoktur” derken, miting öncesi bir provokasyondan söz ediliyor. Biz neden Diyarbakır’da bu süreçte böyle bir miting düzenleme ihtiyacının nereden kaynaklandığını, tehdit edilip edilmediğini ve Cumhuriyet mitinglerini düzenleyenlerin neden bu mitinge tam anlamıyla sahip çıkmadıklarını öğrenmek için bu söyleşiyi yaptık ve not düşelim istedik. Söyleşiyi okurken aslında paranın mitingler için ne kadar önemli olduğunu gördük. - Sizin Diyarbakır’la bağınız nereden geliyor?Benim küçüklüğüm Diyarbakır’da geçti. Kız kardeşim Diyarbakır’da doğdu. Babam Diyarbakır’da yargıçlık yaptı ve ben Diyarbakır’da üç ay cezaevinde kaldım.  1990’lı yıllarda Diyarbakır Dilan Sineması’nda “Cehennemde bir Kürt kalsa, Türk’ün cennete gitmeye hakkı yoktur” dedim.  - Bu sözün bir benzerini Alparslan Türkeş’te söylemişti sanırım.Ben Türk- Kürt kardeştir Amerika kalleştir diyorum. Türkeş Amerika kalleştir diyebiliyor muydu? O Kürt bile demiyordu.- Bir ara siz Kızılelma Koa... Devamı

27 11 2007

ULUSAL BİRLİK HAREKETİ

FARKINDAMISINIZ Askerle hükümetin ve devletin anayasal kurumları arasına nifak tohumları ekmeye yönelik toplum mühendisleri tarafından titizlikle hazırlanan projeler 28 Şubat sürecinden sonra Ak Parti’nin iktidar gelmesiyle beraber tekrar  hayata geçirildi. Bu projelerin en önemli ayağını da Sivil Toplum Kuruluşları oluşturuyor. Son yıllarda mantar gibi türeyen ve içinde çeşitli rütbelerden emekli olmuş askerlerin bulunduğu kuvvacı yapılanmalar ortaya çıkarılıyor. Sivil Toplum Kuruluşu niteliğindeki bu yapıların hepsi de ülkenin büyük bir tehlike içinde olduğu ana fikri etrafında birleşiyorlar ve faaliyetlerini de bu tehlikelere karşı sivil toplumu bilinçlendirmek üzere örgütlemek olduğunu da açıkça ilan ediyorlar.Geçmiş yıllarda ve günümüzde devletin içinde devlet gibi davranan, sözde devleti koruma adına, hukuk dışına çıkmış çeşitli yapılanmalar olduğu bir gerçek.  Bu yapılar içinde yer alan kişilerin, kurumlarından bağımsız hareket ettikleri ve kontrol edilemedikleri de diğer bir gerçek. Bu yapılanmaların ilk etapta gizli daha sonra açıkça alanlara inmiş olmalarına karşın, bulundukları görev itibarı ile devletin tüm imkânlarından faydalanabildikleri, kullandıkları çeşitli milli argümanlar sayesinde bu yapılar ile organik bağı olmayan devletin bazı görevlilerinin de psikolojik etkenlerle bu kadrolara bilgi ve belge servisi yaptıkları da artık biliniyor. Bilinmeyen ise bu  organizasyonlar ile bağlantılı toplumun her kesiminde her meslek grubunda bulunması muhtemel sivil işbirlikçiler. Sivil toplum ve onunla birlikte ortaya çıkan bu yaklaşımlar kendini cumhuriyet mitingleriyle fazlasıyla gösterdi. Peki, bu sivil toplum örgütleri ne kadar sivildi ve bunlar ne zaman “vatan elden gidiyor” u fark etmişlerdi. Nasıl oluyordu da Cumhuriyet Mitingleri’nde söylenenle dört yıl önce oluşturulan bir platformla söylenenler paralerlik  arz ediyordu.      CUMHURİYET MİTİNGLERİ KAMPLAŞTIRDI MI BİRLEŞTİRDİ Mİ ? Nokta Der... Devamı

27 11 2007

DÜNYADA MİLLETVEKİLLERİ MAAŞLARI

    VEKİLLER NE ALIYOR    nevzatcicek@gmail.com   Dünya parlamentolarında parlamenterlerin aldığı maaşlar ve milletvekillerine sağlanan haklar   Almanya Temsilciler Meclisi üyelerinin temel aylığı 5780 dolardır. Bu miktar vergiye tabi olup, ayrıca ödenen gider tazminatları vergiden muaftır. Üyeler için bir emeklilik düzenlemesi vardır. Üyelere diplomatik pasaport verilir. Ayrıca sekretarya, danışmanlar, güvenlik önlemleri, resmi araçları Bonn bölgesinde ücretsiz kullanım hakkı, posta ve telefon ile seyahat ve taşıma hizmetleri sağlanır.   Avusturya Parlamento üyelerinin ücretleriyle ilgili olarak 1997’de yürürlüğe giren düzenlemeye göre Temsilciler Meclisi üyelerinin aylıkları 7000 dolar civarında olup bunu yılda on dört defa alırlar. Bu miktar vergiye tabidir ve üyeler için özel bir emeklik düzenlemesi bulunmamaktadır. Bundesrat üyeleri (Üst Meclis) bu miktarın yarısını almaktadırlar. Milletvekillerine sekretarya, danışmanlar, posta ve telefon ile seyahat ve taşıma hizmetleri, Meclis Başkanlarına makam aracı sağlanır.   Belçika Temsilciler Meclisi üyelerinin aylıkları Devlet Konseyi (En yüksek idari mahkeme hâkiminin başlangıç ücreti üzerinden hesaplanır)  Halen ayda vergiye tabi 5084 dolar’a karşılık gelmektedir. Giderler için ayda vergiden muaf 1423 dolar tazminat ödenir. Parlamento üyeleri kendi dönemlerinde grevden ayrıldığında ya da seçimlere katıldığı halde yeniden seçilmediğinde kendilerine vergiye tabi olarak, kıdemine, yani üye olarak görev yaptığı 12 ay bir yıl hesaplanarak karşılık gelen ücrete göre hesaplanan ve maksimum 2 yıllık ücret karşılığı olmak üzere bir miktar ödenir. Meclis başkanı ile birinci başkan vekili ve eski Meclis başkanlarına diplomatik pasaport, diğer milletvekillerine koruma düzenlemesi yapılmış pasaport verilir. Milletvekillerine sekretarya, danışmanlar, posta ve telefon, seyahat ve taşıma hizmetleri sağlanır.   Çek Cumhuriyeti Parlamento üyesi 1900 do... Devamı