28 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

YAZILARIM

KÜRT SORUNU

İSLAM

TARİH

TV PROGRAMLARIM

Diğer İçeriklerim (139)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (28)
12 12 2011

TEKKE VE ZAVİYELERİ KAPATAN ŞARK İSTİKLAL MAHKEMESİDİR

 

Tekke ve zaviyeleri kapatan Şark İstiklal Mahkemesi’dir

 

Nevzat ÇİÇEK
nevzatcicek@gmail.com

İstiklal Mahkemeleri zabıtlarının açıklanması noktasında TBMM’de bir çalışma yapıldığı basına yansıdı. İstiklal Mahkemeleri, mahkeme olmanın ötesinde yeni sistemin temelini sağlamlaştırmak amacıyla kurulan ve kanun ötesi yetkilere sahip olan seyyar mahkemelerin adıdır.
Habur’da, mahkemenin Habur’a kurulmasını eleştirenler, seyyar istiklal Mahkemeleri’nin nasıl, il il gezdirildiğine ve her gittikleri yerlerde nasıl idamlar gerçekleştirdiklerine baksınlar. İstiklal Mahkemelerinin kaç kişi hakkında idam verdiğini, kaçını infaz ettiğini kaçını hapis cezasına çarptırdığını bilemiyoruz.
Bu bakımdan İstiklal Mahkemeleri ve gücünü ortaya koymak adına aşağıdaki bilgileri sizlerle paylaşırken, özellikle Ergün Aybars’a teşekkür etmeyi görev biliyorum.
Aşağıda okuyacağınız bölümleri çoğunuz ilk defa duyacaksınız ve aslında bize yutturulan resmi tarih tezinin de ne kadar gerçekçi olduğunu buradan bir kez daha görme şansına sahip olacaksınız.
Şeyh Said ve arkadaşları yakalandıktan sonra mahkemedeki sorgu aşamasında, (11 Mayıs 1925’te) Şeyh Şemsettin yakalanarak İstiklal Mahkemesi’ne çıkarılması sırasında tekke ve zaviyeler de gündeme gelmiştir. Nakşibendi tarikatı şeyhlerinden Şeyh Yusuf’un oğlu olan Şeyh Şemsettin, savcılık ifadesinde iki tekkesi olduğunu ve bu tekkelerinde 600 erkek ve 200 kadın bulunduğunu söylemesi, sorguda tekke ve zaviye konusunun irdelenmesinin nedenidir.
Mahkeme savcısı Ali Saib Bey, “Din ve Şeriat kisvesine bürünerek masum halkı ayaklandıran şeyhlerin neler yaptığını, ne fena adamlar olduğunu, şu anda bütün millet işitiyor ve anlıyor” demesi mahkemenin kararında etkili olmuştur.
Savcı Ahmet Süreyya’nın da talebi üzerine, mahkeme isyancılar için verdiği idam ve ağır hapis cezalarına, tekke ve zaviyelerle ilgili bir bölüm de eklemişti. Böylelikle hem tekke ve zaviyeler ile isyan arasında bir bağ kurulmuş ve hem de bu kurumların kapatılması için önemli bir adım atılmıştı.
Şeyh Said ve arkadaşları davasının 28 Haziran tarihli kararında tekke ve zaviyelerin kapatılmasını öngören hüküm şöyle ifade edilmişti: “Yapılan muhakemelerden ve tetkiklerden, tekke ve zaviyelerin birer kötülük ve fesat ocağı oldukları ve bu tekkelerle zaviyelerde Şeyhlerin kendilerine Allah süsü vererek halkı kendilerine taptırmak gibi, dinin kabul edemeyeceği fiiller işledikleri, mahkeme huzurundaki ifadelerden anlaşılması dolayısıyla Şark istiklal Mahkemesi yargı bölgesi içindeki bütün tekkelerle zaviyelerin kapatılmasına karar vermiştir.”
Mahkeme Başkanlığı 29 Haziran 1925’de savcılığa gönderdiği yazıda, “Şeyh Said ayaklanmasının ortaya koyduğu bu tekke ve zaviyelerin birer “Menba-i şer ve fesat” yuvası oldukları, mensuplarının kendilerine kutsal payeler vererek halkı kendilerine secde ettirdiklerinin anlaşılması dolayısıyla, kendi il ve kazaları içindeki bu gibi yerleri kapatmaları için bütün yöneticilere bildirilmesini” isterken; savcılık da, 30 Haziran 1925’de bu yazıyı Siverek, Mardin, Van, Hakkari, Genş, Siirt, Hınıs, Dersim, Diyarbakır, Ergani, Maden, Malatya ve Elazığ’a göndererek vali ve diğer yöneticilerin kararı hemen uygulamasını ve sonuçların Savcılığa bildirilmesini istemişti.
Ancak uygulamada bazı yerlerde kapatılma işleminin yavaş gitmesi veya hiç yapılmaması üzerine, İstiklal Mahkemesi söz konusu valiliklere 10-15 Ağustos 1925 tarihleri arasında telgraflar yollayarak, “Bu konuda ihmal ve kötü niyeti görülen bütün görevliler hakkında kanuni işlem yapılacağını” bildirmiştir. Bunun üzerine uygulamayı geciktirmiş olan vali ve kaymakamlar emri hemen yerine getirmeye ve kapatılan yerlerin listelerini göndermeye başlamışlardır. Kapatılma işlemi özellikle jandarma tarafından yapılarak tutanaklar doğrudan İstiklal Mahkemesi’ne yollanmıştır. Kapatılma sırasında birkaç direnme dışında fazla bir olay olmamış, tekke ve zaviyelerin cemaatinin evlerde gizli törenler yaptıkları yönünde ihbarlar devam etmiştir.
Şark İstiklal Mahkemesi’nin bu kararı ile birlikte özellikle Dersim’de Cem Evleri’nin de kapatıldığını görmek mümkündür. Şeyh Said hareketine destek vermeyen Dersimlilerin sadece Cem Evleri kapatılmayacak, Dersim üzerinde tetkikler bu tarihten itibaren hızlanacak ve Dersim 1937-1938 yıllarında bir katliama uğrayacaktı.
İstiklal Mahkemesi kararı ile Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı coğrafyada kapatılan tekke ve zaviyelerin Türkiye genelinde kapatılması ise daha sonraki süreçlere, daha doğrusu Mustafa Kemal’in 30 Ağustos 1925’de Kastamonu’da “Ölülerden medet ummak, medeni bir cemiyet için, lekedir. Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır” sözleri bu konuda bir kanun çıkarma işareti olmuştur.
Mustafa Kemal’in bu konuşmasından üç ay sonra 30 Kasım 1925 tarih ve 677 sayılı “Tekke ve zaviyelerle türbelerin kapatılmasına ve türbedarlıklarla birtakım unvanların men ve ilgasına dair kanun” çıkarılmıştır.

217
0
0
Yorum Yaz